fbpx

Evrende Düzen mi Yoksa Kaos mu Hâkim?

Kimileri evrende muhteşem bir düzen olduğunu savunur. Kimileriyse evrenin tamamen kaos içinde olduğunu, her şeyin düzensiz olduğunu savunur. Bilimsel olarak evrende bir düzenden bahsetmek mümkün değildir. Düzen yanılsaması, insanın evreni mikro düzeyde düşünmesinden kaynaklanmaktadır.

Termodinamiğin 2. yasasına göre gerçek sistemlerde entropi daima sıfırdan büyüktür. Yani evrende düzensizlik artmaktadır. Evren düzenli hâlde, düzensizliğe doğru büyük bir eğilim içindedir. Evrende sonsuz kaos ve keşmekeş hakimdir. Entropinin en basit örnekleri çiçeklerin solması, canlıların ölmesi, mumun erimesi, yere düşen bardağın kırılmasıdır. Deterministik fizik kanunları değişmez ve her yerde geçerli gibi görünse de evrenin her yerinde işlemez.

Dünya 5 defa “biyolojik yıkılma” geçirmiş, bugüne kadar var olan türlerin %99’u yok olmuştur. Oksijen düzeyi %30’lar seviyesine çıkmış ve tekrar %15’lere inmiştir. Minimal düzeyde düşünürsek dünyadaki oksijen seviyesi sabit olup yaşama elverişli olmasında mükemmel bir düzen tahayyül edebiliriz ama mükemmel bir düzen yoktur.

Akan bir nehre saniyenin milyonda biri hızında bakarsanız hareketsizdir. Her şey düzen içindedir. Nehre normal hızda bakarsanız o düzenden eser kalmaz. Nehir akar ve açıkça düzensizdir. Evrene baktığımızda da milyarlarca yıllık geçmişini, 60-70 yıllık gözlemlerle -evrenin düzenli olduğu fikri 1-2 günlük gözlemlere dayanır- her şeyin düzen içinde olduğunu iddia edemeyiz. İnsan zihni, bu süreleri algılayamadığı için yanılgıya düşmektedir.

Biyolojik anlamda da bir düzen yoktur. Bir balık milyonlarca yumurta üretmesine rağmen bunlardan sadece küçük bir bölümü hayatta kalabilmektedir. Bunun tek açıklaması düzensizlik ve tesadüftür.

Eğer insan vücudu mükemmel ve düzen içerisinde olsaydı DNA bozulmaz ve kontrolsüz çoğalan hücreler kansere sebep olmazdı. Bebekler ölü doğmaz, genetik hastalıklar olmaz, down sendromlu insanlar dünyaya gelmezdi. Hayvanlarda ise üç ayaklı inekler, iki başlı yılanlar görülmezdi.

Dünyada canlılık olması da düzen göstergesi değildir. Doğa canlılara uyum sağlamaz, doğaya uyum sağlayan canlılar hayatta kalır. İnsan da evrende var olan koşullara göre evrildi, sonra bu koşullara bakıp “Aa ne kadar güzel! Tam bize uygun.” demeye başladı.

Berkan İnan içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
Berkan İnan içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

Bugün konu ise Rönesans’ın baş karakterlerinden Michelangelo. Ben bu konuya öncelikle Sistine Şapeli’nden giriş yapmak istiyorum. Evet Sistine Şapeli’nin şu anda tavanlarını süsleyen olağanüstü resimler Michelangelo’ya ait. Ben de buradan yola çıkarak araştırmaya başladım. 1500’lu yıllarda o zamanın Papa’sı II. Julius tarafından Michelangelo’ya yaptırılan bu resimlerin birazından bahsetmek istedim. Papa bu resimleri ilk gördüğünde Michelangelo’ya […]
CEMAAT, İSTİKRAR, ÖZDEŞLİK Cesur Yeni Dünya, teknolojinin ve bilimsel teknik bilginin kontrolünde olan bir toplumda birey düşüncesinin ve özgürlüğün olmadığı ama bunun yerine sistemin istediği biçimde yaşayıp ve düşündüğünü sanan edilgen insanların olduğu bir dünyadır. Roman, Londra merkezli ve yöneticisinin Mustafa Mont olduğu Dünya Devleti’nde geçmektedir. Dünya Devleti de diğer birçok distopik romanda olduğu gibi […]
Bildiğimiz üzere II. Dünya Savaşı’nın sonunda Soğuk Savaş süreci başlıyor ve dünya, ABD ve Sovyet Rusya’dan oluşan iki kutuplu bir düzenin etrafında şekilleniyor. Bu kutuplar arasında her alanda olduğu gibi uzay ve havacılık alanlarında da rekabet yaşanıyor ve pek çok ülke bu alanlara yönelik ajanslar kurarak gerekli çalışmalara başlıyor. Günümüzde de devam eden bu çalışmalar, […]
Bugünkü konumuz aşk konulu filmler. Birçoğumuz ki özellikle kadınların tercih ettiği bir konu olan aşk filmleri hakkında ufak bir liste yaptım. Konuya ilgili olan kişiler bu listedeki filmleri çoğu kez izlemiş ve repliklerine kadar ezberlemişlerdir diye düşünüyorum. Ben yine de bu konu hakkında fikir sahibi olmak isteyenler veya arada duygusal çöküşüşe giren herkesin izleyebileceği filmleri […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.