fbpx

Bir insanı tanımak için ne gerekiyor sizce? En sevdiği yemeği, filmi ya da rengi bilmek mi? Tabii ki hayır. Yan yana olduğu hâlde birbirini tanımayan o kadar çok insan var ki. İnsanları genel anlamda tanıyabilmek bir meziyet ama hayatımızda olan insanları tanıyabilmek başlı başına bir meziyet. Belki insanları genel anlamda tanıma konusunda çok meziyetli olmayabilirsiniz ama sevdiğiniz insanları tanımak için bu meziyete sahip olmak durumundasınız. Samimi bir iletişimin yolu buradan geçiyor. Çünkü bir insanı gerçek anlamda tanımak onu anlamaktır. Örneğin ben arkadaşlarımın çoğunun en sevdiği yemeği, rengi ya da filmi bilmem. Fakat hepsinin hassas noktasını, onları mutlu ve mutsuz eden şeyleri ve bunun gibi pek çok şeyi bilirim. Bazen onların aklından geçen şeyleri onlar söylemese bile anlarım. Hayat anlaşıldığımız kadardır. İnsanları anlamak, tanımak benim için çok önemli. Çünkü hayatın anlamının burada gizli olduğunu düşünüyorum. Bir insanın ifade edebildiği ya da edemediği çoğu şeyde bir anlam gizli. İnsanları gözlemlemek çok zevk aldığım bir şeydir. Çoğu zaman insanların ifade ettiği ya da etmediği belki de edemediği çoğu şeyden bir şeyler öğreniyorum ben. İnsanların bakışlarında, duruşlarında, inançlarında bazen kendime dair bir şeyler buluyorum.

İnsanın sevdiği filmler, müzikler, renkler değişir. Örneğin geçen gün en sevdiğim rengin mavi olduğuna karar verdim ama önceden beyaz renk olduğunu düşünüyordum. Birkaç yılda bir en sevdiğim renk değişir. Hadi diyelim değişmedi, en sevdiğim rengin bilinmesi hayatıma ne katabilir ki? Bazen bir arkadaşımla dertleşirken ben kendimi anlayamazken onun beni anladığını görürüm. İşte hayatıma anlam katan şey budur. Yani o arkadaşım en sevdiğim rengi bilse ne bilmese ne. Ara sıra olur ya hani, insan kendini ifade edebilecek kelimeleri bulamaz, eğer etrafınızda o kelimeleri sizin yerinize bulabilen bir kişi bile varsa dünyanın en şanslı insanlarından birisiniz. Hayat anlaşıldığımız kadardır diyorum ya, işte bu yüzden. Çünkü bazen kendinizi ifade edebilecek en doğru kelimeleri seçseniz bile karşınızda sizi duymak, anlamak istemeyen biri varsa asla kazanamayacağınız bir mücadele veriyorsunuz demektir. Bir gün sizi anlamak istemeyen insanlar için kelimelerinizi israf etmeyi bırakacaksınız çünkü bundan başka bir çareniz olmadığını göreceksiniz. Ben şuna inanıyorum, hayat, bizi anlaması için çaba harcamadığımız hâlde bizi anlayan insanlarla güzel. Mutsuzuz çünkü bizi tanımak, anlamak istemeyen insanlarla bir hayat yaşamaya çalışıyoruz. Onlar bizi anlamadıkça biz de kendimizi anlamamaya başlıyoruz. Sonrası mutsuzluk döngüsü. O döngüyü kırmak için gerekense vazgeçmek. Belki bir arkadaştan, belki bir sevgiliden belki de bir aile bireyinden. Tabii aile bireyini hayatınızdan çıkarmanız mümkün olmayabilir ama anlaşılmak adına verdiğiniz mücadeleden yine de vazgeçebilirsiniz. Uzun lafı kısası, hayat anlaşıldığınız kadardır, iyisi mi siz eğer imkânınız varsa anlaşılmadığınızı hissettiğiniz yerden arkanıza bakmadan kaçın.

Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

“Sisyphus’u gördüm, korkunç işkenceler çekerken: yakalamış iki avucuyla kocaman bir kayayı ve de kollarıyla bacaklarıyla dayanmıştı kayaya, habire itiyordu onu bir tepeye doğru, işte kaya tepeye vardı varacak, işte tamam, ama tepeye varmasına bir parmak kala, bir güç itiyordu onu tepeden gerisin geri, aşağıya kadar yuvarlanıyordu yeniden baş belası kaya, o da yeniden itiyordu kayayı, […]
Bugün 10 Mart 2022. Gülistansız 796. gün “Ne durumdayım biliyor musunuz? Ölüm Allah’ın emri, ölüm dünyada var. Gençlerin ölümü zor ama biz her gün yeniden ölüyoruz. Her gün… Toprağa bile basmaya kıyamıyorum, acaba kızım içinde olabilir mi diye. “ 21 yaşında, Tunceli’de bir üniversite öğrencisiydi Gülistan Doku. 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamıyor. […]
Bir girişim fikriniz var ve bu alanda bir marka oluşturmak istiyorsunuz ya da henüz küçük bir işletmesiniz ve işletmenizi büyütüp kârınıza kâr katmak istiyorsunuz. İşte bu yolda atmanız gereken ilk adım markalaşmak olmalıdır. Peki marka nedir?                Marka yalnızca kalabalık bir pazarda sizi diğerlerinden ayıran isim, logo ve slogandan ibaret değildir. Markanız insanların sizinle etkileşimde […]
Erkut Taçkın 1940 yılında bir deniz subayının oğlu olarak dünyaya geldi. Babası gibi Deniz Harp Okulu’na giden Erkut Taçkın, okul hayatı sırasında Silahlı Kuvvetler Yüzme Şampiyonu oldu. 1955 yılında Genç Denizciler Orkestrası’na katılarak müzik hayatına başladı. Babasının subaylığından dolayı yurt dışına giden denizcilere plak siparişi verip bunlarla Rock&Roll’u özümsedi. Deniz Harp Okulu Orkestrası ve Erkut […]