fbpx

Arkeoloji: Türkçe karşılığı ”kazı bilimi” olarak bilinen arkeoloji, geçmiş dönemlerde yaşamış insan topluluklarının kültürel ve toplumsal düzenlerini, günümüze kadar gelebilen insan elinden çıkmış tüm maddi kalıntılara dayanarak araştıran, belgeleyen ve gelişim sürecini inceleyerek yorumlamaya çalışan bir bilim dalıdır.

İş İmkanları: 4 yıllık lisans eğitimi veren üniversitelerden arkeolog unvanıyla mezun olan kişiler; üniversiteler (öğretim görevlisi veya araştırmacı olarak), Müzeler ve Anıtlar Genel Müdürlüğü’ne bağlı çeşitli müzeler, kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurulları, özel müzeler, Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Maden Tetkik Arama Enstitüsü gibi alanlarda çalışma imkanı bulabilirler. Şu anda ise TTK ile Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın yapmış olduğu ortak bir projede kazılara/ören yerlerine ciddi anlamda arkeolog ataması yapılmaktadır ve arkeoloji artık geleceğin bilimleri arasında ülkemizde yer edinmeye başlamıştır.

Maaş: Bir arkeolog, memur olarak ilk başladığında aldığı maaş 5.000 TL civarıdır. İlerleyen süreçlerde kişi(ler) yüksek lisans ve doktorasını yapıp öğretim üyesi olacak(lar)sa ilk maaşı 7.000 TL civarıdır.

Arkeoloji… Gizemlerin bilimi. Benim küçüklük hayalim… Hepimiz küçükken izlemişizdir İndiana Jones’un o muhteşem keşiflerini ve izlediğimizde de ciddi anlamda etkilenmişizdir. Bir kırbacımız olsun, gizemin peşinde oradan oraya koşalım ve keşifler yapalım. İtiraf etmem gerekirse ben bu filmi izlemeden önce de sürekli geçmişi merak eden biriydim. “İnsanlar geçmişte nasıldı, neler yapmışlardı? Gerçekten büyü, yaratıklar, devler, kadim inançlar var mıydı?” gibi sorular aklımda sürekli vardı. Sonra bu filmi de izledim merakım daha da kabardı ve aklıma koymuştum, üniversitede arkeoloji okuyacaktım. Bölümü kazandığımda bana çok farklı gelen dersler ve öğrenmem gereken bir sürü konu vardı. Tabii teoride öğrenileni ayrıca tekniğe de dökmek lazımdı. O yüzden kazılara gitmek ve sahada görmek gerekiyordu her şeyi. İlk kazı deneyimimde çok heyecanlıydım çünkü antik kente ekiple birlikte çıktığımızda, büyük devasa taşları gördüğümde inanılmaz şaşırmıştım. Bu şaşkınlığım yerini meraka ve çalışmaya bıraktı. Nympheum‘un altındaki toprak alanı ekiple birlikte kazmaya başlamıştık. 42 derecelik güneşin altında saatlerce kazdık ve biz öğlene kadar hiçbir veriye ulaşamamıştık. Öğleden sonra kazı devam etti ve kazdık, kazdık, kazdık. Sonra bir mermer bloğa denk geldik. Herkesten önce ben sevinçle bayağı bir bağırmıştım. “Yaşasın bulduk!” diye… Kazı burada devam ettikçe basamaklar çıkmaya başlamıştı ve biz kazıyı bitirdiğimizde büyükçe bir alanı kaplayan “seyirlik alanını” keşfetmiştik. Evet arkadaşlar bu kısa paragrafta ilk kazımı anlatmaya çalıştım özetleyebildiğim kadar. Sonuçta arkeoloji geçmişte bundan tam 3500 yıl önce yaşamış olan bir toplumun hayatına yüzyıllar sonra ilk sizin dokunabiliyor olmanıza imkân sağlar. Arkeoloji okuduğunuzda daha entelektüel bir kişiliğe bürünmekle birlikte geçmiş ile geleceğin bir köprüsü konumunda olursunuz. Arkeoloji sadece kazmak değil, kazıp ortaya çıkardığınız malzemeleri (sikke, mumya, seramik, heykel, lahit vb.) akademik mecmuada bilimsel verilerin ışığında derleyip düzenleyerek insanlığa geçmişteki halkların sosyo-kültürel yapısını, ekonomisini, siyasetini, teknolojisini ve daha bir sürü olguyu aktarabilmektir. Bu sayede günümüz insanlığının temellerindeki yapısal sistemi ve geleceğe nasıl aktarabileceğini gösteren bir bilimi ortaya koymaktadır. Eğer ki MÖ 5000 yılında tekerlek bulunmasaydı şimdiki arabalarımız olmayabilirdi ya da Thomas Edison ve Nikola Tesla elektriği keşfetmeselerdi biz hâlâ karanlıkta kalabilirdik. İşte arkeoloji tüm bunları ve daha sayamadıklarımı içinde barındıran gizemlerin ve en büyük sırların bilimidir. Eğer ki bir gün olur da yolunuz gizemlerin bilimi olan arkeolojiye düşerse benim hissettiklerimi ve yaşadıklarımı sizler de anlayabilir hatta yaşayabilirsiniz.

Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

“Sisyphus’u gördüm, korkunç işkenceler çekerken: yakalamış iki avucuyla kocaman bir kayayı ve de kollarıyla bacaklarıyla dayanmıştı kayaya, habire itiyordu onu bir tepeye doğru, işte kaya tepeye vardı varacak, işte tamam, ama tepeye varmasına bir parmak kala, bir güç itiyordu onu tepeden gerisin geri, aşağıya kadar yuvarlanıyordu yeniden baş belası kaya, o da yeniden itiyordu kayayı, […]
Bugün 10 Mart 2022. Gülistansız 796. gün “Ne durumdayım biliyor musunuz? Ölüm Allah’ın emri, ölüm dünyada var. Gençlerin ölümü zor ama biz her gün yeniden ölüyoruz. Her gün… Toprağa bile basmaya kıyamıyorum, acaba kızım içinde olabilir mi diye. “ 21 yaşında, Tunceli’de bir üniversite öğrencisiydi Gülistan Doku. 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamıyor. […]
Bir girişim fikriniz var ve bu alanda bir marka oluşturmak istiyorsunuz ya da henüz küçük bir işletmesiniz ve işletmenizi büyütüp kârınıza kâr katmak istiyorsunuz. İşte bu yolda atmanız gereken ilk adım markalaşmak olmalıdır. Peki marka nedir?                Marka yalnızca kalabalık bir pazarda sizi diğerlerinden ayıran isim, logo ve slogandan ibaret değildir. Markanız insanların sizinle etkileşimde […]
Erkut Taçkın 1940 yılında bir deniz subayının oğlu olarak dünyaya geldi. Babası gibi Deniz Harp Okulu’na giden Erkut Taçkın, okul hayatı sırasında Silahlı Kuvvetler Yüzme Şampiyonu oldu. 1955 yılında Genç Denizciler Orkestrası’na katılarak müzik hayatına başladı. Babasının subaylığından dolayı yurt dışına giden denizcilere plak siparişi verip bunlarla Rock&Roll’u özümsedi. Deniz Harp Okulu Orkestrası ve Erkut […]