fbpx

İniş takımları açılmıyor uyarısını işittiğimde soğukkanlılığım ortamı terk etmeye hazırlanıyordu. Yorgundum, acıkmıştım. Ellerim artık titremeye başlamıştı.

Neyse ki kapaklar açıldı, paldır küldür de olsa inişi gerçekleştirdim. Atmosfer öyle güzeldi ki hoş bir melodisi vardı sesinin. Hele o kokusu, hem çekiciydi hem çocuksu. Pahalı bir parfüm kadar keskin, en saf çiçek kokuları gibi masum, tam onu anlatıyordu.

Soğuk görünmesine aldırmadım açıkçası. Tam kalbini hedefledim ve durmak bilmeyen bir dağcı gibi tırmandım doruklarına.
Her patika farklı bir gizem yaratıyordu. Onu çözemedikçe daha çok büyüyordu içimdeki istek.
Hep severdim kadınları çözmeyi, hep de çözerdim. Bu defa aşk dedim. Böyle bir şey yaşamadım hiç.
Lunaparkta gibiydim. Bütün oyuncaklara bindim. Canım ne istiyorsa yedim, hiç sıkılmadım. İnanın bana, hayatımın hiç böyle bir dönemi olmadı. Az da değil dört yıl sürdü.

İniş çıkışları kavga dövüşleri bile harikaydı. Nasıl mı bitti?

Kıyamadı bana kısa ve acısız bir infazı tercih etti, Tanrıçam bir kalemde terk etti beni. Şefkatli bakışlarıyla boğazımı kestiğini hissettim çünkü konuşamadım. Su getirdi bana, öksürüğüm su içince daha da arttı. “Zehirliyor mu ulan bu kadın beni!” dedim. Yüzümü ellerinin arasına aldı “Seni sevmeye devam edeceğim fakat artık seninle, anla işte bir arada kalmam mümkün değil. Öyle hafifledim ki bu kararı alınca. Kendime bile itiraf edemiyordum aylardır. Tek başıma tatile çıkmıştım ya orada netleşti her şey. Katlanmak sevmek değil diye bir yazı okudum. Buydu dedim, bu işte, artık daha fazla katlanacak gücüm kalmadı.”

Kafamda “Aylardır – katlandım – bir arada- mümkün değil” kelimeleri hain bir ordunun gözü pek askerleri gibi üzerime çullandı. Silkindim attım onları.

“Titriyor musun sen?” dedi. Hem acıyor hem tiksiniyor gibi bakıyordu.
“Hayır.” dedim, ittim onu.
“Sinirli olmanı anlıyorum.” dedi terapistimmiş gibi. “Her şeyi ayarladım, eşyalarımı topladım, bu hafta sonu taşınacağım. Böylesi senin için de iyi olur.”

İkimiz adına karar verme alışkanlığının, böyle hazin sonuçlanacağını, tahmin etmezdim.

Güçlü görünmelisin diye bağırdı benliğim. Etrafıma bakındım. Günü geçmiş gazeteler vardı, kedinin kumunu temizlerken kullanırdık, hemen bir tanesini alıp okuyormuş gibi yaptım. Çok da etkilenmiyorum, hayat devam ediyor bir şekilde mesajını… Kedi! Ayağa fırladım.

– Tomurcuk nerde?
– Yokluğunu yeni mi anladın? Dün götürdüm onu. Sende kalamaz, bakamazsın zaten. Şimdi bunun tartışmasına girmeyelim
– Ama o benim kedim!
– Ben aldım sana ama hiç sahiplenmedin, emek vermedin. Sadece sevmekle olsaydı, çiçekler suya ihtiyaç duymazdı değil mi? Ya da ne bileyim! Sevgi. Çok klişe tamam ama sevgi emektir biraz da.
– Ben de veterinere götürdüm, sen yokken baktım. Benim sana emek vermediğimi ima ediyorsun aslında değil mi? Kedi bir paravan. Bu ilişkiye çok emek harcadım ben. Kedinin bütün kumlarını da ben aldım. Seni sırtımda taşıdım be!

