Birkaç gün evvel ‘’Feminist Dünyada Erkek Olmak’’ isimli bir kitaba rastladım. Kitabın ismi beni bir süre düşündürdü ve bir türlü kafamda anlamlandıramadım. Feminizm, kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olması gerektiğini savunan bir akım değil midir? Fazla yorulmadan, feminizm kelimesini arattığımızda bile basit ve anlaşılır bir açıklamayla karşılaşıyoruz. Peki ya neden feminizmin erkekleri aşağıladığı, 2. plana attığı yahut ezmeye çalıştığı düşünülüyor? Yıllardır süregelen bu yanlış anlaşılmayı düzeltmek mümkün müdür? Yoksa sonsuza dek hakkımızı savunurken bir de araştırma yapmaktan aciz, egosu incinen erkeklere açıklama yapmakla mı uğraşacağız?

Erkek olmanın bu denli yüceltilip abartıldığı ve neredeyse herkese henüz çocukken aşılanan ‘’kutsallık’’ hissini düzeltmek için bir şansımız olduğuna inanmak istiyorum. Yüzyıllar önce kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olmak istemesi üzerine feminizm akımı şekillenmiş ve bugün, maalesef hala aynı şeylerle savaşıyoruz. Bir kez olsun empati yapmamış, yoksun insanların ‘’Feminizim ne yahu, bu kadınlar da kendilerini ne zannediyor?’’ minvalinde cümlelerini daima duyuyor olmak fazlasıyla yıpratıcı. Bilmem, anlatabiliyor muyum?

Bizler günümüz Türkiye’sinde yaşamak için bile ‘’çabalamak’’ zorundayız. En küçüğümüzden en yaşlımıza bir yerlerde şiddetle savaşıyor. Fiziksel veya psikolojik… Kimimiz öldürülüyor, katili ceza dahi almadan adeta ödüllendirilmiş gibi sokaklarda elini kolunu sallayarak geziyor. Bizler birlik olup ses çıkartıyoruz. Çıkartıyoruz ki biri daha gitmesin. Biri daha eksilmesin. Bir anne daha evlat acısıyla feryat etmesin. Bir baba daha kızının ölümünün ve katilin öylece hayatına devam etmesinin verdiği acıyla bayılmasın. Ses çıkartıyoruz çünkü bir yerlerde birileri sesimizin kısılması için bekliyor. Bizler her defasında tüm gücümüzle haykırıyoruz çünkü katillerimiz yalnızca ‘’sözde hakime saygı için giydiği takım elbise’’ ile cezada indirim alıyor. Tüm bunlara her birimiz Allah’ın her günü şahit oluyoruz. Belki artık sıradanlaşmış haberler bunlar sizin için ama ben çok iyi biliyorum ki her sabah, her öğlen, her akşam bir kadın için ses çıkartıyorum. Susmak gibi bir lüksüm yok. Susarsam sıra bana da gelecek, biliyorum. Durmadan bağırıyorum ve yoruldum. Çok yoruldum. Öldürülmemek için, katiller salınmasın diye, cezada indirim almasın diye ve hatta bazen sırf ceza alsın diye ses çıkarmak zorunda olmaktan yoruldum.

Vahşice işlenen kadın cinayetlerinin ardından evde tek kalmaya bile korkar hale geliyoruz her birimiz. Metroda, tramvayda, otobüste, yolda, iş yerinde, markette, okulda ve hatta evde bile güvende değiliz. Güvende hissetmiyoruz. Tüm bu baş edilmesi zor hisleri yaşadığımız yetmezmiş gibi bir de bu bozuk zihniyetle savaşıyoruz. Bunun doğrusu bu mudur? Bizi anlamanıza imkan yokken neden bir an bile karşı çıkmayı bırakıp düşünmeyi denemiyorsunuz?

