fbpx

Gelişim psikolojisinde kalıtım ve çevre oldukça tartışılan önemli bir konudur. Biyolojik ve sosyolojik etmenlerinin bir arada bulunduğu insan gelişimi, kişiliğin belirleyiciliği açısından hangi faktörün ne derece de etkili olup olmadığı soruları tartışma konularından biridir.

Gelişim, doğum öncesi dönemden başlanılarak devam eden süreçte bireyin ölümüne kadar etki eden basamaklar zincirinden oluşur. Bireyin psikososyal, duygusal, ahlaki ve fiziksel değişimlerine denir.

Gelişim aynı zamanda içinde birden fazla alt kavramı barındırır. Bu alt kavramlar birer basamak gibidir. Gelişim basamakların en üstünde veyahut bir piramide benzetecek olursak en dışında yer alır. Biri olmadan yani işlevi tamamlanmadan üst basamağa geçmek çoğu zaman mümkün olmayabilir. Bu kavramları alt basamaktan üst basamağa doğru şöyle sıralayabiliriz:

  • Büyüme
  • Olgunlaşma
  • Hazırbulunuşluk
  • Öğrenmedir.  Bunların sonucunda artık gelişimden söz edebiliriz.
buyume bublogta
gelişim = büyüme + olgunlaşma + Hazırbulunuşluk + öğrenme

Kişilik, bireyi başka bireylerden ayıran doğuştan getirdiği ve sonradan edinilen, tutarlı olarak sergilenen özelliklerdir (Özdemir ve ark., 2012). Yani kalıtımın baskın olduğu mizacın ve daha çok çevre etkileriyle şekillenen karakterin bir bileşimidir diyebiliriz. Kişiliği etkileyen faktörler kalıtsal ve çevresel faktörler olmak üzere ikiye ayrılır.

Kalıtsal Faktörler

Organizmanın tüm yapısının ve özelliklerinin ortaya çıkmasını düzenleyen genler, sadece saç ya da göz rengi gibi fiziksel özellikleri değil, kişiliği ve zekâyı da etkileyebilmektedir (Kulaksızoğlu, 2003). Kalıtımın kişilik gelişimi üzerindeki etkisinin belirlemek için insan yapısında açığa çıkan ve çıkmayan özellikleri, fenotip ve genotip kavramlarıyla açıklamaya çalışılır. Kişinin kalıtımsal yapısını oluşturan tüm genetik donanımı kapsayan genotip, bireyin açığa vurulmuş niteliklerini kapsayan fenotiplerin çeşitlenmesi sağlar. Böylelikle genotip değişik şekil ve büyüklükte, değişik yetenek ve kişilikte sınırsız sayıda fenotiplerin oluşmasına neden olabilmektedir (Plotnik, 1986).

Bunun üzerine denilebilir ki kişilik gelişiminin oldukça karmaşık olmakla beraber, yalnızca kişilik özelliklerinin kalıtsal faktörlere bağlı olarak açıklanamaz. Önemli olan kalıtsal özellikler ile çevre faktörü etkileşiminin sonucu kişiliğin nasıl değiştiğinin incelenmesidir.

Çevresel Faktörler

Temel olarak iki faktör öne çarpar: Aile ve kültür faktörleri. Bunların yanında sosyal grup ve kurumlar yani arkadaş çevresi denilebilir. Kitle iletişim araçları ve günümüzde sosyal medya mecraları kişiliğe etkisi kaçınılmazdır.

Aile, ilk olarak bebeklikte bakıcı faktörüne (anne ya da bakıcı rolünü üstlenen biri) ve çocuklukta ebeveynlerin tutumlarına bağlıdır. Anne ve babanın kendi kişilik özellikleri çocuklarına bir şekilde yansıyabilir. Sinirli ve somurtkan olandan başka, sevimli ve sevecen olandan başka etkilenilir. Ebeveynlerin icra ettikleri meslekleri bile başka tutumlara yol açmasına sebep olabilir. Aynı zamanda kardeş sayısı; küçük, ortanca ve büyük olmak da kişiliğe az çok etki eder.

Uyumlu aile içi eğitimiyle aile bireylerinin çocuğa karşı tutarlı olmaları yanı sıra ayrıca anlayışlı, sağduyuyla ve onun gereksinimleri bilerek yaptıkları davranışlarıyla çocuk dengeli ve sağlıklı kişilik geliştirebilir. Ama bu tutumlar zıttı olursa çocuk sorunlu büyüyebilir. İleride psikolojik sorunlar yaşaması kaçınılmaz olur. Tek yumurta ikizleri olup başka ailelerde büyüseler ve aileler farklı zıt tutumlarda bulunursa kalıtımsal olarak aynı olmalarına rağmen aile faktörü yüzünden bambaşka bir karaktere bürünebilirler.