O an zaman durmuş gibi oldu. Sanki ölüyordum da anılarımız film şeridi gibi gözümün önünden geçiyordu. Ölen aşkımızmış, o an anlayamadım. Bakışlarının ağırlığını hatırlıyorum. Mitolojide vardır ya hani Atlas sırtında taşıyordu dünyayı öyle bir şeydi sen anlatmıştın.

İşte öyle ağırdı en sevdiğim gözlerin bana son bakışları.

Oturmuşum yerime çok hatırlamıyorum. İçim buz kesti. Kapının kapandığını işittim. Yavaşça kapattın. Kapıyı çarpsaydın ya be kadın. Beni terk ederken bile iyiliğimi düşünüyormuş gibi yaparak beni daha da yaralamaya çalışıyorsun ama yemezler. Cehennemin dibine kadar…

Belki de hiç sevmedin beni.
Ben..
Ağlayacak değilim.
Nerede kumanda.
Hep aynı şeyler televizyonda.
İzlemiştim sanki bu belgeseli:

– “Dünyanın en soğuk kenti” unvanına sahip olan Yakutsk kenti. Yakutsk’da bu hafta sıcaklık -40 ile -51 arasında değişiyor. Rusya’nın Sibirya bölgesinde yer alan Yakutsk’da 250 bin kişi yaşıyor.

Dünyanın en soğuk kalbiydi benimki. Ta ki onun kalbine inene kadar. Oraya sığındım, kabul etti içtenlikle. Sıcacık sarmaladı. Ve ben son nefesime kadar orada yaşamayı hayal ederken, kovdu beni kalbinden. Yok, nazikti Allah için. Beni gönderdi, sınır dışı etti. Gitmemi rica etti. Benden tiksindi. Tomurcuk da gitti. En sevdiğim kedimdi. – Benim başka kedim olmadı ki.

Dünyanın en soğuk kalbine geri döndüm. Kalbime.

duygucump içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
duygucump içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

“Sisyphus’u gördüm, korkunç işkenceler çekerken: yakalamış iki avucuyla kocaman bir kayayı ve de kollarıyla bacaklarıyla dayanmıştı kayaya, habire itiyordu onu bir tepeye doğru, işte kaya tepeye vardı varacak, işte tamam, ama tepeye varmasına bir parmak kala, bir güç itiyordu onu tepeden gerisin geri, aşağıya kadar yuvarlanıyordu yeniden baş belası kaya, o da yeniden itiyordu kayayı, […]
Bugün 10 Mart 2022. Gülistansız 796. gün “Ne durumdayım biliyor musunuz? Ölüm Allah’ın emri, ölüm dünyada var. Gençlerin ölümü zor ama biz her gün yeniden ölüyoruz. Her gün… Toprağa bile basmaya kıyamıyorum, acaba kızım içinde olabilir mi diye. “ 21 yaşında, Tunceli’de bir üniversite öğrencisiydi Gülistan Doku. 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamıyor. […]
Bir girişim fikriniz var ve bu alanda bir marka oluşturmak istiyorsunuz ya da henüz küçük bir işletmesiniz ve işletmenizi büyütüp kârınıza kâr katmak istiyorsunuz. İşte bu yolda atmanız gereken ilk adım markalaşmak olmalıdır. Peki marka nedir?                Marka yalnızca kalabalık bir pazarda sizi diğerlerinden ayıran isim, logo ve slogandan ibaret değildir. Markanız insanların sizinle etkileşimde […]
Erkut Taçkın 1940 yılında bir deniz subayının oğlu olarak dünyaya geldi. Babası gibi Deniz Harp Okulu’na giden Erkut Taçkın, okul hayatı sırasında Silahlı Kuvvetler Yüzme Şampiyonu oldu. 1955 yılında Genç Denizciler Orkestrası’na katılarak müzik hayatına başladı. Babasının subaylığından dolayı yurt dışına giden denizcilere plak siparişi verip bunlarla Rock&Roll’u özümsedi. Deniz Harp Okulu Orkestrası ve Erkut […]