fbpx

Merhaba, ne yapıyorsunuz? Çoğunlukla yaptığımız işten çok bağımsız olan düşüncelerle doluyor aklımız; kalbimiz… Kitap okurken yalnızca tek bir kelimenin sebep olduğu hatıralar şeridiyle kapanıyor göz perdemiz ve sayfanın sonuna geldiğimizde fark ediyoruz. Esasında olan geçen dakikalara oluyor ve sayfanın başına dönüyoruz. Bir manzara, bir kelime, yanınızdan geçen birinin ardında bıraktığı tanıdık parfüm kokusu, bazen kafede çalan bir müzik… İnsanı alıp çok uzaklara, geçmişin sararmış yapraklarına götürüyor. Okuduğum bir kitapta her zaman yazarın düşüncelerinde veyahut kahramanın kafasının içinde olmayı isterim. Ama bazen, bilhassa bazı olaylar çözülürken başa sarıp duruyorum okuduğum sayfaları. Belki de ”Nasıl olurdu?” diye soruyorum kendime, nasıl olurdu kitabın son sayfası hep bir ölümle bitmeseydi? Öyle değil mi, hepimizin farklı hayat hikayesi var ve son sayfası ise ölünce çevrilmiyor mu?

Tarihine, saatine hatta saliselerine kadar bilseydik öleceğimiz anı, her şey çok farklı olmaz mıydı? Şu anda yağan karı izliyorum, eğer bugünün akşamına çıkamayacağımı bilseydim izler miydim? Hayır çıkardım dışarı, saatlerce karların içerisinde yürürdüm. Çünkü elimden gelenin en iyisi bu olur, izlemektense dışarı çıkmak. Şu anda müzik dinliyorum, eğer bugünün akşamına çıkamayacağımı bilseydim dinler miydim? Hayır kapatırdım, saatlerce bağıra çağıra şarkılar söylerdim. Çünkü elimden gelenin en iyisi bu olur, dinlemektense söylemek. Şu an diyorum, şu an… Ne kadar boş bir an gibi gelmiyor mu kulağa? Şu andayım, belki sabık zamana dönecek bir an ama belki de nefes alınan son an. Esasında efendim, elimde olanın en iyisi, şu an. Belki de odamın penceresinden izlemektense dahil olmalıyım, belki de seyirci kalmaktansa sahneye çıkmalıyım. ”Belki…” demek için, ”Keşke…” demek için çok geç; şu an.

Öleceğimiz anı bilmek, artılarıyla eksileriyle konuşulabilecek bir konu mu, bilmiyorum. Artıları olarak görmek istediğimiz bir yer, okumak istediğimiz bir kitap, tanışmak istediğimiz bir sanatçı, yapmak istediğimiz meslek, isteklerim dendiğinde akla gelen her şey yapılırdı. Başka zaman diye cümleye başlanmazdı, son anına kadar tadı çıkarılırdı hayatın. Eksileri olarak, sevgi sahte olurdu, acıma duygusu basitleşirdi, kaderin ipleri elimizde olurdu ve birbirine sarmaş dolaş edilmiş milyarlarca hayat yavaşça dağılırdı… Aslında yine de öleceğim anı bilmek isterdim. Hangi an, şu an dediğim hangi an; son anım olacak? Bunu bilmek isterdim. Bilmek ve bir şeyler için geç kalmamak isterdim…

Belki ölmeden önce yapılacaklar listesi çıkarsam -ki bazılarına garip gelen bu liste olayını yapan çok ciddi ve büyük bir kitle var- o halde ne kadarının üzeri çizilecek olurdu? Her üzerini çizdiğimin yerine başkasını yazardım değil mi? Hayat, insana bahşedilen kısacık yaşam süresi için fazla geniş… Yapılacak, görülecek, gidilecek, okunacak, düşünülecek, sevecek, istenilecek o kadar çok şey var ki… Ama en azından duygusal bir mahluk olan insan için bu liste sevdiklerine göre yapılabiliyor ve bu bilhassa listeden birkaç madde çıkartıyor. Yine de şu an bunları yazarken veya siz tam şu an okurken ”şu an” denen her an için yapılabilecek onlarca şey varken… Bazen ”Neden buradayım?” diye sormak gelmiyor mu içinizden? Neyse başka zamana diyerek saçlarınız ağarırken, hayatı kaçırırken ölümün size her an belki de şu an kucak açtığını görmüyor musunuz?

Tanışmak istediğim bir yazar var, tanışmak gibi olmasa da birkaç kez konuşmuşluğum oldu kendisiyle. Ama belki bir gün tekrar konuşurum, keşke yeteri kadar cesur olsaydım da tanışmak istediğimi dile getirseydim… Okumak istediğim bir kitap var, fazla uzun. Belki bir gün okurum, keşke boş olduğum sayısız zamanın birisini ona ayırsaydım… En çok görmek istediğim ülke Norveç’tir, yalnızca çekilmiş güzel manzaralarına kadar biliyorum bu yeri. Hiç görmedim, belki bir gün görürüm; keşke ölmeden görseydim. Olmuyor değil mi? Keşke demek için, belki demek için, bu kadar çelişki için ne hayat yeteri kadar güçlü olabiliyor ne de ölüm…

Zeynep Yavuz içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
2 Yorumlar
Eskiler
Yeniler En çok oylananlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
Zeynep Yavuz içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

“Sisyphus’u gördüm, korkunç işkenceler çekerken: yakalamış iki avucuyla kocaman bir kayayı ve de kollarıyla bacaklarıyla dayanmıştı kayaya, habire itiyordu onu bir tepeye doğru, işte kaya tepeye vardı varacak, işte tamam, ama tepeye varmasına bir parmak kala, bir güç itiyordu onu tepeden gerisin geri, aşağıya kadar yuvarlanıyordu yeniden baş belası kaya, o da yeniden itiyordu kayayı, […]
Bugün 10 Mart 2022. Gülistansız 796. gün “Ne durumdayım biliyor musunuz? Ölüm Allah’ın emri, ölüm dünyada var. Gençlerin ölümü zor ama biz her gün yeniden ölüyoruz. Her gün… Toprağa bile basmaya kıyamıyorum, acaba kızım içinde olabilir mi diye. “ 21 yaşında, Tunceli’de bir üniversite öğrencisiydi Gülistan Doku. 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamıyor. […]
Bir girişim fikriniz var ve bu alanda bir marka oluşturmak istiyorsunuz ya da henüz küçük bir işletmesiniz ve işletmenizi büyütüp kârınıza kâr katmak istiyorsunuz. İşte bu yolda atmanız gereken ilk adım markalaşmak olmalıdır. Peki marka nedir?                Marka yalnızca kalabalık bir pazarda sizi diğerlerinden ayıran isim, logo ve slogandan ibaret değildir. Markanız insanların sizinle etkileşimde […]
Erkut Taçkın 1940 yılında bir deniz subayının oğlu olarak dünyaya geldi. Babası gibi Deniz Harp Okulu’na giden Erkut Taçkın, okul hayatı sırasında Silahlı Kuvvetler Yüzme Şampiyonu oldu. 1955 yılında Genç Denizciler Orkestrası’na katılarak müzik hayatına başladı. Babasının subaylığından dolayı yurt dışına giden denizcilere plak siparişi verip bunlarla Rock&Roll’u özümsedi. Deniz Harp Okulu Orkestrası ve Erkut […]