fbpx

Falafel

İçeriğine baktığımızda çok basit bileşenleri olan ancak özellikle sıcak yenildiğinde tadı damak çatlatan bir lezzet. Asıl malzemesi nohut. Evet evet yanlış duymadınız, bildiğimiz nohut. ”Nohuttan hiç köfte olur mu canım?” Demeyin, oluyor efendim. Falafelin makbulü dışı çıtır çıtır, ısırıldığında kulağa o çıtırtı, bir senfoni misali gelmeli ancak içi yumuşacık, mısır ekmeğinden hallice bir kıvamda olmalı. Baharat konusu ise tartışmasız bu lezzeti nirvanaya çıkaran unsurdur. Birçok Arap ülkesinde falafel baharatları paketlerde hazır olarak satılıyor ve genel olarak kimyon ve karabiberin tadı kendini hissettiriyor. Ancak Ürdün’de Kalha’da yenilen falafelin tadı gerçekten bambaşka. İri iri falafeller, taze yağa tıpkı kuru toprağa düşen rahmet damlaları gibi düşüyor. Hafifçe kızardığı zaman işlem tamam demektir, tadıma gelince ilk ısırıkta sizi hafif baharatlar karşılarken sonunda kendinizi anasonun sıcak kollarına bırakıyorsunuz. Özellikle anasonu ısırıp ağızda çiğnemenin tarifi mümkün değil. Mısır’da ise falafele ”tamiyye” diyorlar. Baharatlar aynı, yalnız ana malzememiz değişiyor, nohut yerine bakladan yapılıyor ve falafelden daha iri oluyor. ”İçli köftenin yan sanayisi” desek yanlış olmaz sanırım. Ancak Mısırlılar tamiyyenin tadının falafelden daha lezzetli olduğunu söylüyorlar. Falafelin menşei Lübnan, Suriye, Ürdün ve Filistin arasında paylaşılamıyor. Ee… Tabii canım böyle bir lezzeti kim sahiplenmek istemez. Falafel dürüm olarak humus, acı soslar, turşu ve patates kızartmasıyla servis ediliyor ancak bana sorarsanız biraz kural dışına çıkıp falafeli şöyle tüketmenizi tavsiye ederim: Falafelcilerin yakınlarında genelde fırın olur, hemen fırına koşun, oradan sıcak tandır ekmeğini alın, aman aman efendim dikkat ediniz elleriniz yanmasın… Fırından sıcak sıcak alınmış ekmeği fazla terletmeden poşetten çıkarın ancak çıkarmadan önce ekmeği şöyle bir güzel koklayınız, sonrasında ekmeğin boyutu büyük olduğundan narince incitmeden bir parça kopartın. Kese kâğıdının içinden falafel alın, zaman kaybetmeden falafeli ya uzaktan kuzeni humusa ya da eski dostu mütebbele bandırın, daha sonra ortama biraz renk katmak için şattayı (acı sos) bu güzelliğe damlatın, sonrasında olacaklar için sorumlu değilim. (Not: Taklitlerimden sakınınız.) (Not2: Parmaklara dikkat.) Unutmadan… Yanında Ürdün’ün meşhur naneli çayını da içmenizi tavsiye ederim.

Esenle Kalınız.falafel 4544137 340 9cced99b

FazilHikmet içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
FazilHikmet içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

   Benim adım Ümran. Ümran Dakneş. Beş yaşındaydım. Ailemle Suriye’nin Halep kentinde, Esad rejimi yüzünden zor şartlar altında yaşarken Rusya’nın hava saldırıları sırasında evimizin yıkılması sonucu enkaz altında kaldım. Enkazdan çıkarıldığımda tenimin rengi toz yüzünden griydi. Kirpiklerime moloz yığını oturmuştu sanki. O kadar çok korkmuştum ki flaşlar her patladığında ürperiyordum. Fotoğraflarımı çekiyorlardı! Neden? Çünkü gözlerimden […]
Dede korkut hikayeleri 12 ve 14. yüzyıllar arasında Doğu Anadolu ve Azerbaycan’da yaşayan Oğuz boylarının günlük yaşamlarının olağanüstü olaylarla süslenmiş bir anlatımla anlatılan hikâyelerdir. Sonucunda halk hikâyelerden ders çıkarmıştır. Bir ön söz ve 13 hikâyeden oluşmaktadır. (13. hikâye olan “Salur Kazan’ın Yedi Başlı Ejderhayı Öldürmesi” son dönemlerde tespit edilmiştir.) 13 hikâyeden her birisi bir boy […]
Eternity And A Day (Sonsuzluk ve Bir Gün) Keder, ifade edilmemiş aşktır. Şairler sözleriyle yalnızca aşkı değil, acıyı da büyütürler. Theodoros Angelopulos‘un yönetmenliğini yaptığı Eternity and A Day filminde,  Yunan bir şair olan Alexandros’un hikâyesi de şiirlerinde olduğu gibi acıyı büyütüyor. Alexandros ölümcül bir hastalığa yakalandığını öğrenir ve hastaneye gitmeden önce son bir günü kalmıştır. […]
Bugün konu ise Rönesans’ın baş karakterlerinden Michelangelo. Ben bu konuya öncelikle Sistine Şapeli’nden giriş yapmak istiyorum. Evet Sistine Şapeli’nin şu anda tavanlarını süsleyen olağanüstü resimler Michelangelo’ya ait. Ben de buradan yola çıkarak araştırmaya başladım. 1500’lu yıllarda o zamanın Papa’sı II. Julius tarafından Michelangelo’ya yaptırılan bu resimlerin birazından bahsetmek istedim. Papa bu resimleri ilk gördüğünde Michelangelo’ya […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.