Yazar sayımızın 300’ü aştığı şu günlerde hevesli yazarlarımıza yol gösterebilmek veya en azından daha kaliteli içerikler üretebilmeleri adına bazı ipucular vermek için bu yazıyı kaleme almaya karar verdim. Bu yazı boyunca bir dijital içeriğin nasıl yazılması gerektiğinden bahsedeceğim. Bublogta içeriklerinin bir kısmı şiir ve denemelerden oluşuyor ve bu yazıda söyleyeceğim şeyler bu içerikler için çok uygun olmayabilir ancak mutlaka işinize yarayabilecek şeyler bulacağınızı düşünerek sonuna kadar okumanızı tavsiye ediyorum.

Dijital İçeriğin Mantalitesi

Öncellikle bir dijital içeriği oluştururken sahip olmamız gereken ana düşünceden bahsedelim. Burada iki amaçtan bahsedelim;:

  1. Okuyucuya aktarmak istediğimiz bilgi, birikim, duygu ve düşüncelerimizin tamamına yer vermeliyiz.
  2. İçeriğimizin her bir kelimesini yazarken okuyucuyu ve onun okuma deneyimini aklımızdan çıkarmamalıyız.

Bizler niye dijital içerik oluşturuyoruz?
Sorunun cevabı oldukça kolay ve temel iki cevabından biri; bilgi, birikim, duygu ve düşüncelerimizi başkalarına aktarabilmek için. Ancak çoğu zaman bunu tam olarak başaramıyoruz çünkü bir içerik kurgusu oluşturmadan yazmaya başlıyoruz ve bir bakıyoruz ki çoktan giriş, gelişme ve sonuç kısımlarını yazmışız içerik sonlanmış bile. Ama belki de yazmak, aktarmak istediklerimizin sadece yarısını ya da daha azını okuyucuya aktarabilmişiz. Çok kolay düştüğümüz bir hata ancak çözümü de bir o kadar kolay. Yukarıda bahsettiğim gibi yazmaya başlamadan önce aklımızda içerik kurgusunu (başlıklar halinde) yapmalıyız ve ardından yazmaya başlamalıyız.

Bizler niye dijital içerik oluşturuyoruz?
Bu kez sorunun diğer cevabını ele alalım; başkaları tarafından okunması, anlaşılması ve okuyan kişinin benliğini geliştirmesi için. Bu soruya verdiğimiz cevaptan kolayca anlaşabileceği gibi, içerik okuyucu içindir. Yani bu demek oluyor ki içeriğimizi oluştururken en çok dikkat etmemiz gereken etken okuyucu deneyimidir. İçerik oluşturmanın her aşamasında bir yandan okuyucu gözüyle içeriğimizi incelemeli ve bu deneyimi olabildiğince iyi seviyeye çıkarmalıyız. Şu anda okumuş olduğun bu yazının da devamında okuyacağın çoğu şey bu deneyimi iyileştirmeye yönelik olacak.

Başlıklar ve Görseller

Doğru başlık ve görsel kullanım şekillerine bu başlık altında değineceğiz.

Ana başlık

İçeriğimizin ana başlığı en önemli etkenlerden birini oluşturuyor. Okuyucu eğer içeriğinizi okumaya karar verecekse o da bu ana başlığın sayesinde olacaktır. Başlığınız okuyucunun dikkatinin çekerse içeriğinizi okumak isteyecektir. Burada dikkat etmemiz gereken etkenlerden öncellikli olanı başlığınızın içeriğinizi en doğru şekilde ifade etmesidir. Adeta içeriğimizin birkaç kelimelik özeti olmalıdır. Aynı zamanda kullanıcının aradığı şey sizin içeriğiniz ise ona “Senin aradığın şey burada!” mesajını verebilmeliyiz. Örneğin Google’da “Dijital içerik nasıl yazılır?” aramasını yapan kişiye en doğru cevabı verebileceğimizi ifade eden bir başlığı bu yazıda kullanıyorum. Böylece Google aramasında benim içeriğimi ve diğer içerikleri gören kullanıcıya beni seçmesi için bir neden vermiş oluyorum ve rakip içeriklerin önüne geçiyorum.

