fbpx

Bugün 10 Mart 2022. Gülistansız 796. gün

“Ne durumdayım biliyor musunuz? Ölüm Allah’ın emri, ölüm dünyada var. Gençlerin ölümü zor ama biz her gün yeniden ölüyoruz. Her gün… Toprağa bile basmaya kıyamıyorum, acaba kızım içinde olabilir mi diye. “

21 yaşında, Tunceli’de bir üniversite öğrencisiydi Gülistan Doku. 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamıyor. Ailesi ve arkadaşları o günden beri “Gülistan Doku nerede?” diye haykırıyorlar. Fakat Gülistan’ın izine o günden beri ne yazıktır ki rastlanamadı. Aslında o kadar karmaşık bir durum da yok ortada. Gülistan sahiden nerede? Bugüne kadar nasıl oldu da hiç izine rastlanamadı?

5 Ocak 2020 tarihinde bir pastanenin önünde eski erkek arkadaşı Zainal Abarakov ile tartışırken görüntülendi en son. Ardından üniversiteye giden bir minibüse bindiği mobese kameralarına takıldı. Bir başka aracın kamera görüntülerine Gülistan’ın Uzunçayır Baraj Gölü üzerindeki Dinar Köprüsü’ndeki korkuluklar ve bariyerler arasında oturduğu yansıdı. Gülistan’ın intihar etmiş olabileceği şüphelerinin üzerine 187 gün boyunca arama çalışmaları yapılan barajda, Gülistan’ın cesedi bulunamadı.

Ailenin İçişleri Bakanı Soylu ile yüz yüze görüşmesinin üzerine 15 Ekim 2020 tarihinde barajın suyu azaltılarak arama çalışmalarına yeniden başlandı fakat 38 gün süren bu arama da sonuçsuz kaldı. İstanbul Adalet Komisyonu’na kayıtlı Ulusal Kriminal’in Temmuz ayında tamamladığı bilirkişi raporuna göre Gülistan’ın atladığı iddia edilen Sarısaltuk Viyadüğü’nde suda söz konusu gün ve saatte “yüksekten düşmeye bağlı bir hareketlilik olmadığı” tespit edildi. Bu rapor sayesinde Gülistan’ın intihar ettiği tezi çürütülmüş oldu.

Gülistan Doku’nun ailesi, suda bulunamayan ve bir daha hiç haber alınamayan kızlarının Zainal Abarakov tarafından alıkonulmuş ve öldürülmüş olabileceğini iddia ederek Abarakov’un tutuklanmasını istiyor. Fakat Abarakov olaydan 3 gün sonra bilgi sahibi olarak alınan ifadesinin ardından serbest bırakılıyor. Ailenin avukatı Ali Çimen olaydan bir gün öncesini şu şekilde anlatıyor:
“Bilirkişi raporu ve HTS kayıtları Gülistan Doku ile ilgili sürdürülen soruşturma dosyasına eklendi. Bu raporlarda şüphelinin eylemi daha da net bir şekilde ortaya çıkmış oldu. Gülistan, 4 Ocak günü part-time olarak bir iş yerinde çalışmaya başlıyor. O çalışması, saat 16.00 ile 23.00 arası olması gerekir. Saat 20.00 sıralarında şüphelinin babasının adına kayıtlı bir telefondan aranması üzerine Gülistan, patronundan izin alarak şüphelinin evine gidiyor, saat 21.00 sıralarında. Saat 22.30 sıralarında da evlerinden çıktığına ilişkin görüntüler var. Bu görüntülerde Gülistan’ın hızlıca evi terk ettiği görülüyor, şüphelinin de hızlıca ardından araca binip Gülistan’ın arkasından gittiği görülüyor. Saat 23.00’e kadar Gülistan’ın ne olduğu ile ilgili bir bilgimiz yoktu. Ta ki bir vatandaş dosyaya ihbarda buluna kadar. Gülistan’ın zorla araca bindirildiğine şahit olan bu kişinin ihbarından sonra biz öğrendik ki; Gülistan orada alıkonulmuş, zorla araca bindirilmek istenmiş. Polis geldikten sonra da kimlik sorması üzerine şüphelinin kimliğinin üzerinde olmadığı anlaşılınca ev aranmış ve baba gelmiş. Ondan sonra da polis olan babası geldikten sonra da şüpheli gözaltına alınmadan serbest bırakılıyor. Şimdi biz bu olayı ne şüphelinin ilk ifadelerinden ne de şüphelinin babasının ilk ifadelerinden hiç bilmiyorduk. Çünkü buna hiç değinmediler. Sadece, ‘Eve gelip çay içti ve öyle gitti.’ dediler. Vatandaş ihbarı sonrasında Hatice öğretmen çıktı, Gülistan oradan ayrıldıktan sonra yurda gidemedi saat geç olduğu için hocasının evine gitti, hocasına tüm şeyleri anlattı, hocası da gelip ifadesini verince biz anladık ki o gece Gülistan alıkonulmuş.”

