Kavuşur karanlık aydınlığa,
Durma, göğe bakalım.
Umutla dolar içimiz,
Isıtır yüreğimizi.
Durma, göğe bakalım.
Gidelim,
Mavi gök kubbenin altında,
Ayaklarımızın götürdüğü yere.
Durma, göğe bakalım.
Dolar birazdan şehrin ıssız tenha yerleri,
İnsan akınına uğrar şehrin caddeleri,
Durma, göğe bakalım.
İnce bir yağmur yağar belki,
Gökkuşağı sarar şehrin üzerini.
Durma, göğe bakalım.
Çıkalım şehri gören bir tepeye,
Hafiften esen rüzgar titretsin bedenimizi.
Durma, göğe bakalım.
Kuşlar tamamlar göçünü,
Bahar gelir memlekete.
Durma, göğe bakalım.
Acılar gelip geçer.
Mutlu günlerin sarhoşluğuyla,
Durma, göğe bakalım.
Nereye gittiğini bilmediğimiz bir otobüse binelim,
Neresi olduğunu bilmediğimiz bir yerde ineriz,
Kayboluruz belki,
Durma, göğe bakalım.
Çeker aydınlık birazdan,
Şehirden kendini.
Durma, göğe bakalım.
Vaktimiz dar sevgili,
”Vakit tamam.” der,
Göklerden gelen ilahi bir ses.
Durma, göğe bakalım…
Bahadır Uygur içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Okurlarımız bu yazıyı çok sevdi.
Yorumları göster Yorumları gizle
Yorumlar Turgut Uyar Anısına
  • 3 Eylül 2020

    Özgünlük bence bu değil Turgut Uyarın Göğe Bakma Durağı adlı şiirinin intihali olmuş gibi :/

    Cevapla
    • 3 Eylül 2020

      Şiirin asıl başlığı Turgut Uyar anısına aslında lakin başlığı Turgut Uyar anısına olarak attığım da şiiri biyografik özellikler katmamı istedikleri için bu başlık adı altında attım Saygılarımla…

      Cevapla
      • 3 Eylül 2020

        Merhaba Bahadır,
        Editörümüz yorumunu gördükten sonra sana bir dönüş yapmak istedi. İlk attığında kendisi direkt olarak Turgut Uyar’ın şiirini alıntıladığını sanmış. Site kurallarımızda direkt olarak tek kaynaktan alıntı bulunduramıyoruz. Blog platformu olduğumuz için yazarların kişisel görüşlerini ya da kendisine ait olan cümlelerini paylaşması gerekiyor. Aksi kopyalamaya girer. Editörümüz senin direkt alıntı yaptığını sandığı için senden paragraf halinde yazarın biyografisini eklemeni istemişti. Şiirin sana ait olduğunu fark etmemiş. İlk attığın başlıkta veya görselde site kurallarına aykırı bir durum bulunmuyor. İstersen başlığı ya da görseli değiştirebiliriz. Direkt olarak alıntı yapılmadığı sürece, yazara ait olan ve diğer kuralları karşılayan yazıları paylaşmaya devam edeceğiz.

        Cevapla
        • 4 Eylül 2020

          Başlığı “Turgut Uyar Anısına” olarak değiştirirseniz sevinirim Saygılarımla…

          Cevapla

Bir yanıt yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Resim ekle - Yalnızca PNG, JPG, JPEG ve GIF uzantıları desteklenir.

Bahadır Uygur içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

 << Vuslat-I Okumak için tıklayın. Ayrılamadım bir süre oradan. Mıhlanmıştım adeta oturduğum yere. Güneş gitmişti, çalan şarkı yerini bir başkasına bırakmıştı, zaman kimseyi beklemeden akıp gidiyordu. Ben ise bir ağacın altında oturmaya devam ediyordum. Yoktu bir sebebi. Yine Güneş’imi düşünmüştüm, yine güneşe veda etmiştim ve nihayetinde yine bir başımaydım. Yine yalnızdım. Onca düşünceyle savaşmak öyle […]
”Yine mi altını ıslattın? Bıktım senden. Nedir bu çektiğim çile? Bitmek bilmiyor!” 11 yaşımdayken en sık duyduğum cümleleri okudunuz az önce. ”11 yaşında altını mı ıslatıyordun?” demeyin hemen. Büyümemiştim ki ben. Büyüyememiştim. Korkumdan, endişemden, hissettiğim suçluluk duygusundan uyuyamazdım çoğu gece. Bazen minik bedenim yorgunluğuma dayanamazdı da sızar kalırdım çekyatta. O zaman da altımı ıslatırdım işte. […]
Babamın hayatını bir okuyun! 90’larda gençlik nedir bir de bu ağızdan bir dinleyin… 7 kardeş, bir yer yatağında geçirilen yıllara kulak verin… Bahçeli bir 3 odalı evin içinde geçirilen ve herkesi ayrı yola sürükleyen bir hikayedir bu. Şimdi baksak her yerde birini görürsünüz bu evden. Kuytu köşede hastalıktan kıvranan bir kız kardeş, İstanbul’da hayat yaşayan […]
Zeynep KUŞ ve Hüseyin Recep DEMİRCİ ortak çalışmasıdır. Mustafa S. Kaçalin, 1957 İstanbul doğumludur. Rize’nin Çamlıhemşin ilçesine bağlı Çayırdüzü köyünden göç etmişlerdir. 1972 yılında girdiği Hasköy Lisesi’nden 1975 yılında mezun oldu. 1976 yılında başladığı lisans eğitimini İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde 1980 yılında tamamladı. Doktorasını aynı bölümde Prof. Dr. Muharrem ERGİN’in […]

