fbpx

Zamansız bir yerde belki bir gelecek, belki bir geçmişte ama kuru bir ovada sararmış, mağrur, bitik, seyrek otların görünürde olduğu bir konumda kuru rüzgâr, ilerlemekte olan benliğin dürtüsel düşüncelerini hafiften şekillendiriyordu. Benlik ilerlerken düşünce şekilleniyor; seyrek otlar daha sık, görünürden daha yakın ve beklenenden daha fazla yeşeriyordu. Kuşkusuz benlik farkındaydı ki görülenin daha da berraklaşması farkındalığın etkisindeydi. Nasıl bir farkındalıktı ki bu; özensiz ve düzensiz, tam anlamıyla manasız bir görüntüyü giderek berraklaştırıyordu? Soru yanlıştı; cevap benliğin şekillendirdiği, düşüncelerin filizlendirdiği farkındalıktı. Kavramın tanımı soruyu geçersiz kılmıştı. Benliğin farkına vardığı bir başka şey vardı o da ilerledikçe hissettiği kuru rüzgârın yerini toprak kokulu âdeta tadı olan bir rüzgâra bırakmasıydı. Bu rüzgar düşünce kıvrımlarını şekillendirmekteydi. Her şey güzel gidiyor gibi görünüyordu fakat bir gariplik vardı. Benlik her ilerleyişinde ağırlığını daha da hissediyordu. Evet daha sık, daha yeşil otlar; berraklaşan bir görüntü, daha iyi hissettiren bir rüzgâr ama her zamankinden daha ağır bir yük. Gerçekliği görmenin bir bedeli olmalıydı, o bedel ağırlıktı; cevap ise benliğin o yükü taşıyıp taşıyamayacağında saklıydı. Benlik ağırlığın yanında bir uğultu hissediyordu, bunu duymak istiyordu ama ağırlıkla birlikte buna katlanmak güçtü. Benliğin kendisi hiç olmadığı kadar kendindeydi ama müthiş bir acı içindeydi de. Bir süre sonra tüm bunların nedenini sordu. Rüzgâr kesildi, hissedilen uğultu bir anda kendini keskin bir çığlığa, akabinde yırtıcı bir sese bıraktı. Benlik daha fazla yüke ve onun getirdiği acıya dayanamıyordu, o acıdan kurtulmak istiyordu ama kurtulmanın anlamsız olduğunun farkına varması geç olmadı çünkü acıya sebep olan şey benliğin varoluşundan gelen çığlık sesiydi. Artık bu yolculukta sona mı gelinmişti? Cevap netti, bu bir son değil aksine doğum sancısıydı. Gerçek bir sorgulama, gerçek bir neden arayışı düşüncenin içinden çıkılamaz bir hâl almasına sebep olur. Çünkü aranan cevap bir nedendir. Nedenin tanımı ”bir olayı ya da durumu doğuran başka bir olay ya da durum, bir olaya, bir duruma yol açan şey’’ olarak tanımlanır. İşte bu noktada nedenin cevabı hiçlik ise benliğin varoluşundan gelen çığlık sesi kaçınılmazdır.

Nadir Element içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
Nadir Element içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

Çoğumuzun, adını belki de hiç duymadığı fakat yaşamımızda denk gelebileceğimiz, farkında ve bilinçli olduğumuz takdirde erken tanı ve tedavi seçeneklerini düzenleyebileceğimiz, benim ise özel eğitim alanında tanıştığım bir sendromdan bahsetmek istiyorum sizlere: DiGeorge Sendromu. DiGeorge Sendromu (DGS) 22. kromozomun (22q11) delesyonu (kromozomun bağlı bulunduğu parçadan kopup silinmesi, yok olması) ya da translokasyonu (kopan veya kaybolan […]
“Sisyphus’u gördüm, korkunç işkenceler çekerken: yakalamış iki avucuyla kocaman bir kayayı ve de kollarıyla bacaklarıyla dayanmıştı kayaya, habire itiyordu onu bir tepeye doğru, işte kaya tepeye vardı varacak, işte tamam, ama tepeye varmasına bir parmak kala, bir güç itiyordu onu tepeden gerisin geri, aşağıya kadar yuvarlanıyordu yeniden baş belası kaya, o da yeniden itiyordu kayayı, […]
Bugün 10 Mart 2022. Gülistansız 796. gün “Ne durumdayım biliyor musunuz? Ölüm Allah’ın emri, ölüm dünyada var. Gençlerin ölümü zor ama biz her gün yeniden ölüyoruz. Her gün… Toprağa bile basmaya kıyamıyorum, acaba kızım içinde olabilir mi diye. “ 21 yaşında, Tunceli’de bir üniversite öğrencisiydi Gülistan Doku. 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamıyor. […]
Bir girişim fikriniz var ve bu alanda bir marka oluşturmak istiyorsunuz ya da henüz küçük bir işletmesiniz ve işletmenizi büyütüp kârınıza kâr katmak istiyorsunuz. İşte bu yolda atmanız gereken ilk adım markalaşmak olmalıdır. Peki marka nedir?                Marka yalnızca kalabalık bir pazarda sizi diğerlerinden ayıran isim, logo ve slogandan ibaret değildir. Markanız insanların sizinle etkileşimde […]