Yazı İçindeki Başlıklar ve Heading (H) Etiketleri

İdeal içerik düzeni için paragraflarımızı 150-200 kelimeyi geçmeyecek şekilde sınırlandırmalı ve açıklayıcı başlıklar kullanmalıyız. Yazı içeriğindeki başlıklarda H etiketlerini doğru şekilde kullanmalıyız. H etiketleri aslında bizim başlığımızın büyüklüğünü belirleyen ”html” etiketleridir. Bunu Bublogta’da içeriğinizi oluştururken şu kısımdan ekleyebiliyorsunuz:

headingetiketleri
Heading etiketleri

Heading Etiketlerinin Doğru Kullanımı

Heading 1 etiketi sadece içeriğin ana başlığında kullanılmalıdır yani yazı içeriğinde H1 etiketi kullanmamalısınız. İçeriğinizin ana başlığına otomatik olarak H1 etiket atanır, sizin bir işlem yapmanıza gerek yoktur.

Heading 2 etiketini ise yazı içerisindeki en büyük başlık olarak kullanmalıyız.

Heading 3, 4, 5, 6 etiketleri ise alt başlıklar olarak kullanılmalıdır. Örneğin H2 etiketi kullandığımız başlığın alt başlığında H3 etiketi kullanmalıyız. Aynı şekilde H4 etiketi, H3’ün alt başlığı; H5 etiketi, H4 etiketli başlığın alt başlığı olarak kullanılmalıdır. Doğru başlık kurgusuna örnek olması için bu yazının başlık şemasına bakabiliriz:

heading etiketleri
Heading Etiketleri Kullanımı

Görsellerin Kullanımı

Öne çıkan görseli ve yazı içerisindeki görsellerin doğru kullanım şekillerini bu başlık altında inceleyeceğiz. Öncellikle öne çıkan görsel ile başlayalım.

Öne Çıkan Görsel

Öne çıkan görsel, yazımızın Bublogta ana sayfasında ve diğer sayfalarda gösterilecek görselidir. Aynı zamanda bu görsel içeriğimizin giriş kısmında yer aldığı için okuyucuyu ilk olarak karşılayacak görseldir ve mutlaka ilgi çekici olmalıdır. Yazının başlığı ve içeriği ile uyumlu olmalı, kafa karıştırıcı olmamalıdır. Öne çıkarılan görsel en az 1200×675 çözünürlüğünde olmalıdır, böylece Bublogta’nın masaüstü, mobil ve AMP (Google tarafından geliştirilen, mobil sayfaların en hızlı şekilde kullanıcıya sunulmasını sağlayan yazılımdır. Bublogta tarafından desteklenmektedir) sayfalarında en iyi çözünürlük ile gösterilecektir. Bize gönderdiğiniz içeriklerde öne çıkan görselin çözünürlüğü yetersiz ise editörlerimiz tarafından mümkün olduğunca görselin kendisi değiştirilmeden uygun çözünürlüğe ulaştırılması sağlanmaktadır. Ama eğer bu sağlanamazsa mecburen görselleriniz değiştirilmek zorunda kalınmaktadır. Bundan dolayı tavsiyem içeriğinizi gönderirken uygun çözünürlüğe sahip bir öne çıkan görsel ile göndermenizdir.

Yazı İçerisindeki Görseller

Yazımızın içerisinde okuyucu deneyimini arttırmak amacıyla resimler kullanmamız olumlu etki edecektir. Örneğin bir paragraf boyunca söz ettiğimiz durumu, nesneyi ve bilgiyi paragrafın sonunda görsel olarak da okuyucuya sunmamız içeriğimizin okunabilirlik seviyesini arttıracak ve daha anlamlı hale getirecektir.

İçeriğin Metni

İçeriğimizin iç kısmı yani metnini burada farklı başlıklar altında inceleyeceğiz ve en iyi okuyucu deneyimine ulaşmak için neler yapabileceğimize bakacağız.

dijitaliceriknasilolmali
Dijital İçerik

Uzunluk

Çoğu yazar arkadaşımız içeriklerini oldukça kısa tutuyorlar, maalesef Bublogta içeriklerinin çoğunluğu 300-500 kelime arasında kalıyor. 300 kelime alt sınırı uygulamıyor olsaydık eminim ki bu kelime sayıları çok daha düşük sayılarda kalacaktı. Aslında kendi sesimizi kısmaktan başka bir şey yapmıyoruz, 300 kelime ile neyi, ne kadar anlatabiliriz ki?

