Hayat, uzun bir yolculuktur. Sonu yoktur yolların, yaşam boyu uzanır önümüzde. Yürürken yoldasındır ya, bu kadar değildir yolun. Konuşurken, yemek yerken, çalışırken de yoldasındır. Hatta hiçbir şey yapmadan bir kenarda dursan da duraklamaz yolculuğun. Zaman akmaya devam eder çünkü, nefes almayı hiç bırakmazsın. Yürüyüp yürümemek sana bağlıdır.

Umutsuzluğa kapılmak, aslında en çok yollarla ilgilidir. Bazen ”Tamam.” dersin ‘”Yolun sonuna geldim.”. Bilmezsin ki bir yolun sonu, farklı bir yolun başlangıcıdır. Bambaşka yollardan geçersin hayat boyu. Kimse için işler her zaman yolunda gitmez. Çalışır, çabalar, işleri yoluna koymak için mücadele edersin. Mücadele etmeyi seçmen de ayrı bir yoldur, çoğu zaman bilmezsin. Bir Şaman duası ”Bilmek isteyen yola çıkar.” der. Sen mücadelenle alt edersin bu sözü ya da etmezsin, edemezsin. Bazısı hayatının iplerinin başkasının elinde olduğunu düşünür, buna inandırır kendini. Düşünen insansa bilir ki kendi hayatının gidiş yönünü sadece kendisi belirler. Belirleyebiliyorsa mutludur. Kendi yaptığı seçimlerle, girdiği yol ayrımlarıyla çıkmaz sokakta da bulsa kendini, başarılıdır o insan. Kendi hikayesini kendisi yazmıştır çünkü.
Yollar, yolculuklar hakkında onlarca, yüzlerce mecazlı söyleyiş yazılabilir. Ancak gerçek anlamı da en az mecazlıları kadar çok şey ifade eder yolların.

Önce insanlar içindi yollar. Sonra atlar ve diğer hayvanlar ortak oldu. Otomobiller yolları işgal ettiğinden beri insanlar yolların, yolculukların olgunlaştırıcı etkisini unuttu. Uzadıkça uzadı yollar. İnsanlar beklemekten yoruldu. Arabaları, yolcuları, hayvanları ve en çok da hiç gelmeyecek olanları beklemekten yoruldu. Öylece durup bekleyenler, beklerken düşünenler, hareket edenler oldu. Nasıl ve ne kadar olduğu farklı elbette, fakat herkes bir şeyler öğrendi bu bekleyişten. Sabretmeyi öğrendiler önce. Sonra düşündüler ve karar verdiler: Her yolun bir sonu vardı ancak hiçbir yolun geri dönüşü yoktu. Son, her seferinde yepyeni başlangıçlar doğuruyordu ve onlar bazen geriye döndüklerini düşünseler de geri diye bir şey yoktu hayatta. Bütün saatleri durduramaz, dünyanın dönmesini engelleyemez ve zamanı geri alamazlardı. Her defasında yeni yollardan geçiyorlardı atlar, diğer hayvanlar, arabalar ve insanlar.

Yorumlar Hayat Yolu

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Resim ekle - Yalnızca PNG, JPG, JPEG ve GIF uzantıları desteklenir.

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

 << Vuslat-I Okumak için tıklayın. Ayrılamadım bir süre oradan. Mıhlanmıştım adeta oturduğum yere. Güneş gitmişti, çalan şarkı yerini bir başkasına bırakmıştı, zaman kimseyi beklemeden akıp gidiyordu. Ben ise bir ağacın altında oturmaya devam ediyordum. Yoktu bir sebebi. Yine Güneş’imi düşünmüştüm, yine güneşe veda etmiştim ve nihayetinde yine bir başımaydım. Yine yalnızdım. Onca düşünceyle savaşmak öyle […]
”Yine mi altını ıslattın? Bıktım senden. Nedir bu çektiğim çile? Bitmek bilmiyor!” 11 yaşımdayken en sık duyduğum cümleleri okudunuz az önce. ”11 yaşında altını mı ıslatıyordun?” demeyin hemen. Büyümemiştim ki ben. Büyüyememiştim. Korkumdan, endişemden, hissettiğim suçluluk duygusundan uyuyamazdım çoğu gece. Bazen minik bedenim yorgunluğuma dayanamazdı da sızar kalırdım çekyatta. O zaman da altımı ıslatırdım işte. […]
Babamın hayatını bir okuyun! 90’larda gençlik nedir bir de bu ağızdan bir dinleyin… 7 kardeş, bir yer yatağında geçirilen yıllara kulak verin… Bahçeli bir 3 odalı evin içinde geçirilen ve herkesi ayrı yola sürükleyen bir hikayedir bu. Şimdi baksak her yerde birini görürsünüz bu evden. Kuytu köşede hastalıktan kıvranan bir kız kardeş, İstanbul’da hayat yaşayan […]

