fbpx

Sabah uyanmak artık öyle başka geliyor ki bana… Dünyam tepetaklak olmuş, yer gök göğsümde buluşmuş sanki. Öyle ağır, öyle ağır ki içimdeki bu yük… Nedendir, neredendir bilmem, belki elimin kesik acısı yüreğime vuruyordur. Fiziksel acı beni üzmüyor ama yüreğime çarpan bu acı beni paramparça ediyor sanki… Gecenin karanlığında, çelimsiz bedenimle yürüyordum. Bir hiç olsaydım, bir küçücük toz olsaydım; öyle ki yalnız, bir yaz gününde perdeler açıldığında vuran güneşin ışığında görünen bir toz olsaydım. Belki daha farklı olabilirdi, şimdi dünyaya sığamıyorum sanki. Bu küçücük bedenimle, tarumar yüreğimle sığamıyorum dünyaya. Ben hayatta kaybedenlerdenim. Hem de ilk doğduğu anda, hayata 1-0 geride başlamışlardanım. Bir kusurum vardı; kusur değildi. Ancak insanlık benden alacaklıydı, bana garazı vardı bu insanlığın. Yalnızca, ten rengimdendi. Kızıla dönük kabarık saçlarım, güzel vücudum, fındık burnum ve utanınca belli olmasa da domatese dönen yanaklarım siyah bir ten rengiyle kaplanmıştı. Ve ben bu yüzden, sırf bu yüzden hep ezilmiştim… Oysa ben çocukları katletmiyordum, kadınlara şiddet göstermiyordum. Ben şiddet yanlısı bir insan değildim ama toplum beni böyle gördükçe, bilhassa uydurdukları kalıba beni itince belki öyle oldum. Oysa neydi ki suçum? Tanrının vergisi bu bedenim, beyaz değil siyah olduğu için neden dışlanıyorum ben? Toplum beni dışladı, çünkü azınlığım, azınlıktayım. Oysa çoğunluk siyah olsaydı beyaz tenli insanlar dışlanırdı değil mi? Çünkü çoğunluğa uymayan her zaman toplumdan dışlanmaya mahkumdur… Bize öyle acılar çektirildi ki her zaman yanlış çağda doğduğumuzu düşündük. Fakat öyle mi? Meğer yalnız insanın körelmiş nefsine yenik düşmüşüz… Eğer öyle olmasa, bu çağda henüz yeni olmuş olan siyah kavgaları olur muydu? Bundan asırlar önce köleydik, bir gün siyahlar ve beyazlar el ele olacak dendiğinde sessizce kadeh kaldırdık… Bundan birkaç asır önce hala dışlanıyorduk, oysa bizi dışlayanlar yaz günü güneşin altına yatıyorlardı; ”Bir gün birlik olacağız!” diye sessiz çığlıklar attık. Ve şimdi halen bir polisin altında ”Nefes alamıyorum!” diye bağırarak dakikalarca can çekişip ölmeye mahkumuz. Neden ha neden? Bu insanlar neden bizleri dışlar? Benim adım yok, adı olmayan onlarca insandan biriyim. Yalnızca ten rengim yüzünden kaybettim, sırf siyah olduğum için kaybettim. Oysa ben terör eylemi yapan bir hain değildim, başkaldıran değildim… İsyan etmedim, köleliğe mahkum edilen de hep bendim. Çünkü güneş bana küsmüştü değil mi? Beyazlara şemsiye tutarken güneşe mahkum edilmek benim kaderimdi. Oysa bu değişecek, bu çağda hâlâ sessiz çığlıklar atar sanıyorlarsa bizi yanılıyorlar… Biz üstünlük istemedik hiç, biz yalnız eşitlik istedik…

İşte şimdi gecenin karanlığında, çelimsiz ayaklarım beni nereye olduğunu bilmeden götürüyor. Kaçıyorum hayattan da, insanlardan da… ”Bu çağın insanı değilim, yanlış çağda doğmuşum.” demekten yoruldum artık. Yüreğimdeki acı halen elimdeki kesikten sebep mi bilmiyorum… Ama iyice ağırlaşan bedenimi, karanlık bir sokakta hafif çiseleyen yağmurun altına serdim artık. Lambanın ışığı gözlerimde patlıyor sanki, şimdi huzurluyum… Şimdi biliyorum ki, bir gün; din, dil, ırk, kadın, erkek, siyah, beyaz, trans herkes eşit olacak… Olacak değil mi?

Zeynep Yavuz içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
Zeynep Yavuz içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

CEMAAT, İSTİKRAR, ÖZDEŞLİK Cesur Yeni Dünya, teknolojinin ve bilimsel teknik bilginin kontrolünde olan bir toplumda birey düşüncesinin ve özgürlüğün olmadığı ama bunun yerine sistemin istediği biçimde yaşayıp ve düşündüğünü sanan edilgen insanların olduğu bir dünyadır. Roman, Londra merkezli ve yöneticisinin Mustafa Mont olduğu Dünya Devleti’nde geçmektedir. Dünya Devleti de diğer birçok distopik romanda olduğu gibi […]
Bildiğimiz üzere II. Dünya Savaşı’nın sonunda Soğuk Savaş süreci başlıyor ve dünya, ABD ve Sovyet Rusya’dan oluşan iki kutuplu bir düzenin etrafında şekilleniyor. Bu kutuplar arasında her alanda olduğu gibi uzay ve havacılık alanlarında da rekabet yaşanıyor ve pek çok ülke bu alanlara yönelik ajanslar kurarak gerekli çalışmalara başlıyor. Günümüzde de devam eden bu çalışmalar, […]
Bugünkü konumuz aşk konulu filmler. Birçoğumuz ki özellikle kadınların tercih ettiği bir konu olan aşk filmleri hakkında ufak bir liste yaptım. Konuya ilgili olan kişiler bu listedeki filmleri çoğu kez izlemiş ve repliklerine kadar ezberlemişlerdir diye düşünüyorum. Ben yine de bu konu hakkında fikir sahibi olmak isteyenler veya arada duygusal çöküşüşe giren herkesin izleyebileceği filmleri […]
Kitle iletişim araçlarının toplumsal bilinci şekillendirdiği aşikâr. Bu bağlamda, bir kitle iletişim aracı olan sinema da toplumsal ve kültürel yapıyla ilgili gerçekleri kullanıyor ve aynı zamanda bu yapıları yeniden şekillendiriyor. Haz ve gerçeklik arasındaki ilişkiye dayanan sinemada, görülen her objenin temsil ettiği bir duygu ya da anlam bulunuyor. Bunun yanında sinema ve toplum arasında, sinema […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.