Bugün güneşin doğuşunu izledim, çoğu kez yaptığım gibi. Bayrağım dalgalanışını, bulutların oynayışını, ağaçların hışırtısını, kuşların cıvıltısını dinledim. Doğa ne kadar güzel kendi halinde öyle değil mi? İnsan isteyince nasıl da rahat bırakabiliyor doğayı değil mi?

Doğada ihtiyaç sahibi canlı yalnızca insan aslında. Havaya, suya, toprağa, hayvana… Düşündüm sonra biraz yine, erken saatlerde. Neden varız, ne yapabiliriz diye. Doğaya karşı tek yapmamız gereken (bu hayvanlar için de geçerli) değer vermekmiş aslında. Bir gereği olmayan kendine, insanlara verdiğin değer gibi. Sen nesin ki aslında? Biz insanların kendini motive edecek, göklere çıkartacak, sadece bir an için mutlu hissettirecek sözlere ihtiyacı yok doğrusunu söylemek gerekirse. Yalandan, samimiyetsiz.

Bana göre insanın tek ihtiyacı; yerini bilmek. Hayvandan kendini üstün görmemek, şeytandan düşük görmemek.

Hava gitgide aydınlanıyor, ben izliyorum. Mavi ve pembe tonlarında gökyüzü. Turuncu da karışmış aralara. Kuşların sesi mutluluğun habercisi gibi. Kargalar da ötüyor arada, hoşuma gidiyor o da. Annemin çiçekleri büyüyor, seyrediyorum onları da. Yaratan ne güzel yaratmış, rengârenk, birbirinden güzel hepsi. Bir gülümüz eksik şu an bir de limon ağacı.

Düşüne düşüne hayallerim geliyor aklıma sonra. Anlatmaya başlıyorum sessizce karşımdaki adından emin olamadığım yeşil güzelliğe (ev palmiyesi galiba); bir sokak pilavcısında pilav yemek istiyorum, nohutlu diyorum. Boğaz manzaralı lüks bir restoranda yemek yemek yerine boğazda ayaklarımı denize sarkıtarak taze simit yemek istiyorum, yanında çay bir de sevdiğim. Araba yerine bir bisiklet istiyorum. Sıcak soğuk demeden hızla pedal çevirmek. Keman çalmak istiyorum. Çalarken kendimden geçmek, dans etmek, yeri gelince ağlamak. Bir karavan ve yıllarca kullanabileceğim benzin almak istiyorum tüm paramla. Gitmek istediğim yerlere karavanımla gitmek istiyorum. Penceresinden fotoğraf çektirmek, kapısına stickerlar yapıştırmak istiyorum. Bir şarkı listesi hazırlamak ama dönüp dönüp aynı şarkıyı açmak istiyorum yol boyunca.

Sayıca iki kişi olalım ama bir olalım istiyorum. Her şeyi abartalım istiyorum. Her şeyi sevelim istiyorum. Gittiğim her yere çiçekler ekmek istiyorum. Hatıralarım çiçek koksun istiyorum. Ve bütün çiçeklerin ismini bilmek onları asla incitmemek istiyorum. Geçmişe baktığımda gülümsemek, geleceği kahkahalarla karşılamak istiyorum.

Ne olursa olsun, sevdiklerimle birbirimizi hep sevelim, sonsuzluğun içinde hep gülelim istiyorum.

Gülten Rana içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
12 Yorumlar
Eskiler
Yeniler En çok oylananlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
Gülten Rana içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Her sayının bir anlamı yoktur belki. İnsanlar için önemli veya önemsiz binlerce sayı, binlerce rakam pi sayısının içinde yuvarlanıp gitmektedir. Fakat bu sayının ülkemizde yaşayan her insan için önemli olması gerekmektedir. Önemli olmak zorundadır. Bu sayı Türkiye’deki Hayvanları Koruma Kanunu’nu ifade ediyor. 24 Haziran 2004’ten bugüne kadar aynı şekliyle korunmuş bir anayasa maddesi. 5199’a göre […]
Merhaba. Uzun adı Gemi İnşaatı ve Gemi Makineleri Mühendisliği, kısa adı ise Gemi İnşa Mühendisliği olan bölümümü anlatmaya çalışacağım. Çoğu mühendislik bölümü gibi gemi inşa mühendisliği de içinde matematik, fizik, kimya ve özellikle matematik ve fiziğin alt dallarını içinde barındıran bir bölümdür. Özellikle mukavemet, sayısal yöntemler ve diferansiyel denklemler vazgeçilmez dersler arasındadır. Bu teorik dersleri […]
Mühendisliğin yapı taşı olan makine mühendisliğine bir şans verme zamanı gelmedi mi sizce de? Hakkında bir sürü şaka ve espri yapılmış bu disiplin hayatımızın her dakikasına dahildir. Haydi kısa bir tura çıkalım.  ”Her şey ters gidiyorsa unutma; uçak rüzgârı karşısına alarak yükselir, arkasına alarak değil.” Henry Ford Makine mühendisliği, her türlü mekanik ve enerji dönüşüm […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.