Marvel sinematik evreninin yıldızı ve egonun en çok yakıştığı insan olan Robert Downey Jr., 4 Nisan 1965’te New York Manhattan’da dünyaya gelmiştir. Oldukça çalkantılı ve zor bir hayata sahip olan Downey sahip olduklarını kaybederek en dibe düşmüş fakat sonrasında bu dipten muhteşem bir çıkışla hem kendi hayat mücadelemizde bize bir umut olmuş hem de gönüllerde taht kurmuştur.

Daha çok küçükken yaşadığı olumlu ve olumsuz her şey ileriki hayatına dair ipuçlarını vermiştir. Downey oyunculukla ilk olarak 5 yaşında iken babasının çevirdiği “Pounds” adlı filmde kukla rolü sayesinde tanışmıştır. Çok küçük yaşlarda tanışılan bu oyunculuk ileride de Downey’nin karşısına çıkacaktı. 6 yaşında iken babasının ona ilk marihuanasını (esrarlı bir sigara türü) içirmesiyle gelecekte ayaklarına dolanacak olan o hatayla da tanışmış oldu. Babası bir uyuşturucu bağımlısı olan Downey de babasıyla aynı kaderi paylaşacaktı. 8 yaşında geçmişte bir seferlikmiş görünen esrarlı sigara, kokain bağımlılığına dönüştü. 11 yaşında anne ve babasının yollarını ayırmasıyla da Downey tam bir bataklığa ve umutsuzluğa düştü. Ailesinden göremediğini, uyuşturucuya daha da sarılarak bulmaya çalıştı. Bu durumda iken hiçbir okul onu kabul etmedi. O da 20’li yaşlarında “Saturday Night Live” adlı televizyon programına katıldı ve aynı zamanda “Baby It’s You” adlı dizide oynadı. Hayatında birçok kapı yüzüne kapanırken bu dizi onun için hayatının fırsatı olabilirdi ancak uyuşturucu bağımlılığı peşini bırakmadı.

Sarah Jessica ile 1984’te yeni bir ilişkiye başladı. Bu süreçte  “Back to School” adlı dizide ve küçük de olsa şöhretle tanıştığı “Less Than Zero” filminde oynamış üstelik bu filmde uyuşturucu bağımlısı bir genci canlandırmıştır. Ona bu küçük şöhret filmde bir role girmeyip kendini canlandırmasıyla gelmiştir diyebiliriz. Bu minik, dizi ve film adımları ile devam ederken Sarah Jessica ile ilişkisi, uyuşturucu bağımlılığı nedeniyle noktalanmıştır. Bu bitiş ise Downey için artık sıfırı tüketmenin başlangıcı olmuştur.

Bu çöküş sürecine rağmen 1992 yılında “Chaplin” filminde Charlie Chaplin rolü ile en iyi oyuncu dalında Oscar ödülüne aday gösterilmiştir. Aslında bu diriliş de geleceğine bir ayna tutmaktadır. İleride de yine böyle küllerinden doğacak fakat farklı olarak tekrar tökezlemeyecektir. Gelecekteki bu doğuş onun son ayağa kalkışı ve bundan sonra hiç durmadan koşuşu olacaktır. Chaplin filminden 2 yıl sonra ise “Natural Born Killers” filminde oynayarak seyircinin beğenisini toplamayı başarmıştır.

İlişkisinin bitmesiyle başlayan çöküş 1996 yılında tam olarak çirkin yüzünü göstermiştir. Birçok suçtan dolayı hapse atılan Robert hapisteki kötü günlerini “Parmaklıklar ardındayken yaşadığım en kötü şeyleri size asla anlatamam.” şeklinde ifade ederken bu olaylarla medyanın gözlerinin üstünde olmasına neden olmuştur. Bu her ne kadar kötü gibi görünse de hapisten çıktıktan sonra gözler önünde bulunuşunu bir fırsata çevirerek arada düşse de büyük bir yıldız olmanın ilk gerçek adımlarını atmıştır. Tekrar bazı sınavlardan geçerek Robert tüm dünyayı etkileyen bir hayran kitlesine sahip olmaya hazırdır.

