fbpx

Kaç tane ağrı kesici içtim, bilmiyorum. Kaç gün sürdü ağrılarım, kaç kez nane limon kaynattım. Hiçbir işe yaramadı, hiçbir tesiri olmadı. Kendime gelemedim, sesini duyana kadar. Öyle hoş konuştun ki benimle, öyle çok hissettirdin ki sevgini bana… Senin göğsüne uzandığımda duyduğum kalp atışın belki de en güçlü ilaçtı. Gülerken kısılan gözlerindi benim ağrı kesicim.

Burnumda sızlayarak başlayan bir ağrı, kafamın en kuytu köşelerine kadar ulaştı. Bir yorgan altına gömülmüşüm, yastığın yüzünü beş dakikada çeviriyorum. Sanki bütün bunlar beni iyi mi edecek? Oysa başımı koyduğum yerde kolların olsaydı, saçlarımın arasında ellerin gezinseydi… İnan, bu beni iyileştirirdi.

Biliyorum, çünkü telefonun bir ucundan gelen sesin dahi yaralarımı sarıyor. Senden gelen her şey, yeter ki gelsin dediğim şeyler… Belki dokunamayayım, lakin göreyim yüzünü. Belki avuçlarımı kanatacak kadar keskin, camdan olsun ellerin… Lakin yine de ulaşabileyim, tutabileyim ellerini..

Sana baktığımda gözlerimden yansıyan ışığı görmemek mümkün değildir. Arkada derin bir izdiham var belki, lakin ben bilmiyorum. Benim gözlerim yalnız seni bütün gerçekliği ile görebiliyor. Sen bir ışıksın, yürüdüğüm yollar; yürüdüğümüz yollar seninle aydınlanır. Senin dışında her yer, her kimse, her şey en genel tabiriyle; karanlık…

Biraz azalmış, incelmiş saç tellerim ile karşındayım bugün. Biraz hırıltılı sesim ile konuşuyorum, titreyen ellerimle yazıyorum sana. Gözlerim yaşarıyor, kendi sesimi duyamayacak kadar ağırlaştı başım. Biraz huzursuz, biraz hastayım bugün. Kötüyüm sevgilim, çok şey denedim lakin nafile. Beni bütün hastalıklardan, zifiri karanlıktan; senin iki kelimen kurtarabilir. Benim hayatımda kötülük seninle iyiliğe döner. Hastalıklarıma sen ilaç olursun. Zaten sevgilim, sen olmasan ben neyim ki? Benim hayatım sensin.

Kusursuz bir gün, belki güneşli bir gündür. Belki karlı bir gün. Herkes için değişen sevgiler var. Kusursuz bir gece, belki derin bir uykudur. Belki eğlenmektir doyasıya. Kusursuzluk var mıdır, kusuru bizler yaratırken? Hep düşünür dururdum sevgilim, sana varana dek. Yolum sana çıkana, ellerinden tutup koşana dek… Varmış meğer, kusursuzluk varmış. Bütün kusurları hiç edecek kadar tesirli bir kusursuzluk… Sensin sevgilim; sorduğum sorular da sensin, cevaplar da. Virgülüne kadar da sensin her cümlemin konusu, noktasına kadar da.

Sensin sevgilim, benim hayatım sensin.

Zeynep Yavuz içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
Zeynep Yavuz içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

“Sisyphus’u gördüm, korkunç işkenceler çekerken: yakalamış iki avucuyla kocaman bir kayayı ve de kollarıyla bacaklarıyla dayanmıştı kayaya, habire itiyordu onu bir tepeye doğru, işte kaya tepeye vardı varacak, işte tamam, ama tepeye varmasına bir parmak kala, bir güç itiyordu onu tepeden gerisin geri, aşağıya kadar yuvarlanıyordu yeniden baş belası kaya, o da yeniden itiyordu kayayı, […]
Bugün 10 Mart 2022. Gülistansız 796. gün “Ne durumdayım biliyor musunuz? Ölüm Allah’ın emri, ölüm dünyada var. Gençlerin ölümü zor ama biz her gün yeniden ölüyoruz. Her gün… Toprağa bile basmaya kıyamıyorum, acaba kızım içinde olabilir mi diye. “ 21 yaşında, Tunceli’de bir üniversite öğrencisiydi Gülistan Doku. 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamıyor. […]
Bir girişim fikriniz var ve bu alanda bir marka oluşturmak istiyorsunuz ya da henüz küçük bir işletmesiniz ve işletmenizi büyütüp kârınıza kâr katmak istiyorsunuz. İşte bu yolda atmanız gereken ilk adım markalaşmak olmalıdır. Peki marka nedir?                Marka yalnızca kalabalık bir pazarda sizi diğerlerinden ayıran isim, logo ve slogandan ibaret değildir. Markanız insanların sizinle etkileşimde […]
Erkut Taçkın 1940 yılında bir deniz subayının oğlu olarak dünyaya geldi. Babası gibi Deniz Harp Okulu’na giden Erkut Taçkın, okul hayatı sırasında Silahlı Kuvvetler Yüzme Şampiyonu oldu. 1955 yılında Genç Denizciler Orkestrası’na katılarak müzik hayatına başladı. Babasının subaylığından dolayı yurt dışına giden denizcilere plak siparişi verip bunlarla Rock&Roll’u özümsedi. Deniz Harp Okulu Orkestrası ve Erkut […]