fbpx

İnsan ne zaman kaybeder?
Kalbinde bitirdiğinde mi yoksa vazgeçtiğinde mi?
İnsan, artık onunla ilgili bir düşünceye girmediğinde kaybeder.
Kaybeder dediysek unutur demiyoruz ki.
Kaybettikten sonra her şey çok tuhaf geliyor insana, bazen kanında, nefesinde hissettiğin kişi yanından bir yabancıymış gibi geçip gidiyor. Bazen sana onu hatırlatan her şeyi görür başını çevirirsin bir faydası olmasa da. Sonra bir düşünce basıyor ansızın, geçmişten gelen ve sanki doğduğundan beri senin içinde bir yerlerde var olan bir düşünce…
Bir his girer insanın içine, bilirsin ki asla seni bırakmayacak bu düşünceler…
Bazen o bilmese de, hissetmese de, gözün dolar için burkulur. Kimse görmesin diye gözünden izinsiz düşen damlaları silersin ama içindeki fırtınaları ellerinle durdurabilir misin? Asla. İçindeki volkan kaynar, seni içten yakan, her an patlamaya hazır bir volkan. Bilirsin ki patlasa da sadece seni yakıp kül edecek.
Ne güzel diyor üstat Oğuzcan:
Ne çarşaf halden anlar ne yastık,
Girmez pencerelerden beklediğin aydınlık,
Kapanır yatağına çaresizliğine ağlarsın…

kavanozicindekalp bublogta

Bazen sözcükler size öyle anlamlı gelir ki sanki herkes sizi yaralamak için çalışıyormuş gibi. Dünyanız dar gelir size, sığamazsınız içine, içiniz koskoca bir dünya olur.
Kaçasın gelir herkesten, her şeyden ama içindekilerden kaçamazsın, uzun uzun yürüyüp haykırmak istersin boşluğa içindekileri. İyi gelecekmiş gibi. Çoğu zaman tövbe edersin, bir daha aynısını yaşamayacağına çünkü artık içine kaybetme korkusu girmiştir bir kere. Kendini hep kaçacak, her şeyi unutacak yerleri aramakla avutursun ama bilirsin ki yoktur, hiçbir zaman da olmayacak çünkü. Senin içine kazınmış gerçekler vardır, bazen birileri sana iyi gelmeye çalışsa da kaçarsın onlardan çünkü bir taraftan yanarken bir taraftan içinden söküp atmaya kıyamazsın, çoğu zamanlar bahaneler bulmaya çalışırsın onu dünya gözüyle bir kez daha görmek için. Bilirsin ki hiçbir bahane kaybını geri getirmeyecektir. Bazen isyan edersin ”Neden ben?” diye haykırısın ama cevabını asla bulamayacağın bir sorudur bu. En yakın arkadaşın geceler olur, üzerini sımsıkı örtmesini dilersin, öyle yorgun olursun ki bir gözünü kapatsan yıllarca uyuyabileceğini düşünürsün. Yorgun olan bedenin değil kalbindir.
Bilemezsin ki içinde taşıdıklarının sana ağır geldiğini. Hem de nasıl bir ağırlık, tüm dünya omuzlarındaymış gibi. Bir kibrit çöpü bile kaldıracak takatin yoktur.
Yükün omuzlarını büker.
Gücün kalmaz, en sona geldiğini hissedersin lakin sonu getirmeye bile gücün yetmez, hiçbir yer avutmaz seni.
Ne yapacağını bilmeden avare avare sonunu beklersin, her saniye asır gibi gelmesine rağmen,
Nefesiz yaşarsın zamansız,
Buna yaşamak denirse…

Serhebun Yavuklu içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
Serhebun Yavuklu içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

“Sisyphus’u gördüm, korkunç işkenceler çekerken: yakalamış iki avucuyla kocaman bir kayayı ve de kollarıyla bacaklarıyla dayanmıştı kayaya, habire itiyordu onu bir tepeye doğru, işte kaya tepeye vardı varacak, işte tamam, ama tepeye varmasına bir parmak kala, bir güç itiyordu onu tepeden gerisin geri, aşağıya kadar yuvarlanıyordu yeniden baş belası kaya, o da yeniden itiyordu kayayı, […]
Bugün 10 Mart 2022. Gülistansız 796. gün “Ne durumdayım biliyor musunuz? Ölüm Allah’ın emri, ölüm dünyada var. Gençlerin ölümü zor ama biz her gün yeniden ölüyoruz. Her gün… Toprağa bile basmaya kıyamıyorum, acaba kızım içinde olabilir mi diye. “ 21 yaşında, Tunceli’de bir üniversite öğrencisiydi Gülistan Doku. 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamıyor. […]
Bir girişim fikriniz var ve bu alanda bir marka oluşturmak istiyorsunuz ya da henüz küçük bir işletmesiniz ve işletmenizi büyütüp kârınıza kâr katmak istiyorsunuz. İşte bu yolda atmanız gereken ilk adım markalaşmak olmalıdır. Peki marka nedir?                Marka yalnızca kalabalık bir pazarda sizi diğerlerinden ayıran isim, logo ve slogandan ibaret değildir. Markanız insanların sizinle etkileşimde […]
Erkut Taçkın 1940 yılında bir deniz subayının oğlu olarak dünyaya geldi. Babası gibi Deniz Harp Okulu’na giden Erkut Taçkın, okul hayatı sırasında Silahlı Kuvvetler Yüzme Şampiyonu oldu. 1955 yılında Genç Denizciler Orkestrası’na katılarak müzik hayatına başladı. Babasının subaylığından dolayı yurt dışına giden denizcilere plak siparişi verip bunlarla Rock&Roll’u özümsedi. Deniz Harp Okulu Orkestrası ve Erkut […]