fbpx

Allah’ı seviyoruz. Sorulduğu vakit tereddütsüz şekilde ”Evet.” cevabını verdiğimiz “Allah’ı seviyor musun?” sorusu, aklıma takıldı ve Allah’ı sevmek nasıl olur, diye düşündüm. Allah’ı sevmek nasıl olur, bir insanın başka bir insanı sevmesi gibi mi olur Allah’ı sevmek? Bir insan, sevdiği bir kişinin adını duyunca “İçim kıpır kıpır oluyor, kelebekler sanki benim için var.” diyor ya. Bizde de öyle oluyor mu Allah’ın ismini duyduğumuzda. İçimizde ebedi bir ferah, daimi bir sürur oluyor mu?

Onu sevmek nasıl olur anlamış değilim. Bana sorsalar ben de “Evet, seviyorum.” derim lakin gerçekten sevdiğim için mi söylerim yoksa sevmek zorunda olduğum için mi söylerim bilmiyorum. Bu aynen bir kişinin ailesini sevmesi gibidir. Bu derken kastım zorunlu olan sevgi. Çünkü ailemizi sonradan tanımayız. Tanımaksa eğer gerçek sevginin başlangıcı, tanımalıyız seveceğimiz kişiyi/kişileri. Ailemize de gerçek sevgi beslemek istiyorsak onları tanımalıyız. O zaman tanımalıyız sevgisine ihtiyacımız olanı. (Allah’ı tanımak nasıl olur konusunu başka bir yazıda önce kendim sonra sizler için araştırıp aktarmayı düşünüyorum.)

Sevgimiz sonsuzdur. Bir balinayı akvaryuma koymaya çalışsanız oraya sığmaz. Onun ihtiyacı olan şey okyanuslardır. Kalbimizdeki sevgi de böyledir. Sevme duygusunun da sinirlenmek duygusu ve aklımızı kullanma yeteneğimiz gibi sonu yok. Bu üçü insanda sonsuz derecede bulunur. Bir insan, bir şeyi/kişiyi sonsuz sevebilir. Sevgimiz sonsuzdur. Sevdiğimiz şeyler arttıkça, azalan bir şey değildir sevgi. O sevgiyi, küçük olan şeyleri severek, sevmeye çalışarak zorlamamalıyız. O, orada sıkışır. Ölür. Onu sonsuzu severek rahatlatmalıyız. İhtiyacı olan şey içindeki sonsuz sevgiyi sonsuz olana vermektir. O sevgiyi sonsuz olana vererek kalbimizi huzura erdirmeliyiz.

Allah’ı neden sevmeliyiz? Bu da aklıma takılan bir soruydu. Sonuç olarak nasıl ki bize verdiği herhangi bir hediye sebebiyle bir insana muhabbet besliyorsak. Aynen öyle de bize daima nefes alma gücü vereni, uykumuz gelince göz kapaklarımıza hakim olamayıp uyuduğumuzda bile içimizdeki sistemin deveranını sağlayanı, bize tüm sevdiklerimizi vereni, her durumu bizim ihtiyacımızı giderecek şekilde yaratanı, maddeleri hissetmek için elimizi uygun yaratanı, yiyeceklerin tadını en uygun halde alacağımız şekilde tat alma duyumuzu yaratanı, yiyecekleri tattığımız zaman yiyecekteki noksan olan malzemeyi fark edecek zihni vereni yani sonsuz nimetler vereni ve o nimetleri hizmetimize vereni sevmeliyiz.

Aslında az düşünüyoruz. Atmosferdeki gazların oranını ciğerlerimize uygun yaratması bile bizim için bir nimet. Dünya’nın hızını sabit tutup yörüngesinden ayırmaması bile bir nimet. Farkında olmadan ne kadar çok nimetle çevrelendiğimizi az düşünüyoruz. Düşünenler için pek çok delil ve harikulade nimetler vardır. Bize hadsiz çeşitte sonsuz nimet vereni bu araştırmam sonucunda sevmemiz gerektiğini anladım. Peki seviyorum demekle sevmek olur mu? Ona olan sevgimizi nasıl gösteririz? Bu soruların cevabını da başka bir yazıda sizlere sunmayı düşünüyorum. Şimdilik iyi dileklerimle. Hoşça kalın.

@HLTYNR içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
@HLTYNR içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

Çoğumuzun, adını belki de hiç duymadığı fakat yaşamımızda denk gelebileceğimiz, farkında ve bilinçli olduğumuz takdirde erken tanı ve tedavi seçeneklerini düzenleyebileceğimiz, benim ise özel eğitim alanında tanıştığım bir sendromdan bahsetmek istiyorum sizlere: DiGeorge Sendromu. DiGeorge Sendromu (DGS) 22. kromozomun (22q11) delesyonu (kromozomun bağlı bulunduğu parçadan kopup silinmesi, yok olması) ya da translokasyonu (kopan veya kaybolan […]
“Sisyphus’u gördüm, korkunç işkenceler çekerken: yakalamış iki avucuyla kocaman bir kayayı ve de kollarıyla bacaklarıyla dayanmıştı kayaya, habire itiyordu onu bir tepeye doğru, işte kaya tepeye vardı varacak, işte tamam, ama tepeye varmasına bir parmak kala, bir güç itiyordu onu tepeden gerisin geri, aşağıya kadar yuvarlanıyordu yeniden baş belası kaya, o da yeniden itiyordu kayayı, […]
Bugün 10 Mart 2022. Gülistansız 796. gün “Ne durumdayım biliyor musunuz? Ölüm Allah’ın emri, ölüm dünyada var. Gençlerin ölümü zor ama biz her gün yeniden ölüyoruz. Her gün… Toprağa bile basmaya kıyamıyorum, acaba kızım içinde olabilir mi diye. “ 21 yaşında, Tunceli’de bir üniversite öğrencisiydi Gülistan Doku. 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamıyor. […]
Bir girişim fikriniz var ve bu alanda bir marka oluşturmak istiyorsunuz ya da henüz küçük bir işletmesiniz ve işletmenizi büyütüp kârınıza kâr katmak istiyorsunuz. İşte bu yolda atmanız gereken ilk adım markalaşmak olmalıdır. Peki marka nedir?                Marka yalnızca kalabalık bir pazarda sizi diğerlerinden ayıran isim, logo ve slogandan ibaret değildir. Markanız insanların sizinle etkileşimde […]