fbpx

Bugün güneşin doğuşunu izledim, çoğu kez yaptığım gibi. Bayrağım dalgalanışını, bulutların oynayışını, ağaçların hışırtısını, kuşların cıvıltısını dinledim. Doğa ne kadar güzel kendi halinde öyle değil mi? İnsan isteyince nasıl da rahat bırakabiliyor doğayı değil mi?

Doğada ihtiyaç sahibi canlı yalnızca insan aslında. Havaya, suya, toprağa, hayvana… Düşündüm sonra biraz yine, erken saatlerde. Neden varız, ne yapabiliriz diye. Doğaya karşı tek yapmamız gereken (bu hayvanlar için de geçerli) değer vermekmiş aslında. Bir gereği olmayan kendine, insanlara verdiğin değer gibi. Sen nesin ki aslında? Biz insanların kendini motive edecek, göklere çıkartacak, sadece bir an için mutlu hissettirecek sözlere ihtiyacı yok doğrusunu söylemek gerekirse. Yalandan, samimiyetsiz.

Bana göre insanın tek ihtiyacı; yerini bilmek. Hayvandan kendini üstün görmemek, şeytandan düşük görmemek.

Hava gitgide aydınlanıyor, ben izliyorum. Mavi ve pembe tonlarında gökyüzü. Turuncu da karışmış aralara. Kuşların sesi mutluluğun habercisi gibi. Kargalar da ötüyor arada, hoşuma gidiyor o da. Annemin çiçekleri büyüyor, seyrediyorum onları da. Yaratan ne güzel yaratmış, rengârenk, birbirinden güzel hepsi. Bir gülümüz eksik şu an bir de limon ağacı.

Düşüne düşüne hayallerim geliyor aklıma sonra. Anlatmaya başlıyorum sessizce karşımdaki adından emin olamadığım yeşil güzelliğe (ev palmiyesi galiba); bir sokak pilavcısında pilav yemek istiyorum, nohutlu diyorum. Boğaz manzaralı lüks bir restoranda yemek yemek yerine boğazda ayaklarımı denize sarkıtarak taze simit yemek istiyorum, yanında çay bir de sevdiğim. Araba yerine bir bisiklet istiyorum. Sıcak soğuk demeden hızla pedal çevirmek. Keman çalmak istiyorum. Çalarken kendimden geçmek, dans etmek, yeri gelince ağlamak. Bir karavan ve yıllarca kullanabileceğim benzin almak istiyorum tüm paramla. Gitmek istediğim yerlere karavanımla gitmek istiyorum. Penceresinden fotoğraf çektirmek, kapısına stickerlar yapıştırmak istiyorum. Bir şarkı listesi hazırlamak ama dönüp dönüp aynı şarkıyı açmak istiyorum yol boyunca.

Sayıca iki kişi olalım ama bir olalım istiyorum. Her şeyi abartalım istiyorum. Her şeyi sevelim istiyorum. Gittiğim her yere çiçekler ekmek istiyorum. Hatıralarım çiçek koksun istiyorum. Ve bütün çiçeklerin ismini bilmek onları asla incitmemek istiyorum. Geçmişe baktığımda gülümsemek, geleceği kahkahalarla karşılamak istiyorum.

Ne olursa olsun, sevdiklerimle birbirimizi hep sevelim, sonsuzluğun içinde hep gülelim istiyorum.

Gülten Rana içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
12 Yorumlar
Eskiler
Yeniler En çok oylananlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
Gülten Rana içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

“Sisyphus’u gördüm, korkunç işkenceler çekerken: yakalamış iki avucuyla kocaman bir kayayı ve de kollarıyla bacaklarıyla dayanmıştı kayaya, habire itiyordu onu bir tepeye doğru, işte kaya tepeye vardı varacak, işte tamam, ama tepeye varmasına bir parmak kala, bir güç itiyordu onu tepeden gerisin geri, aşağıya kadar yuvarlanıyordu yeniden baş belası kaya, o da yeniden itiyordu kayayı, […]
Bugün 10 Mart 2022. Gülistansız 796. gün “Ne durumdayım biliyor musunuz? Ölüm Allah’ın emri, ölüm dünyada var. Gençlerin ölümü zor ama biz her gün yeniden ölüyoruz. Her gün… Toprağa bile basmaya kıyamıyorum, acaba kızım içinde olabilir mi diye. “ 21 yaşında, Tunceli’de bir üniversite öğrencisiydi Gülistan Doku. 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamıyor. […]
Bir girişim fikriniz var ve bu alanda bir marka oluşturmak istiyorsunuz ya da henüz küçük bir işletmesiniz ve işletmenizi büyütüp kârınıza kâr katmak istiyorsunuz. İşte bu yolda atmanız gereken ilk adım markalaşmak olmalıdır. Peki marka nedir?                Marka yalnızca kalabalık bir pazarda sizi diğerlerinden ayıran isim, logo ve slogandan ibaret değildir. Markanız insanların sizinle etkileşimde […]
Erkut Taçkın 1940 yılında bir deniz subayının oğlu olarak dünyaya geldi. Babası gibi Deniz Harp Okulu’na giden Erkut Taçkın, okul hayatı sırasında Silahlı Kuvvetler Yüzme Şampiyonu oldu. 1955 yılında Genç Denizciler Orkestrası’na katılarak müzik hayatına başladı. Babasının subaylığından dolayı yurt dışına giden denizcilere plak siparişi verip bunlarla Rock&Roll’u özümsedi. Deniz Harp Okulu Orkestrası ve Erkut […]