Önerilen dijital içeriğin uzunluğu 600 ile 2500 kelime arasındadır. Eğer 2500 kelimenin çok uzun olduğunu düşünüyorsanız merak etmeyin çünkü bilinçli ve öğrenmeye açık bir okuyucu yazınızın uzunluğundan rahatsız olmayacaktır. Tabii ki uzunluk içeriğin konusu ve kapsamına göre farklılık gösterecektir ancak alt sınırı yani 600 kelimeyi yakalamak mutlaka gerekiyor. Burada önemli bir bilgi vermek istiyorum, eğer içeriğiniz yeterli uzunlukta değilse muhtemelen Google arama sonuçlarında yer alamazsınız ya da alsanız bile muhtemelen ilk sayfalarda olamayacaksınız ve okuyucular içeriğinize ulaşamayacak. Google daha detaylı ve uzun içeriklere öncelik vermektedir.

Tabii ki şiirler bu uzunluklara ulaşamıyor, onlar için yapabileceğimiz bir şey bulunmamakta. Şiir severler zaten “şiir” kategorisine ve yazarlarına özel olarak ilgi gösteriyor.

Özgünlük

Dijital içeriğimizdeki amacımız yukarıda bahsettiğimiz gibi bilgi, birikim, duygu ve düşüncelerimizi aktarmak. İçeriğimiz bizim içimizden çıkar, bize özgüdür yani en azından öyle olmalıdır. Tabii ki alıntı yapabiliriz, kaynak gösterebiliriz zaten bu bizim özgünlüğümüzü de bozmayacaktır. Ancak içeriğimizin %85-90 oranında özgün olması gerekir. (İstisnai durumlar haricinde). Özgünlük kontrolü yapabileceğiniz bir araç arıyorsanız küçük bir tavsiye: Plagiarism Checker

Anlam Bütünlüğüne Sahip Cümle ve Paragraflar

Aslında bu konu üzerinde pek de durmaya gerek görmüyorum. Tahmin edebileceğiniz üzere anlam bütünlüğüne uygun cümleler kurmak, paragraflar oluşturmak bizim için zorunluluk halinde. Paragraflarımız ve cümlelerimiz birbirinden kopuk, alakasız olursa içeriğimizi kim okumak ister ki? Açıkçası ben istemem, muhtemelen kimse de istemeyecektir.

Bilgi İçermeli

Kullanıcıya kendi düşüncelerimizi aktarmak pek tabii önceliğimiz ancak bunu aklımızdan geçtiği gibi yazarak yapmamalıyız. Düşüncelerimizi bir bilgi haline getirmeli ve bu bilgileri diğer kaynaklardan edindiğimiz bilgiler ile harmanlayarak yazıya dökmeliyiz. Yani ne ansiklopedi ne de edebi bir deneme gibi olmalı ancak okuyucuya yeni bir şeyler katmak, yazar olarak bizim sorumluluklarımızdan biri.

Başlığın İlk 100 Kelime İçerisinde Kullanılması

İçeriğinizin ana başlığının okuyucunun dikkatini çektiğini ve okurun içeriğinizi okumaya başladığını varsayalım. Başlığınız okuyucunun yazınızın içeriğine girmesini sağladı yani buraya kadar gayet başarıyla ilerledik. Fakat bu yeterli değil çünkü okuyucu başlığınızdan edindiği düşünce ve bir beklenti ile yazınızı okumaya karar verdi ancak sonra yazınızı okumaya başladığında fark etti ki ana başlığınız ile ilgisiz bir giriş paragrafı yazmışsınız. Bunun sonucunda okuyucu yazının devamının da buna benzer olacağını düşünerek okumayı bıraktı ve sayfadan çıktı.

