fbpx

Sonra gitti o. Aniden bu bedenin hiçbir parçası bana ait değildi. Bu kollar, bacaklar, eller ve üzerindeki parmak izleri, sırtımdaki hiçbir omur, ne bir kemik ne de bir saç teli bana ait değildi artık. Kendi kafamın içinde, kendi kafama sıkmışım da bir elim hâlâ ambulansın telefonuna gidiyormuş gibi. Şahit, olay yeri, kullanılan silah, zanlı ve cesetten oluşuyordum. Hepsi bendim fakat aynı zamanda hiçbir şeydim. Bir canlının başka bir canlı üzerinde böylesi bir etkiye sahip olması akıl alır gibi miydi? Değildi.  

    Ne bir falda çıkmıştı bu ayrılık ne de bunun gibisi karşıma. Aynı masada yemek yiyip, aynı sigaradan içip bambaşka tatlar alıyordum şimdi. Derin bir iç çektim belki bu sefer yeter diye ama yetmedi. Boğuluyorum hissi ne yaptıysam geçmedi o akşam üzeri. Günbatımı olan havalara yönelik bir özenle, hazlar çok gerçekçi, kendimi duyabilmem daha olasıydı. Bunun bugün olmaması için neler vermezdim ki. Yalpaladım koridorda. Tutundum bir şifonyere, aynadakine bir baktım. Gerisin geri baktı bana. Gözlerimi kaçırdım ama o kaçırmadı. Dikkatlice süzdü bedenimi. Deprem oluyormuşçasına çöktüm dizlerime ve başımı aldım kollarımın arasına. “Anne!” diye bağırmak, çağırmak, ağlamak istedim. Korktum gördüğüm şeylerden. Göreceklerimden, duyacaklarımdan korktum çok. Sırılsıklam uyandım o gece yatağımda. Kalbimde bir ritimsizlik duydum önce. Sonraları içeriden bir tıkırtı geldi. Öylesine sevilmiş hissettim ki. Hatırlanmıştım sanki. Doğum günümmüş gibi. Yılda tek bir gün hatırlanıyordum işte. Gerçi o da olmuyordu yıllardır. Ama bunlarla kafamı meşgul etmedim. Bir ses var, bir soluk. Kimse kim artık. Bir hırsız dahi olsa istediğini veririm ona. Acaba sohbet eder mi benimle? Bir çay koysam belki…

   İçeri gidip onu ürkütmek istemedim. Beyoğlu’nda eski babadan kalma bir apartmanda yaşıyorum ben. Geceleri bambaşka olur her şey. İnsanlar değişir, kimlikler, kıyafetler, konuşmalar, üsluplar değişir ve en çok da İstanbul.

   Hele bir de balkona çıkıp olanı biteni izlediğim o akşamlar, ah ne müthiş bir sızı hissederim içimde. Yalnızsın, der bana eşi sönmüş sokak lambaları.

   Ama emindim ki bu gece son bulacaktı yalnızlığım. Bitecekti her şey. Bir dost edinecektim belki de. Hayatımda olanı biteni anlatabileceğim birileri olacaktı artık. Sevecek ve sevilecektim. Birileri alacaktı beni göğsüne. Gerçekten sarılacaktı. Vagonda arkamdan mendil sallayabilecekti. Gülerken sağ tarafıma da bakacaktım. Bir endişe duyacaktım içten içe. Bir şey hissedecektim. Bütün bunların hepsi yakın, biliyorum.

Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

“Sisyphus’u gördüm, korkunç işkenceler çekerken: yakalamış iki avucuyla kocaman bir kayayı ve de kollarıyla bacaklarıyla dayanmıştı kayaya, habire itiyordu onu bir tepeye doğru, işte kaya tepeye vardı varacak, işte tamam, ama tepeye varmasına bir parmak kala, bir güç itiyordu onu tepeden gerisin geri, aşağıya kadar yuvarlanıyordu yeniden baş belası kaya, o da yeniden itiyordu kayayı, […]
Bugün 10 Mart 2022. Gülistansız 796. gün “Ne durumdayım biliyor musunuz? Ölüm Allah’ın emri, ölüm dünyada var. Gençlerin ölümü zor ama biz her gün yeniden ölüyoruz. Her gün… Toprağa bile basmaya kıyamıyorum, acaba kızım içinde olabilir mi diye. “ 21 yaşında, Tunceli’de bir üniversite öğrencisiydi Gülistan Doku. 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamıyor. […]
Bir girişim fikriniz var ve bu alanda bir marka oluşturmak istiyorsunuz ya da henüz küçük bir işletmesiniz ve işletmenizi büyütüp kârınıza kâr katmak istiyorsunuz. İşte bu yolda atmanız gereken ilk adım markalaşmak olmalıdır. Peki marka nedir?                Marka yalnızca kalabalık bir pazarda sizi diğerlerinden ayıran isim, logo ve slogandan ibaret değildir. Markanız insanların sizinle etkileşimde […]
Erkut Taçkın 1940 yılında bir deniz subayının oğlu olarak dünyaya geldi. Babası gibi Deniz Harp Okulu’na giden Erkut Taçkın, okul hayatı sırasında Silahlı Kuvvetler Yüzme Şampiyonu oldu. 1955 yılında Genç Denizciler Orkestrası’na katılarak müzik hayatına başladı. Babasının subaylığından dolayı yurt dışına giden denizcilere plak siparişi verip bunlarla Rock&Roll’u özümsedi. Deniz Harp Okulu Orkestrası ve Erkut […]