3 Tanıdık Yabancı (Three Identical Strangers) belgeselinden örnek verecek olursak üçüz kardeşler 19 yaşlarında ilk defa tanıştıklarında neredeyse tüm davranışları, istekleri, hayata bakış açıları çok benzer olduklarını fark ettiler. Ama içlerinden biri yıllar sonra intihar etti. Diğer ikisi ise neden ben değil de o intihar etti düşüncesinde olsalar bile intihara o kadar da meyilli değillerdi. İntihar eden kardeşinden kıyasla daha tutarlı psikolojik iyi oluş duygu durumlarının olduğunu, intihar etmedikleri için veya öyle bir girişimde bulunmadıklarından anlayabiliriz.

Kültürel faktörler, içinde yetişilen kültürde kişiliğin oluşumunda etkilidir. Her toplumun kendi özgü değerleri, yaşam biçimi, gelenek ve görenekleri vardır. Bu kişinin tutumlarını, ideallerini, gelecek hayallerini ve bunun için uğraşlarını etkiler. İçinde bulunduğu durumlar ve şartlar ona ister istemez bir rota belirletir. Yapacağı ve asla yapmak istemeyeceği, olmak istediği ve asla olmak istemeyeceği davranışlarının çizgisini çekmesinde büyük bir etken olur.

Kişiliğin belirleyiciliği konusu gün gittikçe derinleşmeye devam etmektedir. 2003 yılında tamamlanan “İnsan Genom Projesi” beklenilen, hayal edilen o “genetik” dediğimiz faktörün kişiliği belirlemede o kadar da etkili olmadığı fark edildi. Yeni bir kavram arayışına sebebiyet verdiğini bu yüzden tam olarak bilemediğimiz başka faktörlerin de genler etrafında şekillendiği kavram olan epigenetik ilerleyen yıllarda da kişiliğin faktörlerini anlamamıza daha da yardımcı olacak gibi görünüyor.

Faydalanılan Kaynaklar

Özdemir, O., Özdemir, PG., Kadak, MT., Nasıroğlu, S., Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar 2012;4(4):566-589
Plotnik, Rod (1986). İntroduction to Psychology . Second Ed. New York: Random House.
Kulaksızoğlu, Adnan (2003). Farklı Gelişen Çocuklar. İstanbul: Epilson Yayıncılık.

Burak Çakar içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
Burak Çakar içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

Eternity And A Day (Sonsuzluk ve Bir Gün) Keder, ifade edilmemiş aşktır. Şairler sözleriyle yalnızca aşkı değil, acıyı da büyütürler. Theodoros Angelopulos‘un yönetmenliğini yaptığı Eternity and A Day filminde,  Yunan bir şair olan Alexandros’un hikâyesi de şiirlerinde olduğu gibi acıyı büyütüyor. Alexandros ölümcül bir hastalığa yakalandığını öğrenir ve hastaneye gitmeden önce son bir günü kalmıştır. […]
Bugün konu ise Rönesans’ın baş karakterlerinden Michelangelo. Ben bu konuya öncelikle Sistine Şapeli’nden giriş yapmak istiyorum. Evet Sistine Şapeli’nin şu anda tavanlarını süsleyen olağanüstü resimler Michelangelo’ya ait. Ben de buradan yola çıkarak araştırmaya başladım. 1500’lu yıllarda o zamanın Papa’sı II. Julius tarafından Michelangelo’ya yaptırılan bu resimlerin birazından bahsetmek istedim. Papa bu resimleri ilk gördüğünde Michelangelo’ya […]
CEMAAT, İSTİKRAR, ÖZDEŞLİK Cesur Yeni Dünya, teknolojinin ve bilimsel teknik bilginin kontrolünde olan bir toplumda birey düşüncesinin ve özgürlüğün olmadığı ama bunun yerine sistemin istediği biçimde yaşayıp ve düşündüğünü sanan edilgen insanların olduğu bir dünyadır. Roman, Londra merkezli ve yöneticisinin Mustafa Mont olduğu Dünya Devleti’nde geçmektedir. Dünya Devleti de diğer birçok distopik romanda olduğu gibi […]
Bildiğimiz üzere II. Dünya Savaşı’nın sonunda Soğuk Savaş süreci başlıyor ve dünya, ABD ve Sovyet Rusya’dan oluşan iki kutuplu bir düzenin etrafında şekilleniyor. Bu kutuplar arasında her alanda olduğu gibi uzay ve havacılık alanlarında da rekabet yaşanıyor ve pek çok ülke bu alanlara yönelik ajanslar kurarak gerekli çalışmalara başlıyor. Günümüzde de devam eden bu çalışmalar, […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.