Yukarıda çok yaşanan bir durumun örneğini kurguladık. Bu istemediğimiz durumu engellemek için kullanacağımız yöntem çok basit: Başlığımızı mutlaka ilk 100 kelime içerisinde kullanacağız. Böylece okuyucu aradığı şeyin sizin içeriğiniz olduğundan emin olmuş bir şekilde içeriğinizi okumaya devam edecektir.

Yazım Kurallarına Uygunluk

Çoğu kişi dijital içerik oluştururken yazım kurallarını adeta görmezden geliyor. Yazım kurallarının görmezden gelinmesinin sonucu olarak da ortaya anlam bütünlüğünü bozan cümleler çıkıyor ve sonuç tam bir hüsran. Okuyucu, okuduğunu anlamakta güçlük çekiyor. Bu konuda sözü daha fazla uzatmaya gerek duymuyorum, yazım kurallarına uymalıyız.

Bublogta’ya gönderdiğiniz içeriklerin yazım kurallarına uygunluğu editörlerimiz tarafından kontrol ediliyor, hatalar düzeltiliyor ve sonrasında yayın akışına dahil ediliyor. Diğer etkenler için de editörümüz eğer düzeltebileceğin veya geliştirebileceğin kısımları olduğu kanısına varırsa bunu sana mail adresin üzerinden bildirmekte.

Dahili ve Harici Bağlantılar

Aynı site (bublogta) içerisinden verdiğimiz bağlantıları dahili, diğer sitelere verdiğimiz linkleri harici bağlantılar olarak isimlendiriyoruz. İçeriğimiz içinden makul sayılarda bağlantı vermemiz, ulaştığımız kitlenin büyümesine yardımcı olacaktır. Örneğin ben yukarıda dahili bağlantı olarak “şiir”, “deneme” “Bublogta Anasayfası” ve harici olarak da “H etiketleri”, “AMP” ve “Plagiarism Checker” bağlantılarını verdim. Bublogta üzerinde bahsettiğim konulara benzer içerikler olsaydı onlara da dahili bağlantı vermem gerekirdi. Harici bağlantı olarak ise yazı içerisinde kullandığım ama okuyucunun bilmiyor olabileceği teknik terimleri açıklayan kaynakları verdim. Tabii ki harici bağlantı verirken bağlantı verdiğimiz sitenin güvenilir olmasına da dikkat etmeliyiz. 600-1000 kelime uzunluğundaki bir içerikten 1-2 dahili ve harici bağlantı vermek uygundur ve mutlaka olumlu katkılar sağlayacaktır.

İçeriğin Sonuna Doğru…

İçeriğimizin başlık ve metnin gelişim kısımlarını inceledik şimdi sıra içeriğimizi noktalamaya hazırlanırken dikkate almamız gerekenlerle ilgili.

Değerlendirme

İçeriğimize giriş yaptık, gelişme kısmında okuyucuya aktarmak istediğimiz her şeyi kaleme aldık. Fakat rehavete kapılmıyoruz çünkü içeriğimizin son kısmı da oldukça önemli. Okuyucu ile etkileşimimiz sona ermeden önce mutlaka iyi bir final yapmalıyız. Bu kısımda bahsettiğimiz her şeyi birkaç cümle halinde derleyip bir kez daha yineleyerek içeriğin ana fikrini pekiştirmeliyiz. Böylece ana fikrimizi okuyucunun hafızasına kazımış oluruz ve içeriğimiz hedefine ulaşır.

Kaynakça Kullanımı

Bir içerik üretici olarak mutlaka diğer üreticilere ve onların içeriklerine saygı duymamız gerekir. Faydalandığımız kaynakları belirtmek her şeyden önce profesyonelliğimizin göstergesidir. Kaynaklarınızı içeriğinizin sonuna koyarak kaynakça olduğunu belirtirseniz editörlerimizin sizin için onları düzenleyecektir.

Anahtar Kelime Kullanımı

İçeriğimizin okuyucular tarafından daha kolay bulunabilmesi için anahtar kelime kullanmak işe yarayacaktır. İçeriğiniz ile ilgili 3 ya da 4 farklı anahtar kelime belirlemek yeterli olacaktır. Bunlardan bir tanesini yazınızın başlığıyla aynı yapmanızı da tavsiye edebilirim.