İlgini Çekebilir

Bizler yaşamımızı sürdürürken hiç bilmediğimiz yerlerde, hiç duymadığımız kadınlar öldürülüyor. Bazen din adı altında, bazen kıskançlık bahane edilerek, bazense istenmemeyi hazmedemeyerek cinayetler işleniyor. Maalesef, yeryüzü binlerce trajik ölüme şahitlik ediyor. Ben ise sizlere hiç duymadığınız kadınların çığlıklarını duyurmak istiyorum. Ne uğruna hayatlarının çalındığını, nasıl zorluklarla mücadele ettiklerini, nelerle başa çıkmak zorunda kaldıklarını anlatmak istiyorum. Duyun […]
Sabah uyanmak artık öyle başka geliyor ki bana… Dünyam tepetaklak olmuş, yer gök göğsümde buluşmuş sanki. Öyle ağır, öyle ağır ki içimdeki bu yük… Nedendir, neredendir bilmem, belki elimin kesik acısı yüreğime vuruyordur. Fiziksel acı beni üzmüyor ama yüreğime çarpan bu acı beni paramparça ediyor sanki… Gecenin karanlığında, çelimsiz bedenimle yürüyordum. Bir hiç olsaydım, bir […]
Özdeyiş, vecize, aforizma ya da özlü söz; düşünce, duygu ya da ilkeleri kısa ve öz bir biçimde anlatan sözlerdir. Kimi zaman motto, kelamıkibar ve ülger olarak da anılırlar. Özdeyişlerin söyleyeni genellikle bellidir ancak bazı sloganlaşmış özdeyişlerin kim tarafından yaratıldığı bilinmeyebilir. Aforizmalarda ileri sürülen fikirler, başkalarının kabulünü beklemeyen; yazarın subjektif kanaatleridir. Burada benim için çok önemli […]
Işık hüzmesi tadında bir hayat Gözlerim yarım bakışta Bağcıklarım hazır halde İçeri girmek gerekiyor Bozuk frekansta güzel bir müzik Kulaklarım sinirden kuduruyor Bütün olanlar önceden sonrasıymış Notaya anlam katan bir sonraki nota gibi Papatyanın son yaprağında kalmış söz Hayat zorlamaya gelmez Üfledikçe harlanır köz Hayatı anlatıyorum, dinleyin Hayatı bilmiyorum, dinlemeyin Hayatı yaşadım, görün Eleğe kum […]
Araba durdu, şoförümün kapıyı açmasını beklerken elimdeki gazeteyi katladım ve arka koltuğun üzerine koydum. Teknoloji sayesinde her şeye her an internetle erişebiliyor olsak da gazete okumak benim bırakamayacağım bir alışkanlıktı ve her fırsatta bunu değerlendirirdim. Şoför arabanın kapısını açtı, arabadan indim ve ceketin yakalarından tutup düzelttikten sonra söyle bir başımı kaldırıp kendimle gurur duymadan duramadım. […]
Alma Terzic, 11 Temmuz 1987 yılında Zenica, Yugoslavya’da dünyaya geldi. 4 yıl oyunculuk eğitimi alan güzel oyuncu sektöre 2008 yılında Kar (Snow) adlı filmle giriş yaptı. Ardından birçok film ve dizide yer aldı. Filmleri 2008 – Snow / Lejla 2008 – Mahala (kısa film) 2009 –Volim te… (kısa film) 2010 – Unutma Beni İstanbul 2011 – Kan ve Aşk (In […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.