Onca iddiaya ve şüpheye rağmen Gülistan’ın izine iki yılı aşkın süredir rastlanamadı. Sayısız insan sayısız kez sordu: “Gülistan Doku Nerede?” Sayısız yürüyüş düzenledi Gülistan için. Ailesi çalmadık kapı bırakmadı. Bu acıyı anlamak ve anlatmak mümkün değil. İnsan ailesinden, sevdiklerinin birinden bir saat haber alamadığında dünya dar geliyor. Şimdi insanoğlu nasıl kulaklarını tıkayabilir Tunceli’deki Bedriye Anne’nin çığlıklarına? 21 yaşında genç bir kızın izine iki yıldır hiçbir şekilde rastlanamıyor olmanın hangi vicdanda, hangi akılda yeri olabilir? 21. yüzyılın Türkiye’sinde kadın olmak bu kadar ucuz mu? Bir gün bizim başımıza geldiğinde; belki benim, belki annemin, belki kız kardeşimin, belki evladımın başına geldiğinde ceset bile bulunamayacak mı? Bir mezarımız bile olmayacak mı? Biz öylece, karanlıkta ölüp gidecek miyiz? Bu kadar kolay mı, bu kadar değersiz mi insan hayatı?

  “Bambaşka zincirlere vurulmuş olsak da tüm kadınlar özgür olana kadar ben de değilim.” Ne yazık ki ülkemizde faili meçhul ve bu kadar şüpheli kadın ölümü varken hiçbirimiz özgür değiliz. Çünkü bir yerlerde birileri tarafından katillerimiz korunuyor. Bir anne her gün feryat ederken o anneye kızının mezarını bile veremeyenler yazıktır ki rahat uyuyabiliyor. Acılı bir aileye kızlarının mezarını bile çok gören bu düzende, Gülistan Doku’dan bir iz bulunana kadar, hakikati öğrenene kadar bir gün bile unutmadan sormaya devam edeceğiz: Gülistan Doku nerede?

bu zulüm, bu işkence, bu soygun!
burada bitmez bu oyun!
kapatılmaz defteri hiçbir namussuzluğun!

Abonelik
Bildir
guest
1 Yorum
Eskiler
Yeniler En çok oylananlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

“Sisyphus’u gördüm, korkunç işkenceler çekerken: yakalamış iki avucuyla kocaman bir kayayı ve de kollarıyla bacaklarıyla dayanmıştı kayaya, habire itiyordu onu bir tepeye doğru, işte kaya tepeye vardı varacak, işte tamam, ama tepeye varmasına bir parmak kala, bir güç itiyordu onu tepeden gerisin geri, aşağıya kadar yuvarlanıyordu yeniden baş belası kaya, o da yeniden itiyordu kayayı, […]
Bugün 10 Mart 2022. Gülistansız 796. gün “Ne durumdayım biliyor musunuz? Ölüm Allah’ın emri, ölüm dünyada var. Gençlerin ölümü zor ama biz her gün yeniden ölüyoruz. Her gün… Toprağa bile basmaya kıyamıyorum, acaba kızım içinde olabilir mi diye. “ 21 yaşında, Tunceli’de bir üniversite öğrencisiydi Gülistan Doku. 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamıyor. […]
Bir girişim fikriniz var ve bu alanda bir marka oluşturmak istiyorsunuz ya da henüz küçük bir işletmesiniz ve işletmenizi büyütüp kârınıza kâr katmak istiyorsunuz. İşte bu yolda atmanız gereken ilk adım markalaşmak olmalıdır. Peki marka nedir?                Marka yalnızca kalabalık bir pazarda sizi diğerlerinden ayıran isim, logo ve slogandan ibaret değildir. Markanız insanların sizinle etkileşimde […]
Erkut Taçkın 1940 yılında bir deniz subayının oğlu olarak dünyaya geldi. Babası gibi Deniz Harp Okulu’na giden Erkut Taçkın, okul hayatı sırasında Silahlı Kuvvetler Yüzme Şampiyonu oldu. 1955 yılında Genç Denizciler Orkestrası’na katılarak müzik hayatına başladı. Babasının subaylığından dolayı yurt dışına giden denizcilere plak siparişi verip bunlarla Rock&Roll’u özümsedi. Deniz Harp Okulu Orkestrası ve Erkut […]