BONUS: Hemingway App Editör

Hemingway App yazılarımızı daha okunabilir ve kaliteli hale getirmek için sunulmuş ücretsiz bir hizmet. İçeriğimizi yazarken bize önemli ipuçları ve düzeltmeler veriyor, bununla kalmayarak içeriğimizi puanlayarak ne kadar okunabilir olduğunu bizlere sayısal veriler ile gösteriyor. İçeriğinizi önce bu editörde yazabilir ardından bize gönderebilirsiniz, kullanımını tavsiye ederim ama son karar sizin.

Bitirirken…

Dijital içerik nasıl yazılır? sorusuna detaylı şekilde cevap verdik. İçeriğimizi daha çok okuyucuya ulaştıracak önemli başlıkları ele aldık. Peki bütün bunlara riayet etmek zorunda mısın? Tabii ki değilsin. Yukarıdaki tavsiyelerimize uyumlu olmayan bir içeriği bize gönderebilirsin, incelemeye alınacaktır. Ancak daha çok okuyucuya ulaşmak ve daha kaliteli içerikler üretebilmen için bu tavsiyelerimize dikkat etmeni kesinlikle öneriyoruz.

Aklında hala soru işaretleri mevcut ise bu yazının altına yorum yaparak sorabilirsin, okuduğun için teşekkür ederim.

Kudret içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Okuyucularımız bu yazıyı çok sevdi.
Yorumları göster Yorumları gizle
Yorumlar Dijital İçerik Nasıl Yazılır?
  • 8 Aralık 2020

    Kesinlikle H etiketlerine dikkat edilerek, okunabilir bir şekilde yazarak internet üzerinde içeriklerinizi yükselişe geçirebilirsiniz. Yeni başlayacak arkadaşlar için yararlı bir makale olmuş. Başarılar.

    Cevapla
  • 9 Aralık 2020

    Oldukça faydalı olmuş, bilmediğim oldukça çok şey öğrendim. Yazınız için ayrı, kaynakça kısmındaki görsellerde benim yazımı tercih etmenizden dolayı ayrı teşekkür ediyorum.

    Cevapla
    • 12 Aralık 2020

      Ben teşekkür ederim Alperen.

      Cevapla
  • 13 Aralık 2020

    Sayfaya giriş yapalı bir günü bile doldurmadan yol katetmeye başlamış hissediyorum. Beklentilerimin çok çok üzerinde kaliteli bir blog. Hem bizlere, kendimizi geliştirme mecrası açısından kolaylık sağlıyor hem de böyle faydalı yazılarınızla, içeriklerinizle bu başladığımız yolculuğu bizler için daha aydınlık kılıyorsunuz. İlgi ve emeğiniz için teşekkür ederim.

    Cevapla
    • 14 Aralık 2020

      Güzel düşüncelerin için ben teşekkür ederim Rabia.

      Cevapla

Bir yanıt yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Resim ekle - Yalnızca PNG, JPG, JPEG ve GIF uzantıları desteklenir.

