Bekleyen, bilmektedir gidecek olanın gelmeyeceğini. Sana gelen, gitmek için gelmemiştir aslında. Zor oluyor, kalbine dokunanı bulabilmek. Sanırım bu yüzden gidiyoruz. Bu yüzden, gitmesine izin veriyoruz. Unuttuğumuz bir şeyler oluyor her zaman. Zaman alır bazen, bazı güzel şeyler. Size bu zaman hakkında bilgi vermek isterdim ama verebileceğim tek bilgi, uzun bir zaman olacağı olurdu. Farklı iki insan, ne kadar aynı olabilirdi?

            Köşeye sıkışanlar içindir gitmek, yorulanlar içindir gitmesine izin vermek. Tam tersi bir durum da söz konusu olabilir. Hangi açıdan baktığımız önemli değil, bu durumda haklı veya haksız aramıyoruz. Bu durum hakkında tartışmak, dalgalanmalara sebep olabilir. Bardağın dolu veya boş tarafından bakmak, değiştirmedi hiçbir zaman fikirlerimizi. Giden gitmeliydi, kalan kalmalıydı. Peki bekleyen ne yapmalıydı, kelebeklerin dansı ne kadar uzun sürebilirdi ki?

            Kendini tanımamak demek, hayallerini tanımamak demek. Bu bir belirsizlik ve sonsuza kadar sürebilir. Rüzgârın estiği yöne doğru yaşanan bir hayat. Kimisi bu rüzgârın büyüsüne kapılmak ister, kimisi ise zaman zaman tutunmaya çalışır herhangi bir şeye. Kalıcı bir çözüm, esen rüzgâr olmadı hiçbir zaman. Çözüm aslında belirleyici olmak. Yapman gerekeni biliyorsun ama söylendiği kadar kolay olmuyor. Eğer, hayallerine dokunmazsa yaşayamaz bir insan. Yaşıyormuş gibi olur, onun adı. Kendini yaşayamadan, başkasını yaşayamazsın. Yaşamasını bilmiyorsun ki bir başkası seni nasıl yaşasın?

            Bu yazıyı bir şeylere benzetecek olsam, bir Yin-Yang motifi olurdu. Sonsuzluktan sonraki sonsuzluk, zıtlıkların dengesi ve her şeyin kendisi ile anlam kazanabileceği. Aslında size, okyanus ve ay ruhunun dansını anlatmak isterdim. Bahsettiğim şey maalesef, siyah ve beyazı birbirinden ayırdığımız net çizgiler oldu. İyi hislere sarılamamamız, birbirimize dönüşebilme potansiyelimizi ortadan kaldırıyor. Oysaki, dünyadaki bazı gerçeklerin her zaman iki ayrı yüzü vardır: İki insan farklı olduğu kadar aynı olabilir, kelebeklerin dansı sonsuza kadar sürebilir ve yaşamasını bilmeden bir başkası seni yaşayabilir.

            Hayat, kendini tanımaya çalıştığın sürece devam edecektir. Geri dönüldüğünde ve ileri bakıldığında, çözüm bekleyen belirsizlikler her zaman var olacaktır. Yaşanan bir hayat için, rüzgârın estiği yöne doğru gitmemelisin. Sen, rüzgâr ile birlikte esmelisin.

            Hayatınıza dokunabildiğiniz kadar, hayallerinize dokunabilirsiniz. Hayatınızın arka fonunda çalan şarkı, her zaman hayallerinize dokunmanızı sağlayan en sevdiğiniz şarkı olsun.

İrem Çukurlu içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Okurlarımız bu yazıyı çok sevdi.
Yorumları göster Yorumları gizle
Yorumlar Hayallerine Dokunmak
  • 25 Nisan 2020

    Sade, insanı yakalayan, güzel bi anlatım olmuş. RÜZGARIN ESTİĞİ YÖNE DOĞRU GİTMEMELİSİN. RÜZGÂR İLE BİRLİKTE ESMELİSİN..

    Cevapla
  • 26 Nisan 2020

    İki insan farklı olduğu kadar aynı olabilir, kelebeklerin dansı sonsuza kadar sürebilir.Güzel imgelerle sade bir anlatım olmuş.Tebrik ederim kalemine sağlık.^^

    Cevapla
  • 26 Nisan 2020

    Belki de kendi rüzgarını kendin estirmelisin,kendinin rüzgarı olmalısın.
    Farklı bakış açısı ile ele alınmış başarılı bir yazı.Ellerine sağlık

    Cevapla
  • 22 Haziran 2020

    bekleyen bilir gidenin gelmeyeceğini ama yine de umutlarını ve isteklerini bir belkiye sığdırıp beklemeye devam eder

    Cevapla
  • 18 Kasım 2020

    Gerçekten güzel bir anlatım olmuş. Tebrik ederim çok beğendim. 🙂

    Cevapla

Bir yanıt yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Resim ekle - Yalnızca PNG, JPG, JPEG ve GIF uzantıları desteklenir.

