fbpx

            Bekleyen, bilmektedir gidecek olanın gelmeyeceğini. Sana gelen, gitmek için gelmemiştir aslında. Zor oluyor, kalbine dokunanı bulabilmek. Sanırım bu yüzden gidiyoruz. Bu yüzden, gitmesine izin veriyoruz. Unuttuğumuz bir şeyler oluyor her zaman. Zaman alır bazen, bazı güzel şeyler. Size bu zaman hakkında bilgi vermek isterdim ama verebileceğim tek bilgi, uzun bir zaman olacağı olurdu. Farklı iki insan, ne kadar aynı olabilirdi?

            Köşeye sıkışanlar içindir gitmek, yorulanlar içindir gitmesine izin vermek. Tam tersi bir durum da söz konusu olabilir. Hangi açıdan baktığımız önemli değil, bu durumda haklı veya haksız aramıyoruz. Bu durum hakkında tartışmak, dalgalanmalara sebep olabilir. Bardağın dolu veya boş tarafından bakmak, değiştirmedi hiçbir zaman fikirlerimizi. Giden gitmeliydi, kalan kalmalıydı. Peki bekleyen ne yapmalıydı, kelebeklerin dansı ne kadar uzun sürebilirdi ki?

            Kendini tanımamak demek, hayallerini tanımamak demek. Bu bir belirsizlik ve sonsuza kadar sürebilir. Rüzgârın estiği yöne doğru yaşanan bir hayat. Kimisi bu rüzgârın büyüsüne kapılmak ister, kimisi ise zaman zaman tutunmaya çalışır herhangi bir şeye. Kalıcı bir çözüm, esen rüzgâr olmadı hiçbir zaman. Çözüm aslında belirleyici olmak. Yapman gerekeni biliyorsun ama söylendiği kadar kolay olmuyor. Eğer, hayallerine dokunmazsa yaşayamaz bir insan. Yaşıyormuş gibi olur, onun adı. Kendini yaşayamadan, başkasını yaşayamazsın. Yaşamasını bilmiyorsun ki bir başkası seni nasıl yaşasın?

            Bu yazıyı bir şeylere benzetecek olsam, bir Yin-Yang motifi olurdu. Sonsuzluktan sonraki sonsuzluk, zıtlıkların dengesi ve her şeyin kendisi ile anlam kazanabileceği. Aslında size, okyanus ve ay ruhunun dansını anlatmak isterdim. Bahsettiğim şey maalesef, siyah ve beyazı birbirinden ayırdığımız net çizgiler oldu. İyi hislere sarılamamamız, birbirimize dönüşebilme potansiyelimizi ortadan kaldırıyor. Oysaki, dünyadaki bazı gerçeklerin her zaman iki ayrı yüzü vardır: İki insan farklı olduğu kadar aynı olabilir, kelebeklerin dansı sonsuza kadar sürebilir ve yaşamasını bilmeden bir başkası seni yaşayabilir.

            Hayat, kendini tanımaya çalıştığın sürece devam edecektir. Geri dönüldüğünde ve ileri bakıldığında, çözüm bekleyen belirsizlikler her zaman var olacaktır. Yaşanan bir hayat için, rüzgârın estiği yöne doğru gitmemelisin. Sen, rüzgâr ile birlikte esmelisin.

            Hayatınıza dokunabildiğiniz kadar, hayallerinize dokunabilirsiniz. Hayatınızın arka fonunda çalan şarkı, her zaman hayallerinize dokunmanızı sağlayan en sevdiğiniz şarkı olsun.

İrem Çukurlu içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
5 Yorumlar
Eskiler
Yeniler En çok oylananlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
İrem Çukurlu içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

“Sisyphus’u gördüm, korkunç işkenceler çekerken: yakalamış iki avucuyla kocaman bir kayayı ve de kollarıyla bacaklarıyla dayanmıştı kayaya, habire itiyordu onu bir tepeye doğru, işte kaya tepeye vardı varacak, işte tamam, ama tepeye varmasına bir parmak kala, bir güç itiyordu onu tepeden gerisin geri, aşağıya kadar yuvarlanıyordu yeniden baş belası kaya, o da yeniden itiyordu kayayı, […]
Bugün 10 Mart 2022. Gülistansız 796. gün “Ne durumdayım biliyor musunuz? Ölüm Allah’ın emri, ölüm dünyada var. Gençlerin ölümü zor ama biz her gün yeniden ölüyoruz. Her gün… Toprağa bile basmaya kıyamıyorum, acaba kızım içinde olabilir mi diye. “ 21 yaşında, Tunceli’de bir üniversite öğrencisiydi Gülistan Doku. 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamıyor. […]
Bir girişim fikriniz var ve bu alanda bir marka oluşturmak istiyorsunuz ya da henüz küçük bir işletmesiniz ve işletmenizi büyütüp kârınıza kâr katmak istiyorsunuz. İşte bu yolda atmanız gereken ilk adım markalaşmak olmalıdır. Peki marka nedir?                Marka yalnızca kalabalık bir pazarda sizi diğerlerinden ayıran isim, logo ve slogandan ibaret değildir. Markanız insanların sizinle etkileşimde […]
Erkut Taçkın 1940 yılında bir deniz subayının oğlu olarak dünyaya geldi. Babası gibi Deniz Harp Okulu’na giden Erkut Taçkın, okul hayatı sırasında Silahlı Kuvvetler Yüzme Şampiyonu oldu. 1955 yılında Genç Denizciler Orkestrası’na katılarak müzik hayatına başladı. Babasının subaylığından dolayı yurt dışına giden denizcilere plak siparişi verip bunlarla Rock&Roll’u özümsedi. Deniz Harp Okulu Orkestrası ve Erkut […]