fbpx

Yılbaşının yaklaşmasıyla beraber hindi olarak isimlendirdiğimiz kuş kendini yeniden akıllara getirdi. Hindinin İngilizce karşılığının neden “Turkey” olduğu hakkında eminim bu yazıyı okuyan kişiler önceden birtakım teoriler görmüşlerdir. Özellikle hindinin Kuzey Amerika orijinli bir kuş olmasına karşın “Turkey” ismini alması gerçekten enteresan bir durumdur. Ben bu yazıda en çok kabul gören 2 teoriden bahsedeceğim ve kaynakları da aşağıya bırakacağım isteyen kontrol edebilir.

Öncelikle en çok kabul gören teoriden bahsedeceğim. Sizlerin de bildiği üzere Osmanlı döneminde, Avrupa’da Osmanlı topraklarından “Türkiye” olarak yani “Turkey” olarak bahsedilirdi. Turkey İngilizcede tıpkı Türkçe karşılığında olduğu gibi “The land of Turks” yani “Türklerin toprağı.” anlamına gelir. Bu bilgi iki teori için de önem taşımaktadır.

İlk Teori

İlk teorimizin temeli enteresan bir yanlış anlaşılmaya dayanıyor. Afrika’da Beçtavuğu olarak adlandırılan bir kuş türü bulunmaktadır. Bu kuş coğrafi keşifler sırasında Portekizli denizciler tarafından Kuzey Afrika üzerinden Avrupa’ya ulaştırılmıştır. Beçtavuğu Kuzey Afrika üzerinden ulaştırıldığı için (Kuzey Afrika o dönem Türk toprağıdır.) Avrupalılar tarafından “Turkish chicken” yani “Türk tavuğu” olarak isimlendirilmiştir.

Avrupalılar Kuzey Amerika’ya ulaştıklarında orada daha önce görmedikleri, Kuzey Amerika kökenli bir kuş türüyle karşı karşıya kalırlar. Bu kuşu daha önce görmemişlerdir ancak daha önce gördükleri bir kuş olan “Turkish chicken”a oldukça benzetmektedirler.

Daha önce sözlükler yazmış olan Orin Hargraves isimli leksikograf (Sözlükbilimci) olanları şu şekilde anlatır:

“Bazı Avrupalılar bir hindi görmüşlerdi ancak bunu bir Beçtavuğuna benzettiler. Beçtavuğu o dönem “Turkey cock” yani “Türk horozu” olarak isimlendiriliyordu. Dolayısıyla Avrupalılar bu iki kuşu aynı kuş zannettikleri için ikisi de aynı ismi almış oldu ve hindiye kısaca “turkey” ismi takıldı.”

Aradan yüzlerce yıl geçmiş olmasına rağmen bu kuşa İngilizcede hala “turkey” denilmektedir, her ne kadar Türkiye ya da Avrupa’yla hiçbir doğrudan bağlantısı olmasa da.

Bu sadece İngilizceye özgü bir durum değildir. Biz de Hindi yani “Hindistan’a ait” anlamına gelen bir isim koymuşuz. Bunun sebebinin de bizim o dönem “Yeni Dünya” olarak isimlendirilen yeri Hindistan zannediyor olmamızdan kaynaklanıyor.

Aynı şekilde Fransızcada hindinin karşılığı “dinde”dir ve yine Hindistan’a ait anlamına gelir.

Hintliler ise bu kuşa “Turki” ismini takmışlardır yani onlar da bu kuşun bize ait olduğunu ima etmektedirler.

Portekizliler ise belki de diğerlerine göre en iyi tahmini yaparak ayrıca bir Güney Amerika ülkesinin de adı olan “Peru” ismini takmışlardır.

İlk teorimiz bu yöndedir ve aslında oldukça da akla yatkındır. Karıştırılan iki kuş gerçekten birbirini andırmaktadır ve çoğu şeye geldikleri coğrafyaya göre isimler takıldığını biliyoruz. Şimdi ikinci teoriden bahsedelim ki o da yine aynı temellere dayanmaktadır.