Hapisten çıktıktan sonra eşi Deborah Falconer’ın onu terk etmesi ve beş parasız kalmasıyla tökezlemeye devam etse de 2003 yılında  karşısına çıkan Susan Levin, Robert’a elini uzatarak düştüğü dipsiz kuyudan çıkarmayı başarmıştır. Hayatının aşkı olan ve hâlâ eşi olan Susan, Robert için o dipsiz kuyudan görünen bir ay gibi umut olmuştur.

Robert için bundan sonrası bu zamana kadar çektiği zorlukların bir ödülüdür. “Iron Man” ve “Sherlock Holmes” filmleriyle çok büyük bir hayran kitlesi kazanan Robert, umutsuz ve beş parasız bir hayata sahipken şimdi “Serveti dudak uçuklattı.” haberleri ve mutlu hayatıyla geçmişin yaralarını sararken bizlere “Unutmayın; dibe vurduğunuz zaman bu, orada kalmanız gerektiği anlamına gelmez.” sözüyle umudun daima var olduğunu ve aya bakmayı sürdürmemiz gerektiğini göstermiştir. Biz de görüyoruz ki Robert Downey Jr.’ın kahraman olması için Iron Man zırhına da gerek yoktur. O önce kendi hayatının kahramanı olmuş, daha sonra da bu başarı hikâyesiyle bizim kahramanımız olmuştur.

Özlem Toksöz içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
2 Yorumlar
Eskiler
Yeniler En çok oylananlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
Özlem Toksöz içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

Bugünkü konumuz aşk konulu filmler. Birçoğumuz ki özellikle kadınların tercih ettiği bir konu olan aşk filmleri hakkında ufak bir liste yaptım. Konuya ilgili olan kişiler bu listedeki filmleri çoğu kez izlemiş ve repliklerine kadar ezberlemişlerdir diye düşünüyorum. Ben yine de bu konu hakkında fikir sahibi olmak isteyenler veya arada duygusal çöküşüşe giren herkesin izleyebileceği filmleri […]
Kitle iletişim araçlarının toplumsal bilinci şekillendirdiği aşikâr. Bu bağlamda, bir kitle iletişim aracı olan sinema da toplumsal ve kültürel yapıyla ilgili gerçekleri kullanıyor ve aynı zamanda bu yapıları yeniden şekillendiriyor. Haz ve gerçeklik arasındaki ilişkiye dayanan sinemada, görülen her objenin temsil ettiği bir duygu ya da anlam bulunuyor. Bunun yanında sinema ve toplum arasında, sinema […]
Birçok kişinin ”Kadınların savaşta yeri yoktur.” söylemlerine kaşlarımı çattığımı, tarihte birçok kadın kahramanın yer aldığını ve bu isimlerin bilinmesi gerektiğini savunarak, kendi gücümüzün farkına vardığımızda, sınırlarımızı korumanın cinsiyet gözetmeksizin vatana karşı yapılan bir görev bilinci olduğunu ayrıca belirtmekten çekinmediğimi söylemeliyim. Sizlere, II. Dünya Savaşı’nın şiddetli olduğu yıllarda cephede ağır kayıplar yaşanırken tam da bu sebeple […]
Lumiere Kardeşler’in on dokuzuncu yüzyılda temelini atmaya başladığı ve günümüzdeki “bir eğlence aracı” , “bir kaçış ortamı”, “bir düş fabrikası” olarak nitelendirdikleri yeni “dil”; aynı zamanlarda Freud Breuer’in “Histeri Üzerine Çalışmaları” eserinin ortaya çıkmasıyla yeni bir başlangıcın ilk sayfalarını oluşturmuştur. İki farklı üslup ve yansıtma yöntemlerine rağmen, “düşünen ve sorgulayan, ilkel olmayan, canlının kendi hakkındaki […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.