İrem Çukurlu içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

 << Vuslat-I Okumak için tıklayın. Ayrılamadım bir süre oradan. Mıhlanmıştım adeta oturduğum yere. Güneş gitmişti, çalan şarkı yerini bir başkasına bırakmıştı, zaman kimseyi beklemeden akıp gidiyordu. Ben ise bir ağacın altında oturmaya devam ediyordum. Yoktu bir sebebi. Yine Güneş’imi düşünmüştüm, yine güneşe veda etmiştim ve nihayetinde yine bir başımaydım. Yine yalnızdım. Onca düşünceyle savaşmak öyle […]
”Yine mi altını ıslattın? Bıktım senden. Nedir bu çektiğim çile? Bitmek bilmiyor!” 11 yaşımdayken en sık duyduğum cümleleri okudunuz az önce. ”11 yaşında altını mı ıslatıyordun?” demeyin hemen. Büyümemiştim ki ben. Büyüyememiştim. Korkumdan, endişemden, hissettiğim suçluluk duygusundan uyuyamazdım çoğu gece. Bazen minik bedenim yorgunluğuma dayanamazdı da sızar kalırdım çekyatta. O zaman da altımı ıslatırdım işte. […]
Babamın hayatını bir okuyun! 90’larda gençlik nedir bir de bu ağızdan bir dinleyin… 7 kardeş, bir yer yatağında geçirilen yıllara kulak verin… Bahçeli bir 3 odalı evin içinde geçirilen ve herkesi ayrı yola sürükleyen bir hikayedir bu. Şimdi baksak her yerde birini görürsünüz bu evden. Kuytu köşede hastalıktan kıvranan bir kız kardeş, İstanbul’da hayat yaşayan […]
Zeynep KUŞ ve Hüseyin Recep DEMİRCİ ortak çalışmasıdır. Mustafa S. Kaçalin, 1957 İstanbul doğumludur. Rize’nin Çamlıhemşin ilçesine bağlı Çayırdüzü köyünden göç etmişlerdir. 1972 yılında girdiği Hasköy Lisesi’nden 1975 yılında mezun oldu. 1976 yılında başladığı lisans eğitimini İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde 1980 yılında tamamladı. Doktorasını aynı bölümde Prof. Dr. Muharrem ERGİN’in […]

İlgini Çekebilir

”Ying Yang hangi anlamlara gelmekte?” öğretisi üzerinden yola çıkarak pek çok film ve kitap kurguları ile konuyu çeşitli şekillerde ele aldılar. Genel olarak, kabaca anlatmak gerekirse Ying ve Yang evrenin, doğanın ve yaşamın işleyişine açıklama getiren bir öğretidir. Perspektifinizi değiştirebilmek için şöyle bir örnek verebiliriz. Aşık olduğunuz kişiyle evlenmeniz sizin için iyi bir olayın başlangıcı […]
Falafel İçeriğine baktığımızda çok basit bileşenleri olan ancak özellikle sıcak yenildiğinde tadı damak çatlatan bir lezzet. Asıl malzemesi nohut. Evet evet yanlış duymadınız, bildiğimiz nohut. ”Nohuttan hiç köfte olur mu canım?” Demeyin, oluyor efendim. Falafelin makbulü dışı çıtır çıtır, ısırıldığında kulağa o çıtırtı, bir senfoni misali gelmeli ancak içi yumuşacık, mısır ekmeğinden hallice bir kıvamda […]
<<<Doğu Ekspresi – 1’i okumak için Marienplatz’da, sık sık geldiğim bir kafede şehrin mimarisini hayranlıkla izlerken duyduğum ve uzun zamandır dinlemediğim bir şarkı, beni yeniden alıp o güne götürdü. İki sokak çalgıcısı Gone With The Sin’i çalıyordu. İlhan’ın hayatıma dahil olduğu o bir gün, yıllardır komik bir tesadüfle hayatıma dahil olup duruyordu. Belki de İlhan […]
Zaman hızlı geçiyor İnsanları iki sınıfa ayırıyor Keskin bir bıçak gibi Tutunanlar ve tutunamayanlar Tutunanlar Aşkı tadıp Sevgilinin Gözlerinde kavrulanlar Tutunamayanlar ise Hiç ağaca tırmanmayan Çiçek toplamayan insanlar Ama her ikisini de önüne alıp Sürüklüyor zaman seli Şimdi Kapat Gözlerini Dinle Dinle Dinle Usul usul yağan yağmuru Soğuktan birbirine sarılan Kedi ve köpeği Kokla Kokla […]
Özel Görelilik ve Genel Görelilik kuramlarını anlayabilmek için en başta ortaya çıkış noktalarını anlamamız gerekmektedir. Newton Mekaniği diye adlandırılan Newton hareket yasaları 17. yüzyılda ortaya konduktan sonra 18, 19 ve 20. yüzyıl teknolojilerinin dayanağı olmuştur. Newton Mekaniği bilimde atılan en büyük adımlardan biri olmakla beraber hızı ışık hızına yaklaşan cisimlerin hareketlerini incelemede eksik kalmıştır. Görelilik […]
Jamala, tam adıyla Susana Alimivna Jamaladinova; Kırım Tatar Türklerinden bir müzik sanatçısıdır. Eurovision 2016 finalinde Ukrayna’yı birinci yapmıştır. Söylediği şarkı ”1944” adında ve o yıl yaşanan bir olayı anlatıyor. Rusya’nın Kırım Tatar Türklerine uyguladığı sürgünün tarihi olan 1944’te yaşanan olaylar vicdanı olan herkesin gözlerini yaşartacaktır. Sürgün tam anlamıyla 18 Mayıs tarihinde tüm yerleşim yerlerinde başlamıştır. […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.