Beçtavuğu örnek görsel
 Beçtavuğu örnek görsel

İkinci Teori

İkinci teoriye göreyse, Hindi Amerikalı tüccarlar tarafından Avrupa’ya Orta Doğu üzerinden yani yine o dönem Türklere ait olan bir toprak üzerinden getirilmiştir. Bu sebepten ithalatçılar da direkt olarak getirildiği yerin adını vermiş ve yine “Turkey cocks” yani “Türk horozu” adını vermişlerdir, zamanla da söylemin kolaylaşması için sadece “Turkey” denmeye başlanmıştır.

Bilimsel kaynaklara en çok dayanan teoriler bunlardır. Elbette bunlar dışında daha çok teori vardır ancak ben kaynakçada da göreceğiniz üzere en güvenilir kaynakları baz almaya çalıştım.

Neden Yılbaşında Hindi Yeriz?

Madem hindiden bahsediyoruz kısaca yılbaşında neden hindi yendiği konusunda da bir teoriden bahsedelim.

Bu konudaki en meşhur teoriye göre insanlar önceleri yılbaşı kutlamalarında hindi değil; inek, tavuk ve kaz eti yemeyi tercih ediliyorlardı, zaten hindi, coğrafi keşiflerle bulunan bir kuş türü olduğu için tüketilmesi 16. yüzyıla kadar bilimsel olarak da mümkün gözükmüyor. Hindiyi yılbaşında ilk tüketen kişi İngiliz Kral 8. Henry’dir ve 16. yüzyılda tüketmiştir, bu olayla beraber üst zümre yılbaşında hindi yemeyi tercih etmiştir ancak halk bu konuda asillere katılamamıştır çünkü hindi henüz yeni keşfedilmiş, ithal ve oldukça da pahalı bir hayvandır. Yine de halk, ihtiyaçları olduğu için inek ve tavuk yemeyi kesmiş ve kaz yemeyi gelenek haline getirmiştir. Hindi geleneğinin halk arasında yaygınlaşmasıysa 1930’ları hatta bazı kaynaklara göre 1950’leri bulmuştur.

Alperen Özdemir içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
Alperen Özdemir içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

Bugün konu ise Rönesans’ın baş karakterlerinden Michelangelo. Ben bu konuya öncelikle Sistine Şapeli’nden giriş yapmak istiyorum. Evet Sistine Şapeli’nin şu anda tavanlarını süsleyen olağanüstü resimler Michelangelo’ya ait. Ben de buradan yola çıkarak araştırmaya başladım. 1500’lu yıllarda o zamanın Papa’sı II. Julius tarafından Michelangelo’ya yaptırılan bu resimlerin birazından bahsetmek istedim. Papa bu resimleri ilk gördüğünde Michelangelo’ya […]
CEMAAT, İSTİKRAR, ÖZDEŞLİK Cesur Yeni Dünya, teknolojinin ve bilimsel teknik bilginin kontrolünde olan bir toplumda birey düşüncesinin ve özgürlüğün olmadığı ama bunun yerine sistemin istediği biçimde yaşayıp ve düşündüğünü sanan edilgen insanların olduğu bir dünyadır. Roman, Londra merkezli ve yöneticisinin Mustafa Mont olduğu Dünya Devleti’nde geçmektedir. Dünya Devleti de diğer birçok distopik romanda olduğu gibi […]
Bildiğimiz üzere II. Dünya Savaşı’nın sonunda Soğuk Savaş süreci başlıyor ve dünya, ABD ve Sovyet Rusya’dan oluşan iki kutuplu bir düzenin etrafında şekilleniyor. Bu kutuplar arasında her alanda olduğu gibi uzay ve havacılık alanlarında da rekabet yaşanıyor ve pek çok ülke bu alanlara yönelik ajanslar kurarak gerekli çalışmalara başlıyor. Günümüzde de devam eden bu çalışmalar, […]
Bugünkü konumuz aşk konulu filmler. Birçoğumuz ki özellikle kadınların tercih ettiği bir konu olan aşk filmleri hakkında ufak bir liste yaptım. Konuya ilgili olan kişiler bu listedeki filmleri çoğu kez izlemiş ve repliklerine kadar ezberlemişlerdir diye düşünüyorum. Ben yine de bu konu hakkında fikir sahibi olmak isteyenler veya arada duygusal çöküşüşe giren herkesin izleyebileceği filmleri […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.