fbpx

Ölümün gerçekliğiyle tanıştığımda küçücük bir kız çocuğuydum. Bugün var olan birden yok oluyordu. Pek kavrayamamıştım o zamanlar. Aklım almamıştı, zorlanmıştım. Birden nereye gidiyorlardı? Şekillenmedi kafamda. Bir türlü şekillenmedi. Ölüm kavramı bir türlü şekillenmedi. Neydi, nedendi, tam olarak ne zamandı? Kimi seçiyordu, neye dayanıyordu? Yetmemişti minik aklım anlamaya. Şimdi 18’im ve ölümü her zerremde hissedebiliyorum. Her yanım, en derininde hissediyor. Ölümün yaşattığı yıkımı, şimdi çok daha iyi anlıyorum. Anlayabiliyorum.

Gidene değil de kalana zormuş aslında. Gidenin gittiği yer belliymiş de kalanın gidecek yeri olmuyormuş. Giden kurtuluyormuş da kalan başa çıkamıyormuş. Tüm bunları yeni yeni anlıyorum. Sindirmesi çok zor. İnanın bana, çok zor. Varlığına alıştığın birinin yokluğuyla savaşmaya çalışmak çok zor. Giderken yüreğinde açtığı yarayı iyileştirmek mümkün değil. Hafızana kazınmış anılarınızı hatırına düşürmemek mümkün değil. Yaşadığınız yahut yaşayamadığınız şeyler için kederlenmemek mümkün değil. Meğer hiçbir şey bizim elimizde değilmiş, yeni anladım.

Sehpasındaki yarım kalan su bardağı, ertesi gün giymek için ütülediği gömleği, içip bıraktığı son sigaranın izmariti… Ondan geriye kalan her şey tokat gibi çarpıyor yüzüme. ‘’Nasıl olabilir böylesi?’’ diyorum usulca. Göz gezdiriyorum etrafta. Kokusu hala o odada, hissedebiliyorum. Ama o yok. Her şey burada. Dün akşamdan kalan kirli tabaklar, yeni yıkanmış çamaşırlar, sobaya atılmak için kesilmiş odunlar… Her şey burada. Ama o yok. Ona dair her şey var ama o yok. Bir daha asla olmayacak. Dün gece buradaydı halbuki. Tam şurada, televizyon izliyordu belki de. Ya da diğer köşede camdan dışarıyı seyrediyordu. Buradaydı, buralarda bir yerlerdeydi. Şimdiyse yoktu.

Nasıl mümkün olabiliyor bu? Nasıl, nasıl, nasıl? Ölüm diye adlandırdığımız şeyin, kan kusturmak için yaratılmış bir canavar olduğunu düşünmeye başlıyorum. Derin bir nefes almak istiyorum, yapamıyorum. Odanın havası boğuyor beni sanki de. Onun kalbini durduran hava buydu, değil mi? Onu benden koparan oda buydu, değil mi? Bir veda bile edemeden gitmişti. Son bir defa öpemeden, son bir defa sıkıca sarılamadan gitmişti. Kırgındım. Ona da evrene de kırgındım. Kızgındım aynı zamanda. Başa çıkmakta zorlandığım bir acıyla beni yalnız bıraktığı için kızgındım. Ne zaman beni görse gülen yüzüyle içimi ısıtan, ne zaman sesimi duysa döktüğü gözyaşlarıyla beni de duygulandırıp ağlatan adamın üstüne hiç umursamadan attılar buz kesmiş olan o toprağı. Biri de durup düşünmedi. Öylece kabullendiler. Gitmişti işte. Aniden, haber vermeden, bir veda bile etmeden gitmişti.

Uyuyakaldığında üşümemesi için üstünü örttüğüm insanın, siyah bir torbada soğuk toprağa teslim edilmesi kanıma dokunmuştu. İçtiği son sigarayı kalbimde söndürmüştü sanki. Öyle yanıyordu yüreğim, öyle çok acıyordu. O yanığa iyi gelecek merhemim yoktu. Hiç olmayacaktı. İçimde eksilen bir şeyler vardı ve ben tamamlayamayacağımdan çok emindim. Dün vardı, bugün yoktu. Bir daha hiç olmayacaktı. Bir daha, hiç. Hiç.

‘’şimdi ışıklar içindesin

tam da istediğin gibi

başucunda bir zeytin ağacı

bekliyor istediğin gibi’’

Zeynep Çelik içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
4 Yorumlar
Eskiler
Yeniler En çok oylananlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
Zeynep Çelik içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

Bugün konu ise Rönesans’ın baş karakterlerinden Michelangelo. Ben bu konuya öncelikle Sistine Şapeli’nden giriş yapmak istiyorum. Evet Sistine Şapeli’nin şu anda tavanlarını süsleyen olağanüstü resimler Michelangelo’ya ait. Ben de buradan yola çıkarak araştırmaya başladım. 1500’lu yıllarda o zamanın Papa’sı II. Julius tarafından Michelangelo’ya yaptırılan bu resimlerin birazından bahsetmek istedim. Papa bu resimleri ilk gördüğünde Michelangelo’ya […]
CEMAAT, İSTİKRAR, ÖZDEŞLİK Cesur Yeni Dünya, teknolojinin ve bilimsel teknik bilginin kontrolünde olan bir toplumda birey düşüncesinin ve özgürlüğün olmadığı ama bunun yerine sistemin istediği biçimde yaşayıp ve düşündüğünü sanan edilgen insanların olduğu bir dünyadır. Roman, Londra merkezli ve yöneticisinin Mustafa Mont olduğu Dünya Devleti’nde geçmektedir. Dünya Devleti de diğer birçok distopik romanda olduğu gibi […]
Bildiğimiz üzere II. Dünya Savaşı’nın sonunda Soğuk Savaş süreci başlıyor ve dünya, ABD ve Sovyet Rusya’dan oluşan iki kutuplu bir düzenin etrafında şekilleniyor. Bu kutuplar arasında her alanda olduğu gibi uzay ve havacılık alanlarında da rekabet yaşanıyor ve pek çok ülke bu alanlara yönelik ajanslar kurarak gerekli çalışmalara başlıyor. Günümüzde de devam eden bu çalışmalar, […]
Bugünkü konumuz aşk konulu filmler. Birçoğumuz ki özellikle kadınların tercih ettiği bir konu olan aşk filmleri hakkında ufak bir liste yaptım. Konuya ilgili olan kişiler bu listedeki filmleri çoğu kez izlemiş ve repliklerine kadar ezberlemişlerdir diye düşünüyorum. Ben yine de bu konu hakkında fikir sahibi olmak isteyenler veya arada duygusal çöküşüşe giren herkesin izleyebileceği filmleri […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.