İlgini Çekebilir

Falafel İçeriğine baktığımızda çok basit bileşenleri olan ancak özellikle sıcak yenildiğinde tadı damak çatlatan bir lezzet. Asıl malzemesi nohut. Evet evet yanlış duymadınız, bildiğimiz nohut. ”Nohuttan hiç köfte olur mu canım?” Demeyin, oluyor efendim. Falafelin makbulü dışı çıtır çıtır, ısırıldığında kulağa o çıtırtı, bir senfoni misali gelmeli ancak içi yumuşacık, mısır ekmeğinden hallice bir kıvamda […]
<<<Doğu Ekspresi – 1’i okumak için Marienplatz’da, sık sık geldiğim bir kafede şehrin mimarisini hayranlıkla izlerken duyduğum ve uzun zamandır dinlemediğim bir şarkı, beni yeniden alıp o güne götürdü. İki sokak çalgıcısı Gone With The Sin’i çalıyordu. İlhan’ın hayatıma dahil olduğu o bir gün, yıllardır komik bir tesadüfle hayatıma dahil olup duruyordu. Belki de İlhan […]
Zaman hızlı geçiyor İnsanları iki sınıfa ayırıyor Keskin bir bıçak gibi Tutunanlar ve tutunamayanlar Tutunanlar Aşkı tadıp Sevgilinin Gözlerinde kavrulanlar Tutunamayanlar ise Hiç ağaca tırmanmayan Çiçek toplamayan insanlar Ama her ikisini de önüne alıp Sürüklüyor zaman seli Şimdi Kapat Gözlerini Dinle Dinle Dinle Usul usul yağan yağmuru Soğuktan birbirine sarılan Kedi ve köpeği Kokla Kokla […]
Özel Görelilik ve Genel Görelilik kuramlarını anlayabilmek için en başta ortaya çıkış noktalarını anlamamız gerekmektedir. Newton Mekaniği diye adlandırılan Newton hareket yasaları 17. yüzyılda ortaya konduktan sonra 18, 19 ve 20. yüzyıl teknolojilerinin dayanağı olmuştur. Newton Mekaniği bilimde atılan en büyük adımlardan biri olmakla beraber hızı ışık hızına yaklaşan cisimlerin hareketlerini incelemede eksik kalmıştır. Görelilik […]
Jamala, tam adıyla Susana Alimivna Jamaladinova; Kırım Tatar Türklerinden bir müzik sanatçısıdır. Eurovision 2016 finalinde Ukrayna’yı birinci yapmıştır. Söylediği şarkı ”1944” adında ve o yıl yaşanan bir olayı anlatıyor. Rusya’nın Kırım Tatar Türklerine uyguladığı sürgünün tarihi olan 1944’te yaşanan olaylar vicdanı olan herkesin gözlerini yaşartacaktır. Sürgün tam anlamıyla 18 Mayıs tarihinde tüm yerleşim yerlerinde başlamıştır. […]
Soğuk bir aralık akşamıydı, Almanya’da yaşayan Cenk ceviz ağacından olan meşhur koltuğunu balkona koymuş, sırtına ince bir hırka atmıştı -soğuktan hafif üşümesi ona büyük bir zevk verirdi- bir elinde kahve, diğer elinde sigara modern yapıdaki evleri inceliyor, yeri geldiğinde arabaların egzozlarından çıkan dumanı içine çekiyor, yeri geliyor bir kat aşağısında olan fırında yeni pişen pretselin […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.