fbpx

Latincesi “Et tu, Brute?” olan deyimin Türkçesine birçoğumuzun kulak aşinası var. Aslında günlük hayatta da hâlâ kullanımı yaygın olan bu kalıp, genellikle sevdiğimiz ya da kötülük beklemediğimiz bir dostumuz tarafından ihanete uğradığımız zaman kullanılır. –Sen de mi Brütüs?- Roma’nın efsane lideri Jul Sezar, kendisine suikast düzenleyen senato üyelerinin arasında yetiştirdiği ve büyüttüğü Brütüs’ü görünce Sezar’ın ölmeden önceki son sözleri olarak tarihin sayfalarında yer aldı. Fakat bu olay tam olarak böyle mi yaşandı kesinliği tartışma konusu olmaya devam etmektedir. Nitekim bu sözün Shakespeare tarafından “Julius Caesar” adlı kitabında kullanmasıyla ünlendiği bilinmektedir. Tabii ki Jul Sezar’ın ölümü sadece bu deyimle ibaret değildir. Ünlü imparatorun ölümüne giden yola geniş bir pencereden bakalım.

Dünya tarihinin en etkili insanlarından birisi olarak kabul edilen Jul Sezar, iyi bir hatip olmanın yanı sıra iyi bir yazar olarak da bilinmektedir. Sezar’ın hayat ile ilgili bilgilerinin neredeyse tamamı askerî seferlerini ve kendisi hakkında yazılar yazdığı “Yorumlar” adlı hatıralar kitabında bulunmaktadır.

MÖ 49 yılının 10 Ocak gününde Jul Sezar, Rubicon Nehri’ni 13. lejyon ile geçti ve Roma kanlı iç savaşının başlamasına işaret eden meydan okumayı başlattı. Roma yasalarına göre Rubicon Nehri’ne varmadan lejyon komutanları ordusunu dağıtmakla hükümlüdür. Fakat Sezar bulunduğu durum nedeniyle böyle bir hareketin kendisi için risk taşıdığını bilmektedir. Nitekim senato emirlerine karşı gelmiştir. Bu meydan okumayla birlikte ok yaydan çıkmış, Roma’nın kaderi yeniden şekillenme yoluna girmiştir. Cumhuriyet’in askerleri ile birer birer yüzleşen Sezar ciddi başarılar kazanmıştır. Bu başarıların getirisi ile birlikte özgüven kazanan Sezar, Roma’ya dönerek kendini “Dictator perpetuus” yani ömür boyu diktatör ilan etti. Ancak bu andan itibaren Roma, Sezar için daha tehlikeli bir yer hâline gelmiştir.

Halk başa geçen Sezar’a karşı sempati duyuyor ve çeşitli unvanlar ile hitap edip onu yüceltiyorlardı. Fakat Sezar ile senato arasındaki gerilim hiçbir zaman bitmemiş, aksine daha süratli bir hâl almıştı. Nitekim Sezar’ın senatoyu küçük düşüren tavırları, kendi suikastına giden yolda merdiven olacaktı. Bunun yanı sıra bir festival sırasında halktan biri Sezar’ın kafasına defne yaprağı ile sarılı bir taç geçirip “Sana bunu Roma halkı veriyor.” diyerek izleyenleri kışkırtmış ve birkaç çift gözün dikkatini çekmiştir. Festival alanından yükselen alkışlar ve haykırışlarla birlikte halk, Sezar’ı kral olarak selamlarken Sezar tacı bir kenara koyarak “Romalıların kralı yalnızca Jüpiter’dir.” demekle yetindi.Sen de mi Brutus 2 a6d2ac99

Sezar suikastının fitili senatör Casisus ve Brütüs’ün gizlice yaptığı görüşme sırasında yandı. Brütüs, Sezar’ın ölümünü bir tiranın yıkılışı olarak halka sergilemek istiyordu. Suikast da politik olmanın yanı sıra şiirsel ve estetik bir değere göre düzenlendi. Öncelikle suikastın gözlerden uzak bir yer olmasından ziyade herkesin gözü önünde düzenlenmesi daha etkili olacağı fikrine kapıldılar. Senato binasını ise suikastın yeri olarak belirlediler. Bunun sebebi ise senato binasına sadece senatolar girebiliyordu ki böylelikle kişisel korumalarından uzak kalan Sezar’ı öldürmek daha kolay olacaktı.

Jul Sezar MÖ 44 yılının 15 Mart günü öğleye doğru her zaman yaptığı gibi senatoya gitti. Büyük alanda yerini alan Sezar’a kalabalık bir senatör grubu yaklaştı. Önceden belirlenen bir işaret üzerine hepsi birden hançerlerini togalarından (eski Roma giysisi) çekerek Sezar’ın üzerine atladılar. Cassius ya da Casca’dan gelen ilk darbe Sezar’ı boğazından yaraladı. Her bir suikastçıdan bir tane olmak üzere 23 hançer yarasıyla yere yığıldı. Ve rivayete göre Brütüs’ü de suikastçıların arasında gören Sezar Türkçe anlamı “Sen de mi Brütüs?” olan “Et tu, Brute?” diyerek son nefesini verdi.

selcukbey içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
selcukbey içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

   Benim adım Ümran. Ümran Dakneş. Beş yaşındaydım. Ailemle Suriye’nin Halep kentinde, Esad rejimi yüzünden zor şartlar altında yaşarken Rusya’nın hava saldırıları sırasında evimizin yıkılması sonucu enkaz altında kaldım. Enkazdan çıkarıldığımda tenimin rengi toz yüzünden griydi. Kirpiklerime moloz yığını oturmuştu sanki. O kadar çok korkmuştum ki flaşlar her patladığında ürperiyordum. Fotoğraflarımı çekiyorlardı! Neden? Çünkü gözlerimden […]
Dede korkut hikayeleri 12 ve 14. yüzyıllar arasında Doğu Anadolu ve Azerbaycan’da yaşayan Oğuz boylarının günlük yaşamlarının olağanüstü olaylarla süslenmiş bir anlatımla anlatılan hikâyelerdir. Sonucunda halk hikâyelerden ders çıkarmıştır. Bir ön söz ve 13 hikâyeden oluşmaktadır. (13. hikâye olan “Salur Kazan’ın Yedi Başlı Ejderhayı Öldürmesi” son dönemlerde tespit edilmiştir.) 13 hikâyeden her birisi bir boy […]
Eternity And A Day (Sonsuzluk ve Bir Gün) Keder, ifade edilmemiş aşktır. Şairler sözleriyle yalnızca aşkı değil, acıyı da büyütürler. Theodoros Angelopulos‘un yönetmenliğini yaptığı Eternity and A Day filminde,  Yunan bir şair olan Alexandros’un hikâyesi de şiirlerinde olduğu gibi acıyı büyütüyor. Alexandros ölümcül bir hastalığa yakalandığını öğrenir ve hastaneye gitmeden önce son bir günü kalmıştır. […]
Bugün konu ise Rönesans’ın baş karakterlerinden Michelangelo. Ben bu konuya öncelikle Sistine Şapeli’nden giriş yapmak istiyorum. Evet Sistine Şapeli’nin şu anda tavanlarını süsleyen olağanüstü resimler Michelangelo’ya ait. Ben de buradan yola çıkarak araştırmaya başladım. 1500’lu yıllarda o zamanın Papa’sı II. Julius tarafından Michelangelo’ya yaptırılan bu resimlerin birazından bahsetmek istedim. Papa bu resimleri ilk gördüğünde Michelangelo’ya […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.