Bizler, kadın ve erkeğin eşit yaratıldığını söylemiyoruz. Bizler, eşit haklara sahip olmamız gerektiğini söylüyoruz. Bu yolda hiç durmadan haykırmaya devam edeceğiz. Sizler, işinize geldiği gibi anlamaya devam ettikçe de yaşama hakkımıza bile el uzanacak. Ya bu bozuk düzene beraber dur diyeceğiz ya da her biriniz değer verdiğiniz bir kadını hiç uğruna öldüren bir insan müsveddesi yüzünden kahrolacaksınız. Bir şeyleri anlamak için ellerinizin soğuk toprakta gezinmesine gerek yok. Bir şey yapın. Geç olmadan, daha fazla geç kalmadan, daha fazla kadını kaybetmeden… Zengin olan parasını, makam sahibi olan koltuğunu kullanarak cezalardan paçayı sıyırmasın diye, kadınlar balkonlardan atlamasın (!) diye ses çıkartın.

Bir şeyler yapın. Susmayın! Çünkü sustuğunuz ilk anda sizin de yüreğiniz acıyla kavrulacak. Susmayı tercih ettiğiniz her an için pişman olacaksınız çünkü şeytan olanın şeytanlık yapmak için sizin sevdiklerinizi seçmeyeceğinin garantisini veremezsiniz. Hiçbir zaman da veremeyeceksiniz.

 ‘’Size boyun eğeriz sanmayın. Hakkımız olanı alacağız.’’

‘’Her daim eşitlikten yana olan, hakkımızı aradığımızda sesimize ortak olan erkeklere buradan kocaman teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız ve dilerim sizler hep olursunuz!’’

Zeynep Çelik içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Okuyucularımız bu yazıyı çok sevdi.
Yorumları göster Yorumları gizle
Yorumlar Eril Düzende Kadın Olmak
  • 19 Ekim 2020

    İşin en zor tarafı bir zihniyeti değiştirmek. Çok fazla çaba… Ellerine sağlık.

    Cevapla
  • 1 Kasım 2020

    Susmayacağız ve yalnız olmadığımızı bilmek çok güzel. Kalemine sağlık :’)

    Cevapla
  • 1 Kasım 2020

    Çok teşekkür ederim???

    Cevapla
  • 7 Kasım 2020

    Elbette kadın ve erkeğin eşit haklara sahip olması gerektiğini sonuna kadar savunacağız. Yazınız bu anlamda başarılı olmuş. Ellerine sağlık.

    Cevapla
  • 7 Kasım 2020

    Çok teşekkür ederim?

    Cevapla

Bir yanıt yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Attach images - Only PNG, JPG, JPEG and GIF are supported.

Zeynep Çelik içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

 << Vuslat-I Okumak için tıklayın. Ayrılamadım bir süre oradan. Mıhlanmıştım adeta oturduğum yere. Güneş gitmişti, çalan şarkı yerini bir başkasına bırakmıştı, zaman kimseyi beklemeden akıp gidiyordu. Ben ise bir ağacın altında oturmaya devam ediyordum. Yoktu bir sebebi. Yine Güneş’imi düşünmüştüm, yine güneşe veda etmiştim ve nihayetinde yine bir başımaydım. Yine yalnızdım. Onca düşünceyle savaşmak öyle […]
”Anne, ben çıkıyorum. Ne zaman gelirim, bilmem. Geç kalırsam bekleme, uyu tamam mı?”Kapının ağzından seslenmiştim anneme. Neye, nereye, kime gittiğimi ben bile bilmiyordum o an. Sadece gitmek, kaçmak, uzaklaşmak istiyordum. Neyden, kimden? Var olan herkesten, her şeyden… Kendimden bile… Nereye gittiğimi bilmeden çıkmıştım ancak karar vermem uzun sürmemişti. İşin aslı, gittiğim yer hiç değişmemişti. Güneşi […]
”Yine mi altını ıslattın? Bıktım senden. Nedir bu çektiğim çile? Bitmek bilmiyor!” 11 yaşımdayken en sık duyduğum cümleleri okudunuz az önce. ”11 yaşında altını mı ıslatıyordun?” demeyin hemen. Büyümemiştim ki ben. Büyüyememiştim. Korkumdan, endişemden, hissettiğim suçluluk duygusundan uyuyamazdım çoğu gece. Bazen minik bedenim yorgunluğuma dayanamazdı da sızar kalırdım çekyatta. O zaman da altımı ıslatırdım işte. […]
Zeynep KUŞ ve Hüseyin Recep DEMİRCİ ortak çalışmasıdır. Mustafa S. Kaçalin, 1957 İstanbul doğumludur. Rize’nin Çamlıhemşin ilçesine bağlı Çayırdüzü köyünden göç etmişlerdir. 1972 yılında girdiği Hasköy Lisesi’nden 1975 yılında mezun oldu. 1976 yılında başladığı lisans eğitimini İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde 1980 yılında tamamladı. Doktorasını aynı bölümde Prof. Dr. Muharrem ERGİN’in […]