Kudret içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

 << Vuslat-I Okumak için tıklayın. Ayrılamadım bir süre oradan. Mıhlanmıştım adeta oturduğum yere. Güneş gitmişti, çalan şarkı yerini bir başkasına bırakmıştı, zaman kimseyi beklemeden akıp gidiyordu. Ben ise bir ağacın altında oturmaya devam ediyordum. Yoktu bir sebebi. Yine Güneş’imi düşünmüştüm, yine güneşe veda etmiştim ve nihayetinde yine bir başımaydım. Yine yalnızdım. Onca düşünceyle savaşmak öyle […]
”Anne, ben çıkıyorum. Ne zaman gelirim, bilmem. Geç kalırsam bekleme, uyu tamam mı?”Kapının ağzından seslenmiştim anneme. Neye, nereye, kime gittiğimi ben bile bilmiyordum o an. Sadece gitmek, kaçmak, uzaklaşmak istiyordum. Neyden, kimden? Var olan herkesten, her şeyden… Kendimden bile… Nereye gittiğimi bilmeden çıkmıştım ancak karar vermem uzun sürmemişti. İşin aslı, gittiğim yer hiç değişmemişti. Güneşi […]
”Yine mi altını ıslattın? Bıktım senden. Nedir bu çektiğim çile? Bitmek bilmiyor!” 11 yaşımdayken en sık duyduğum cümleleri okudunuz az önce. ”11 yaşında altını mı ıslatıyordun?” demeyin hemen. Büyümemiştim ki ben. Büyüyememiştim. Korkumdan, endişemden, hissettiğim suçluluk duygusundan uyuyamazdım çoğu gece. Bazen minik bedenim yorgunluğuma dayanamazdı da sızar kalırdım çekyatta. O zaman da altımı ıslatırdım işte. […]
Zeynep KUŞ ve Hüseyin Recep DEMİRCİ ortak çalışmasıdır. Mustafa S. Kaçalin, 1957 İstanbul doğumludur. Rize’nin Çamlıhemşin ilçesine bağlı Çayırdüzü köyünden göç etmişlerdir. 1972 yılında girdiği Hasköy Lisesi’nden 1975 yılında mezun oldu. 1976 yılında başladığı lisans eğitimini İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde 1980 yılında tamamladı. Doktorasını aynı bölümde Prof. Dr. Muharrem ERGİN’in […]

İlgini Çekebilir

Bilinmeyen Bir Yazı Kaçacak bir yerim kalmamıştı, kendi içimde dahi saklanamıyordum. Yürümeye başladım ve geçtiğim her sokak silindi ardımdan. Dünya sanki yalnızca benim etrafımda dönüyordu. Hızına yetişemediğimden hep başımın dönmesi. Biraz eksik ve bir hayli yavaş yaşıyordum. Hâlâ, yağmurun yağma sürecini takip etmeye yetmemişti gözlerimin kuru kalması. Evet, yağmur yağınca ekseriyetle ağlardım ve damlalara karışmasın […]
İnsan neden kötü duyguların tesirini daha çok hisseder? Şöyle bir düşünecek olursak mutlu olduğunuz anılarınız mı daha çok aklınızda kalmış, yoksa canınızın yandığı mı? Size zarar verecek ya da canınızı yakacak bir şeye inanmak aptallıktır. Bu zaten inandığınız şey değil; bazı durumların sonucunda ortaya çıkan, zihninizin oluşturduğu inanç veyahut düşüncedir. Zihninizin içine daldığınızda zaman ve […]
–İsmin ve işin nedir? +Atamert Yavuz. Amatör lig futbolcusuyum. Bilmiyon mu bunu zaten, bu ne iş ben anlamadım? –İşinden memnun musun? +Memnunum… Memnundum, pandemi girdikten sonra çocukluk aşkım olan futboldan yaklaşık 10 aydır uzak kaldım. Senin dırdırınla yaşamayı bilmiyorsun sen… –Bu seni hangi yönlerden etkiledi? +Bu beni maddi manevi her yönden etkiledi. Virüs yüzünden işsiz […]
Biri var. Pencerenin kenarından gözlediğin Yarının yok olmasına sebep olacak biri var Kurumaya yüz tutmuş bir çiçek Su vermenin fayda etmediği Sen su veriyorsun Çünkü biri var Dönüşte çiçeği görmek isteyen biri Sinirlenince çekip gitmek istiyorsun Hiçbir şey düşünmeden Başını bırakıp gitmek istediğin biri var Aklının onda kalacağı biri var Üzülünce ağlamak istiyorsun Kim görürse […]
SAÇ ÖRGÜSÜ Kitap Adı: Saç Örgüsü Orijinal Adı: La Tresse Yazar: Laetitia Colombani Çeviri: Gülşah Ercenk Yayınevi: Yan Pasaj Yayınevi Sayfa: 188 Baskı: 2020 Tür: Roman İtalya, Kanada ve Hindistan… Üç farklı ülke… Smita, Giulia ve Sarah… Üç farklı kadın… Bu üç kadın, üç farklı kıtada, üç farklı hayat yaşıyorlar. Birbirlerinin varlıklarından bile haberleri olmayan […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.