fbpx

İnsanı delirten şey, şüphe duymaktır belki de? Aşktan, sevgiden, nefretten, değerden, öfkeden, insandan… Kendinden? Bazen öyle duygu patlaması yaşar ki insan, kulağa geldiği gibi hoş bir şey de değil bu ha! Kendine kusar bütün öfkesini, aynalara feryat figan eder, bağırır çağırır. Bağırır da duyan olmaz. Susar, üzerine giderler insanın. İnsan bazen öyle anlardadır ki, ne yapsa yetinemez kimselere. Hoş, amacı bu da değildir ya; işte… Uyumak için girdiğim yatakta saatlerce tavanı izliyorum bazen, yemek sofrasından en son kalkan ben oluyorum, hem bir şey de yemiyorum. Bazen önüme bir temiz sayfa alıyorum, titreyen elimde bir kalem. Düşünüyorum, düşüncelerde öyle kayboluyorum ki unutuyorum kendimi. Belki de 3 saatimi beyaz bir sayfaya bomboş bakarak geçiriyorum, yazıyorum aslında. Kafamda yazıyorum, bağırıyorum, içimde kopan kıyametler var. Ama öyle sakin, öyle halsizim ki. Kalem oynatmaya gücüm yok işte, görüyorsunuz!

Ne çok anlam yüklüyoruz değil mi bazen? Öylesine bir değer veriyoruz ki insanlara, en basitinden ucu bize dokunacak bütün ipleri yollarına seriyoruz. Al diyoruz ya, al kalbimi kır, parçala! Al ruhum, seninle dans etsin ve öldür onu! Kır beni, darmadağın et, derbeder olayım, tarumar olayım. Eğer sana verdiğim sevgiye karşılığın buysa da kabulüm, seviyorum seni! Hadi oradan. Kimse birbirini aynı ölçüde sevemez, bu hep böyle olmuştur ve böyle olacaktır. İnsanlığın yazılmayan sayısız kanunundandır bu. İnsana değer verirsiniz ve artık sadece hüzün vardır. Başkasından gelecek en büyük kötülüğe kayıtsız kalırken küçücük bir kırgınlık, değer verdiğiniz birinden geldiğinde sizi defalarca öldürür, defalarca! Ancak insan, bile bile gider hüzne, yalvarışa, yakarışa yürür. Namütenahi bir yol ve ışık yok. Yürür insan, yürür. Hiçbir şey olmamasındansa kötü şeyler olsun, nedir ki?

O kadar yoruldum ki hiçlikten. Bunaldım, sıkıldım, daraldım ve hatta deliriyorum! Hiçlikten… Üzerime gelen duvarlardan, bana gülümseyen yığınla hayat dolu kitaplıktan, kısık sarı lambamdan… Hiçliğin ortasındaki her şeyden! Çekin alın beni ne olursunuz, atın denizlere belki. Belki bir çölde yeşeren gül olurum! Belki bir kimsesiz, hamisiz; belki hayat dolu bir kadın? Bilmiyorum, toplumun hangi kriterine ne kadar karşıyım, bilemem! Ama bu hiçlik beni yiyip bitiriyor, sizi de öyle değil mi? Aynılaşıyor ama bir o kadar yabancılaşıyoruz. Her şey, bir o kadar hiçliğe gömülü. Bana normal olan tek bir şey söyleyin! Bu anormallikten sağ çıkabilmiş tek bir normal, söyleyin bana!

Zeynep Yavuz içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
Zeynep Yavuz içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

“Sisyphus’u gördüm, korkunç işkenceler çekerken: yakalamış iki avucuyla kocaman bir kayayı ve de kollarıyla bacaklarıyla dayanmıştı kayaya, habire itiyordu onu bir tepeye doğru, işte kaya tepeye vardı varacak, işte tamam, ama tepeye varmasına bir parmak kala, bir güç itiyordu onu tepeden gerisin geri, aşağıya kadar yuvarlanıyordu yeniden baş belası kaya, o da yeniden itiyordu kayayı, […]
Bugün 10 Mart 2022. Gülistansız 796. gün “Ne durumdayım biliyor musunuz? Ölüm Allah’ın emri, ölüm dünyada var. Gençlerin ölümü zor ama biz her gün yeniden ölüyoruz. Her gün… Toprağa bile basmaya kıyamıyorum, acaba kızım içinde olabilir mi diye. “ 21 yaşında, Tunceli’de bir üniversite öğrencisiydi Gülistan Doku. 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamıyor. […]
Bir girişim fikriniz var ve bu alanda bir marka oluşturmak istiyorsunuz ya da henüz küçük bir işletmesiniz ve işletmenizi büyütüp kârınıza kâr katmak istiyorsunuz. İşte bu yolda atmanız gereken ilk adım markalaşmak olmalıdır. Peki marka nedir?                Marka yalnızca kalabalık bir pazarda sizi diğerlerinden ayıran isim, logo ve slogandan ibaret değildir. Markanız insanların sizinle etkileşimde […]
Erkut Taçkın 1940 yılında bir deniz subayının oğlu olarak dünyaya geldi. Babası gibi Deniz Harp Okulu’na giden Erkut Taçkın, okul hayatı sırasında Silahlı Kuvvetler Yüzme Şampiyonu oldu. 1955 yılında Genç Denizciler Orkestrası’na katılarak müzik hayatına başladı. Babasının subaylığından dolayı yurt dışına giden denizcilere plak siparişi verip bunlarla Rock&Roll’u özümsedi. Deniz Harp Okulu Orkestrası ve Erkut […]