İlgini Çekebilir

Bilinmeyen Bir Yazı Kaçacak bir yerim kalmamıştı, kendi içimde dahi saklanamıyordum. Yürümeye başladım ve geçtiğim her sokak silindi ardımdan. Dünya sanki yalnızca benim etrafımda dönüyordu. Hızına yetişemediğimden hep başımın dönmesi. Biraz eksik ve bir hayli yavaş yaşıyordum. Hâlâ, yağmurun yağma sürecini takip etmeye yetmemişti gözlerimin kuru kalması. Evet, yağmur yağınca ekseriyetle ağlardım ve damlalara karışmasın […]
İnsan neden kötü duyguların tesirini daha çok hisseder? Şöyle bir düşünecek olursak mutlu olduğunuz anılarınız mı daha çok aklınızda kalmış, yoksa canınızın yandığı mı? Size zarar verecek ya da canınızı yakacak bir şeye inanmak aptallıktır. Bu zaten inandığınız şey değil; bazı durumların sonucunda ortaya çıkan, zihninizin oluşturduğu inanç veyahut düşüncedir. Zihninizin içine daldığınızda zaman ve […]
–İsmin ve işin nedir? +Atamert Yavuz. Amatör lig futbolcusuyum. Bilmiyon mu bunu zaten, bu ne iş ben anlamadım? –İşinden memnun musun? +Memnunum… Memnundum, pandemi girdikten sonra çocukluk aşkım olan futboldan yaklaşık 10 aydır uzak kaldım. Senin dırdırınla yaşamayı bilmiyorsun sen… –Bu seni hangi yönlerden etkiledi? +Bu beni maddi manevi her yönden etkiledi. Virüs yüzünden işsiz […]
Biri var. Pencerenin kenarından gözlediğin Yarının yok olmasına sebep olacak biri var Kurumaya yüz tutmuş bir çiçek Su vermenin fayda etmediği Sen su veriyorsun Çünkü biri var Dönüşte çiçeği görmek isteyen biri Sinirlenince çekip gitmek istiyorsun Hiçbir şey düşünmeden Başını bırakıp gitmek istediğin biri var Aklının onda kalacağı biri var Üzülünce ağlamak istiyorsun Kim görürse […]
SAÇ ÖRGÜSÜ Kitap Adı: Saç Örgüsü Orijinal Adı: La Tresse Yazar: Laetitia Colombani Çeviri: Gülşah Ercenk Yayınevi: Yan Pasaj Yayınevi Sayfa: 188 Baskı: 2020 Tür: Roman İtalya, Kanada ve Hindistan… Üç farklı ülke… Smita, Giulia ve Sarah… Üç farklı kadın… Bu üç kadın, üç farklı kıtada, üç farklı hayat yaşıyorlar. Birbirlerinin varlıklarından bile haberleri olmayan […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.