fbpx

Ne kadar doğru bilmiyorum ama geçen dinlediğim radyoda biri söylemişti bunu, ben de işsiz; not almışım öyle. Doğruluğunu teyit etmek için birkaç bakındım ama bulamadım. Zaten ben bunun herkeste farklı nüksedeceğini düşünüyorum ama neyse. Meğer yaşadığımız her duygunun, insanın girdiği her halin belirli bir süresi varmış, şu şekilde:

Üzüntü→120 saat

sad 337993ba

Bence üzüntü hissiyatı gerçekten fazlasıyla değişiklik gösteriyor. Üzüntünün kaynağı, istediğiniz konumda olamamak olabilir. Veya birinin üzüntüsüne şahit olmak, gitmek istediğiniz bir yere gidememek… Aileden bireylerle kavga etmek, yaşadığı evdeki huzursuzluktan şikayet etmek… Bunlar belki bu şekilde ancak bana sorarsanız bence insan evladının dayanacağı en son acı birini kaybetmek. Çünkü bunun peşine öyle bir dayanma gücü gerekiyor ki, birini kaybettikten sonra kendinizi kaybetmemek için öyle derin acılara baş kaldırmak zorunda kalıyorsunuz ki… Yani şahsen üzüntü, böyle bir durumu bir kez bile yaşamış bir insan için her zaman var olan yalnız alışılmış olan bir duygu diye düşünüyorum. Üzüntü, hiçbir zaman terk etmez bizi.

Nefret→60 saat

nefret 8890bbd7Bu doğrudur bence. Bu duygunun daha uzun hali nefret değil artık kin olur. Kin tehlikelidir, kin tutmayın…

Neşe→35 saat

mut cd016f6a

35 saat boyunca neşeli biri varsa alkışlamak isterim.

Mutsuzluk, umut, kaygı, hayal kırıklığı ve memnuniyet→24 saat

um 5bed91b9

Umut etmek bence anlık oluşan ve sonuç verene kadar terk etmeyen bir durum. Tabii böyle olması temenni edilir, umut etmek insanlığın son şansı. Dilerim, hiç bırakmaz… Şahsen benim umutlarım, 24 saatten uzun sürüyor. Bence yanlıştır bu bilgi… Hayal kırıklığı, 1 gün sürmez diye düşünüyorum. Memnuniyetse, daha uzun sürmeli…

Kıskançlık→14 saat (?)

kis d952995e

Daha fazlası artık bu duyguyu aşmış olur zaten. İki karşı cins arasında bu belirli bir zamandan sonra kıskançlık değil, kısıtlama olur. Ki bir insan tarafından, başka bir insanın veya herhangi bir mahlukun özgürlüğünün kısıtlanması kabul görülemez… Kıskançlık dozunda güzel, kalsın böyle.

Rahatlık→8 saat (Bence dakikadır o ya)

rh 3bcff248

Bence dakikadır o ya. Açıklama bu kadar.

Coşku→6 saat

cs 74fdde17

Coşku duygusunu, sevinçle aynı ölçülerde görüyorum. Mutlu eden bir şeyi ne kadar çok yapar isek coşkulu hissiyat o kadar sürer bence. Lunaparkta 6 saat durursanız 6 saat hissedersiniz coşkuyu. Lunaparktan ayrılınca hâlen hissettiğiniz bir şey olmaz. Buradaki bu saatleri neye göre vermişler acaba?..

Huzur→4 saat (Ben de inanmadım)

hz 9a91cd56

İnşallah.

Suçluluk ve stres→3 saat

sucluluk 4b43f31f

Bende suçluluk duygusu bazen günlerce kalıyor. Stres duygusu, suçlulukla harmanlanınca daha vahşet bir şey ortaya çıkıyor. Başlı başına stres ise, çoğunlukla sınava tabi tutulduğumuz dönemlerde nüksedip 1 hafta kadar arkadaşlık ediyor bana.

Öfke→1 saat

ang 60c18b76

Duygu kontrolü önemli, yansıtmak da öyle. Öfkeniz içinizde belki saatlerce yatışmaz ama bunu dışarıya yansıtmamak gerekir. Bence o şekilde karar verilmiş buna, 1 saatte öfke diner miymiş hiç? Trabzonlu birileri var mı aramızda, ben çekileyim onlar anlatsın.

Korku→40 dakika

hr 0ee0cc54

Misal bende klostrofobi var. Kapalı bir alanda kalmaktan daha fazla korktuğum şey yoktur. Bence burada bahsettiği, kurtulduktan sonra korkunun hâlen ne kadar eşlik ettiği gibi bir şey olabilir. Her halükarda, korktuğumuz bir yer veyahut bir durumda ne kadar kalırsak o kadar korku hâli devam eder bence. Nedir ki yani?

Zeynep Yavuz içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
2 Yorumlar
Eskiler
Yeniler En çok oylananlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
Zeynep Yavuz içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

   Benim adım Ümran. Ümran Dakneş. Beş yaşındaydım. Ailemle Suriye’nin Halep kentinde, Esad rejimi yüzünden zor şartlar altında yaşarken Rusya’nın hava saldırıları sırasında evimizin yıkılması sonucu enkaz altında kaldım. Enkazdan çıkarıldığımda tenimin rengi toz yüzünden griydi. Kirpiklerime moloz yığını oturmuştu sanki. O kadar çok korkmuştum ki flaşlar her patladığında ürperiyordum. Fotoğraflarımı çekiyorlardı! Neden? Çünkü gözlerimden […]
Dede korkut hikayeleri 12 ve 14. yüzyıllar arasında Doğu Anadolu ve Azerbaycan’da yaşayan Oğuz boylarının günlük yaşamlarının olağanüstü olaylarla süslenmiş bir anlatımla anlatılan hikâyelerdir. Sonucunda halk hikâyelerden ders çıkarmıştır. Bir ön söz ve 13 hikâyeden oluşmaktadır. (13. hikâye olan “Salur Kazan’ın Yedi Başlı Ejderhayı Öldürmesi” son dönemlerde tespit edilmiştir.) 13 hikâyeden her birisi bir boy […]
Eternity And A Day (Sonsuzluk ve Bir Gün) Keder, ifade edilmemiş aşktır. Şairler sözleriyle yalnızca aşkı değil, acıyı da büyütürler. Theodoros Angelopulos‘un yönetmenliğini yaptığı Eternity and A Day filminde,  Yunan bir şair olan Alexandros’un hikâyesi de şiirlerinde olduğu gibi acıyı büyütüyor. Alexandros ölümcül bir hastalığa yakalandığını öğrenir ve hastaneye gitmeden önce son bir günü kalmıştır. […]
Bugün konu ise Rönesans’ın baş karakterlerinden Michelangelo. Ben bu konuya öncelikle Sistine Şapeli’nden giriş yapmak istiyorum. Evet Sistine Şapeli’nin şu anda tavanlarını süsleyen olağanüstü resimler Michelangelo’ya ait. Ben de buradan yola çıkarak araştırmaya başladım. 1500’lu yıllarda o zamanın Papa’sı II. Julius tarafından Michelangelo’ya yaptırılan bu resimlerin birazından bahsetmek istedim. Papa bu resimleri ilk gördüğünde Michelangelo’ya […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.