fbpx

Bir anda kendimi hiç bilmediğim bir şehirde, hiç tanımadığım bir evin en küçük odasında, avucuma iki adet anahtar tutuşturulmuş bir şekilde, tek başıma buldum. Ürkek adımlarla pencereye yaklaştım. Görüş alanımdan çıkana dek kırmızı arabanın yavaşça uzaklaşmasını izledim. Gözlerimi kapatıp saymaya başladım. 1, 2, 3, 4… Sakinleşmeye başlamıştım. 56, 57, 58… İçinde bulunduğum anın gerçek olup olmadığını anlamaya çalıştım. 100, 101, 102… Gerçekti. Gözlerimi açıp odanın öbür köşesindeki yatağa doğru yürüdüm. Sırtımı duvara yaslayıp ellerimle dizlerimi karnıma çekerek oturdum. Sonra gölgeler geldi. Çok kişiydiler. Etrafımda gezdiler. Duvarlarda dans ettiler. Beni de gölgeler diyarına götürmek için ellerinden geleni yaptılar. Günler geçti, hiç sesimi çıkartmadım. Haftalar geçti, hiç şikâyet etmedim. Aylar geçti ama o gölgelerin bu çabasını sadece alaycı bakışlarla seyrettim. Gölgeler sonunda sinirlendi. Tişörtümden, saçlarımdan çekiştirmeye başladılar. Korktum. Kimseye belli etmedim ama çok korktum. Avucumdaki anahtarları odanın en uzak köşesine fırlattım. Gölgelerin sesi duyup anahtarların başına üşüşmesini fırsat bilip kaçtım. Koştum. Nereye gideceğimi bilmiyordum. Bir hastanenin bankına oturdum. Uyudum.

Uyandığımda başka bir evdeydim. Karşımdaki duvarda bez bir dolap, öbür duvarın dibinde bir çamaşır makinesi ve yerde de yatak vardı. Yatağa oturup sırtımı duvara yasladım. Ellerimle dizlerimi karnıma çektim. Günlerce tek başıma oturdum ve gölgelerin bir daha hiç gelmemesini umdum. Geldiler. İki kişiydiler. Etrafımda gezdiler, duvarlarda dans ettiler. Beni de gölgeler diyarına götürmek için ellerinden geleni yaptılar. Günler geçti, hiç sesimi çıkartmadım. Haftalar geçti, hiç şikâyet etmedim. Aylar geçti ama o gölgelerin bu çabasını sadece ürkek bakışlarla seyrettim. Gölgeler sonunda sinirlendi. Tişörtümden, saçlarımdan çekiştirmeye başladılar. Korktum. Kimseye belli etmedim ama çok korktum. “Yeter!” diye bağırdım. Gölgelerin bir an için irkilmesini fırsat bilip kaçtım. Yürüdüm. Nereye gideceğimi bilmiyordum.

Kendimi uzun bir koridorda buldum. Koridorun sonundaki merdivenlere yürüdüm. Altı kat çıktım. Bu sefer önüme daha kısa ama zikzakları olan bir koridor çıktı. Bulduğum ilk kapıdan içeri girdim. Kapının hemen yanında dolaplar, karşımda da karşılıklı iki duvara yaslanmış şekilde iki tane ranza vardı. Soldakini seçtim. Üstteki yatağa çıkıp sırtımı duvara yasladım. Ellerimle dizlerimi karnıma çektim. Gölgelerin gelmemesini umdum. Gelmediler. Yine de korkuyordum. Beni bulmalarından korktuğum için her yerde onları aradım. Bulamadım. Rahatladım. Gölgeler diyarının kapıları kitlendi sandım. Sonra onunla tanıştım. Tek kişiydi. Etrafımda gezdi. Benimle dans etti. Beni gölgelerden korkmamaya alıştırdı. Hatta gölgelerden kaçmasaydım eğer onu hiç bulamayacak olduğumu düşünüp gölgelere minnettar oldum. Sonra tişörtümden, saçlarımdan çekiştirmeye başladı. Dehşete düştüm. Ağlamaya başladım. Gözyaşlarımı görüp bir an için tiksinerek başka yöne bakmasını fırsat bilip kaçtım. Süründüm. Ne koşmaya ne de yürümeye gücüm kalmamıştı. Nereye gideceğimi bilmiyordum.

Kendimi AŞTİ’de buldum. Evime giden ilk otobüse bindim. Uyandığımda evdeydim. Karşımda dolabım vardı; karşılıklı duvarların birinde masam, diğerinde kitaplığım. Artık korkmuyordum. Gölgelerin ne yaptığı umurumda bile değildi. Aylar sonra, onunla tanıştım. Sırtını duvara yaslamış, elleriyle dizlerini karnına çekmiş oturuyordu. Bana elini uzattı. Tuttum. Yüzündeki gülümseme içimi ısıttı. Etrafında dolaştım. Bastığı yerlerde dans ettim. Yanında olmak çok iyi gelmişti. Beni sevdi. Ben de onu sevdim. Sonra tişörtünden ve saçlarından çekiştirmeye başladım. Hiç korkmadı. Gölgeler diyarına gitmek umurunda bile değil gibi bakıyordu. Sanki, nasıl bir yer olduğunu zaten biliyordu. Ama onu çekiştirirken simsiyah ellerimi gördüğümde, kanım dondu. Bunca zaman gölgelerden kaçarken onlardan biri olmuştum. Kaçtım. Yine. Bu kez sürünmeye bile gücüm yok ve nereye gideceğimi de bilmiyorum.

Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

“Sisyphus’u gördüm, korkunç işkenceler çekerken: yakalamış iki avucuyla kocaman bir kayayı ve de kollarıyla bacaklarıyla dayanmıştı kayaya, habire itiyordu onu bir tepeye doğru, işte kaya tepeye vardı varacak, işte tamam, ama tepeye varmasına bir parmak kala, bir güç itiyordu onu tepeden gerisin geri, aşağıya kadar yuvarlanıyordu yeniden baş belası kaya, o da yeniden itiyordu kayayı, […]
Bugün 10 Mart 2022. Gülistansız 796. gün “Ne durumdayım biliyor musunuz? Ölüm Allah’ın emri, ölüm dünyada var. Gençlerin ölümü zor ama biz her gün yeniden ölüyoruz. Her gün… Toprağa bile basmaya kıyamıyorum, acaba kızım içinde olabilir mi diye. “ 21 yaşında, Tunceli’de bir üniversite öğrencisiydi Gülistan Doku. 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamıyor. […]
Bir girişim fikriniz var ve bu alanda bir marka oluşturmak istiyorsunuz ya da henüz küçük bir işletmesiniz ve işletmenizi büyütüp kârınıza kâr katmak istiyorsunuz. İşte bu yolda atmanız gereken ilk adım markalaşmak olmalıdır. Peki marka nedir?                Marka yalnızca kalabalık bir pazarda sizi diğerlerinden ayıran isim, logo ve slogandan ibaret değildir. Markanız insanların sizinle etkileşimde […]
Erkut Taçkın 1940 yılında bir deniz subayının oğlu olarak dünyaya geldi. Babası gibi Deniz Harp Okulu’na giden Erkut Taçkın, okul hayatı sırasında Silahlı Kuvvetler Yüzme Şampiyonu oldu. 1955 yılında Genç Denizciler Orkestrası’na katılarak müzik hayatına başladı. Babasının subaylığından dolayı yurt dışına giden denizcilere plak siparişi verip bunlarla Rock&Roll’u özümsedi. Deniz Harp Okulu Orkestrası ve Erkut […]