fbpx

Hayatınız boyunca bir daha asla görmeyeceğiniz insanlarla bir hafta geçirdiğinizi düşünün. Bunun farkında olan ancak her zaman geri plana atan insanlarla, bunun olacağı güne kadar içine gömen insanlarla… Hayatınızın sadece bir haftasına eşlik edecek 20 insan düşünün, farklı ülkelerden, farklı dillerden, farklı kültürlerden insanlar. Beslediğiniz duyguları bir daha asla yakalamanız mümkün olmayacaktır.

Gerek üniversite gerek lisede süregelen Erasmus projeleri ülkemizde çok fazla okulda var. Birçok öğrenci buna rağmen fazla bilgili değil lakin kesinlikle yurt dışında bir hafta geçirmek kulağa geldiği kadar imkânsız değil. Henüz 17 yaşında lisede 1 haftalığına bambaşka bir ülkede zaman geçirebilirsiniz. Aynı şekilde üniversitede 1 döneminizi ve daha da fazla zamanınızı yurt dışında geçirebilir, eğitiminizi orada tamamlayabilirsiniz. Bunun en hoş tarafı tanıdığınız insanlardır. Lise için bu durum daha üzücü çünkü maalesef yalnızca 1 hafta kalabiliyorsunuz. Bu bir haftada belki asla bağları kopmayacak arkadaşlıklar kuruyor, belki amansız bir aşka düşüyorsunuz. Ve buna insan izin veriyor, bir daha bu insanları asla görmeyeceğini bilse de izin veriyor bu duygulara… Hoş, elbet belki bir gün tekrar bir araya gelinebilir. Lakin Türkiye ekonomisi ile bu biraz zor görünüyor.

Şu anda bu yazıyı Napoli’den Bari’ye giden bir otobüste yazıyorum. Geçirdiğim mükemmel bir haftanın geri dönüş yolundayım. Bu bir hafta öyle çok şey katıyor ki insana. Dünyanın bambaşka bir yerinde yaşayan insanların hayatına şahit olmak ve hatta bir süre eşlik etmek. Dilinizi geliştiriyor, insanlara bakış açınızı değiştiriyor, bütün ön yargılarınızı kırıyor. Size yalnızca yarar veriyor, tek bir zararı bile yok.

Bir hafta boyunca bir öğrenci yanında, bir aile ile konaklıyorsunuz. Gündüzleri proje gereği yapmanız gereken çalışmalar, program doğrultusunda gitmeniz gereken yerler oluyor. Her şey her bir adımıyla mükemmel ve geceler ise öğrencilere bahşediliyor. Evet, bir daha asla görmeyeceğiniz insanlar ve siz.

Ekonomi, eğitim, yaşam tarzı, kültür… Her açıdan ufkunuzu açıyor. Bazen gördüğünüz şeyleri garipsiyor, bazen hayret ediyor, bazen melül melül bakakalıyorsunuz. Gerçekten ne hoş değil mi? Hiçbir kötü tarafı olmadığını söylemek belki bir nebze yalan olabilir. Son gece bile, belki tekrar bir araya gelme şansınız olmadığı düşüncesini bir kenara itiyorsunuz. O uçaktan bambaşka bir ülkeye adımınızı ilk attığınız an unuttuğunuz bu düşünceyi, son gece bile aklınıza getirmiyorsunuz. Ta ki gerçekten son kez sarılıp son kez çok sıkı bağlar kurduğunuz o insanlara bakana dek… Bu biraz kötü bir tarafı olabilir. Lakin lisede katıldığınız Erasmus+ , ileride üniversitede sizi ön plana atıyor. Bu da ayrı bir güzelliği bu programın. Çünkü belki bu insanlarla değil ama bambaşka insanlarla bir araya gelebilirsiniz.

Bu projelerde çalışan ve çabalayan insanlar doğrultusunda, Türkiye’de böyle bir fırsatın doğması olağanüstü… Görünmeyen tarafıyla tonlarca prosedüre tabii olan bu projeler öğrenciler için gerçekten çok büyük bir fırsat.

Bir daha asla görmeyeceğiniz insanlarla bir süre geçirdiniz ve şimdi dönüş yolundasınız. Tek bir kötü tarafı ve ardında onlarca güzel tarafı… Belki bir gün tekrar bir araya gelebilme umudu ile.

İtaly, 07.05

Zeynep Yavuz içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
2 Yorumlar
Eskiler
Yeniler En çok oylananlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
Zeynep Yavuz içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

“Sisyphus’u gördüm, korkunç işkenceler çekerken: yakalamış iki avucuyla kocaman bir kayayı ve de kollarıyla bacaklarıyla dayanmıştı kayaya, habire itiyordu onu bir tepeye doğru, işte kaya tepeye vardı varacak, işte tamam, ama tepeye varmasına bir parmak kala, bir güç itiyordu onu tepeden gerisin geri, aşağıya kadar yuvarlanıyordu yeniden baş belası kaya, o da yeniden itiyordu kayayı, […]
Bugün 10 Mart 2022. Gülistansız 796. gün “Ne durumdayım biliyor musunuz? Ölüm Allah’ın emri, ölüm dünyada var. Gençlerin ölümü zor ama biz her gün yeniden ölüyoruz. Her gün… Toprağa bile basmaya kıyamıyorum, acaba kızım içinde olabilir mi diye. “ 21 yaşında, Tunceli’de bir üniversite öğrencisiydi Gülistan Doku. 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamıyor. […]
Bir girişim fikriniz var ve bu alanda bir marka oluşturmak istiyorsunuz ya da henüz küçük bir işletmesiniz ve işletmenizi büyütüp kârınıza kâr katmak istiyorsunuz. İşte bu yolda atmanız gereken ilk adım markalaşmak olmalıdır. Peki marka nedir?                Marka yalnızca kalabalık bir pazarda sizi diğerlerinden ayıran isim, logo ve slogandan ibaret değildir. Markanız insanların sizinle etkileşimde […]
Erkut Taçkın 1940 yılında bir deniz subayının oğlu olarak dünyaya geldi. Babası gibi Deniz Harp Okulu’na giden Erkut Taçkın, okul hayatı sırasında Silahlı Kuvvetler Yüzme Şampiyonu oldu. 1955 yılında Genç Denizciler Orkestrası’na katılarak müzik hayatına başladı. Babasının subaylığından dolayı yurt dışına giden denizcilere plak siparişi verip bunlarla Rock&Roll’u özümsedi. Deniz Harp Okulu Orkestrası ve Erkut […]