fbpx

Evimizin önü gül ağaçları ile çevriliydi ben küçükken. Mis kokuları ile rengarenklerdi. O zamanlar beş çayı içiyor olsak eminim ki gökkuşağı hanım, bu renk cümbüşüne imrene imrene, bize gelirdi.

Gül ağaçlarının içlerinden bir tanesi diğerlerinden ayrıydı. En köşede, aynı mis koku ile duruyordu. Pembenin tüm tonları anlaşmışlar da taç yapraklarına donanıp kraliçe seçmişlerdi sanki onu. Ama onu diğerlerinden asıl ayıran ne kokusu ne de rengiydi. O dikensizdi. Evet evet dikensiz bir gül ağacı. Varlığı ile tanışınca küçücük ağzımı kocaman açtırıp bin bir hayrete düşürmüştü beni. Tüm güzelliği ve dikensiz oluşu ile oradaydı işte.

Tek oluşunun sebebini merak ettim minicik dünyamda. Neden tüm evin önünü dikensiz gül ağaçları ile donatmamıştık ki? Tüm bu sorularıma cevap ise “Gül dediğin dikenli olur kızım.” oldu. Ama o da gül idi işte. Rengi ile kokusu ile gül idi. Dikensiz oluşu onu nasıl değersizleştirebilirdi, bu çok anlamsızdı. Tam bir hayal kırıklığıydı benim için bu cevap. Hayalimin kırıklarını toparlayıp dikensiz gül ağacının altına gömdüm. Belki benim kırıklarımı dikenden sayarlardı.

Saymadılar. Yıllar geçti ve dikensiz gül ağacını söktüler yerinden. Bu sefer neden diye sormadım. Dikensiz gül ağacını alıp minicik dünyamın tam ortasına ektim.

Yıllar geçmeye devam ettikçe beylik laflar işittim nice nice. Minicik dünyamın işgal edilişiydi her bir duyuşum ve onlar ile savaşma gereği duymayışımla gerçekleşti tüm kaybedişim. En çok da “Zor olan güzeldir.” beylik  lafına kaybettim. Bir beybaba kolay olanı sevmekten uzaklaştırmak istemiş bizi bu lafı ile. Kolay olanı değersizleştirmiş bunca zaman. Yaymış da yaymış lafını. Laf bu ya yerinde durur mu hiç ,yayılmış da  yayılmış o da. Kimse durup da “Hopp! Kardeş nereye, olur mu öyle şey?” dememiş, hemen kabullenmiş lafın doğruluğunu.

Öyle bir kabulleniş ki hatta bu, hiçbir nine anlattığı masalda pirelerin berberliğinden sonra kolay olanın güzelliğinden bahsetmemiş. Şairler dahi bir sevdadan bahsedecek olsalar zor sevdasını seçmişler de işlemişler şiirlerine. Biri de çıkıp kolay sevdasına şiir yazmamış. Neden? Çünkü benimsenmiş bir kere “Sevda dediğin zordur.” diye. İşte böylece başlamış zora olan sevdamız tıpkı dikenli güllere olan sevda gibi.

Bülbüller dahi benimsemişler de sevdanın zorluğunu hiçbiri dikensiz güllere vurulmamış. Bülbülün sevdalanması şöyle dursun atalarımız sözlerinde bahse dahi gerek görmemiş bu gülleri.

Halbuki bak, işte, orada eşsiz güzelliğinin yanında sevenini incitmeyi göze alamamış da kendini koruyacak olan dikenlerinden vazgeçmiş bir gül. Dememiş ki “Beni sevecek isen dikenlerime katlanman gerek.” diye. İşte kolaylığın sevdası. Nasıl değersiz görülebilir ki bu?

Beybabaların beylik lafları kendilerine kalsın ahbap. Tam içinde, dünyanın tam ortasında dikensiz güller diye bir gerçek var.

Abonelik
Bildir
guest
2 Yorumlar
Eskiler
Yeniler En çok oylananlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

“Sisyphus’u gördüm, korkunç işkenceler çekerken: yakalamış iki avucuyla kocaman bir kayayı ve de kollarıyla bacaklarıyla dayanmıştı kayaya, habire itiyordu onu bir tepeye doğru, işte kaya tepeye vardı varacak, işte tamam, ama tepeye varmasına bir parmak kala, bir güç itiyordu onu tepeden gerisin geri, aşağıya kadar yuvarlanıyordu yeniden baş belası kaya, o da yeniden itiyordu kayayı, […]
Bugün 10 Mart 2022. Gülistansız 796. gün “Ne durumdayım biliyor musunuz? Ölüm Allah’ın emri, ölüm dünyada var. Gençlerin ölümü zor ama biz her gün yeniden ölüyoruz. Her gün… Toprağa bile basmaya kıyamıyorum, acaba kızım içinde olabilir mi diye. “ 21 yaşında, Tunceli’de bir üniversite öğrencisiydi Gülistan Doku. 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamıyor. […]
Bir girişim fikriniz var ve bu alanda bir marka oluşturmak istiyorsunuz ya da henüz küçük bir işletmesiniz ve işletmenizi büyütüp kârınıza kâr katmak istiyorsunuz. İşte bu yolda atmanız gereken ilk adım markalaşmak olmalıdır. Peki marka nedir?                Marka yalnızca kalabalık bir pazarda sizi diğerlerinden ayıran isim, logo ve slogandan ibaret değildir. Markanız insanların sizinle etkileşimde […]
Erkut Taçkın 1940 yılında bir deniz subayının oğlu olarak dünyaya geldi. Babası gibi Deniz Harp Okulu’na giden Erkut Taçkın, okul hayatı sırasında Silahlı Kuvvetler Yüzme Şampiyonu oldu. 1955 yılında Genç Denizciler Orkestrası’na katılarak müzik hayatına başladı. Babasının subaylığından dolayı yurt dışına giden denizcilere plak siparişi verip bunlarla Rock&Roll’u özümsedi. Deniz Harp Okulu Orkestrası ve Erkut […]