fbpx

Edebiyat. Üzerine yoğunlaşmadığımızdan mıdır bilinmez ama ne kadar basitmiş gibi geliyor kulağa. Hani alelade kelimeler olur ya, tam manasını düşünmediğimiz, dolayısıyla da yeterince iyi kavranamayan kelimeler. Hah işte edebiyat kelimesi de bence bu minvalde. Sahi nedir bu edebiyat? Haydi gelin birlikte biraz düşünelim.

Google’da arattığımızda edebiyat, kelime anlamı olarak; olay, düşünce, duygu ve hayalleri dil aracılığı ile estetik bir şekilde ifade etme sanatıdır. Öykü, makale, deneme veya şiir yazmak edebiyattır; evet. Ancak ben tüm bu tanımlardan sıyrılıp duygusal mahiyetteki edebiyattan söz etmek istiyorum. Edebiyat bana göre yaşamın her anında bizimle. Bir annenin ninnisinde, bir kuşun cıvıltısında, bir ressamın tuvalinde, bir ağacın yeşermesi, bir tohumun filizlenmesi, sararmış bir gazelin sonbaharda dalından düşmesinde, bir çocuk tekerlemesinde veya bir müzisyenin notasında. Yani hayatta. Eğer siz edebî bir bakışla yaklaşırsanız edebiyatın olmadığı tek bir an bile bulamazsınız. Bizi besleyen öfke, umut, aşk, merhamet ve nice duygu edebiyatın yansıması. Yani demem o ki edebiyatı hayatımızdan uzaklaştırdığımızda dünyaya daha basit bakıyoruz aslında. Edebî düşünmek, güzel olan duyguları daha da çoğaltarak etrafa saçıyor. Bir çiçeğe şiir yazdıran edebiyattan söz ediyorum. Böyle bir incelik, muhteşem bir duygu patlamasının ürünü değil midir? Hâl ve hareketleri ile birkaç özenli söz eşliğinde güzel davranışlarını bizden esirgemeyen, nezaket sahibi, ince düşünceli insanların varlığı ne kadar iyi hissettiriyor bir düşünün.

Sevincimizi, hüznümüzü kelimelere döküyor veya sahnede sergiliyor olabiliriz. Bir nevi ”ruhsal meditasyon” da diyebiliriz buna. Kurmaca yahut sahi fark etmez. Sonuç olarak içimize sığmayan duygular somut bir form kazanıyor. Düşünce dünyamızı paylaşıyoruz, paylaştığımız her duygu misliyle geri dönüyor. Edindiğimiz her yenilik kişiliğimize katkı sağlıyor. Kaldı ki ben edebiyatın öğrenilen bir unsur olduğunu düşünmüyorum. İçinde his ve düşünce olan her şey gibi edebî potansiyel de doğuştan sahip olduğumuz özellikler arasında.

İşte böyle dostlarım. Edebiyat iyidir, hoştur. Siz siz olun “Edebiyat yapma!” diyenleri dinlemeyin. Edebî hayatınıza hız kesmeden devam edin. Şarkı söyleyin veya dans edin. Emin olun bu yaptığınız, edebiyattan başka bir şey değil.

Nesl-i Han içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
Nesl-i Han içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

Bugün konu ise Rönesans’ın baş karakterlerinden Michelangelo. Ben bu konuya öncelikle Sistine Şapeli’nden giriş yapmak istiyorum. Evet Sistine Şapeli’nin şu anda tavanlarını süsleyen olağanüstü resimler Michelangelo’ya ait. Ben de buradan yola çıkarak araştırmaya başladım. 1500’lu yıllarda o zamanın Papa’sı II. Julius tarafından Michelangelo’ya yaptırılan bu resimlerin birazından bahsetmek istedim. Papa bu resimleri ilk gördüğünde Michelangelo’ya […]
CEMAAT, İSTİKRAR, ÖZDEŞLİK Cesur Yeni Dünya, teknolojinin ve bilimsel teknik bilginin kontrolünde olan bir toplumda birey düşüncesinin ve özgürlüğün olmadığı ama bunun yerine sistemin istediği biçimde yaşayıp ve düşündüğünü sanan edilgen insanların olduğu bir dünyadır. Roman, Londra merkezli ve yöneticisinin Mustafa Mont olduğu Dünya Devleti’nde geçmektedir. Dünya Devleti de diğer birçok distopik romanda olduğu gibi […]
Bildiğimiz üzere II. Dünya Savaşı’nın sonunda Soğuk Savaş süreci başlıyor ve dünya, ABD ve Sovyet Rusya’dan oluşan iki kutuplu bir düzenin etrafında şekilleniyor. Bu kutuplar arasında her alanda olduğu gibi uzay ve havacılık alanlarında da rekabet yaşanıyor ve pek çok ülke bu alanlara yönelik ajanslar kurarak gerekli çalışmalara başlıyor. Günümüzde de devam eden bu çalışmalar, […]
Bugünkü konumuz aşk konulu filmler. Birçoğumuz ki özellikle kadınların tercih ettiği bir konu olan aşk filmleri hakkında ufak bir liste yaptım. Konuya ilgili olan kişiler bu listedeki filmleri çoğu kez izlemiş ve repliklerine kadar ezberlemişlerdir diye düşünüyorum. Ben yine de bu konu hakkında fikir sahibi olmak isteyenler veya arada duygusal çöküşüşe giren herkesin izleyebileceği filmleri […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.