fbpx

Kapı açıldı ve “şeyler” dergâhına adım attım sessizce. Sessizlik şartıydı bu dergâhın. Anlamını yitiren herkes, yeniden bulmak için geliyordu buraya. Arada bir kapı gıcırtısı bozuyordu sessizliği. Hemen kaşlar çatılıyordu elbet. Kimse bu sessizliğin bozulmasını istemiyordu. Yalnızlık ile bir bağlantısı olup olmadığını merak ediyorlardı fakat merak sessizliğe bir uğultu olarak karşı çıkıyordu. Hemen vazgeçiliyordu düşüncelerden. Susuluyordu yeniden, kimse düşünmüyordu. Yitirilenler geliyordu akla ve bir ağırlık çöküyordu dergâha. Birden biri müziğin sesini açıyordu. Neyin nesiydi bu, herkes hayretler içerisinde birbirlerine bakıyordu. Gözleri öylesine açılmıştı ki binlerce mum aynı anda yanmış gibi bir aydınlık oluvermişti dergâhta. Kimse karanlığın farkında değildi. Müziğin ışığı gözlerde parıldamaya başlamıştı bile. Birden düzen yıkılıvermişti. Sabah ile akşam arasındaki uçurumu fark etmeye başlamıştı dergâhtakiler. Öyle ki bu dergâha gelenler dışarıda başka insanların olduğunu unutmuştu. Onların sesi bir sessizlik gibi geliyordu dergâhtakilere. Birden gürültü ile yüzleştiler. Açılan kapının ardından gelen sesleri ilk kez duyuyormuşçasına yeniden şaşırdılar. Müzik, sessizlik ile gürültü arasındaki paradoksu kırmıştı. Kelimelere yeni anlamlar yükleniyordu. Herkes çok gergindi ve zaman tik-tok sesi ile dergâhın orta yerinde belirmişti. İnsanlar şimdi daha çok şaşırmıştı. Şimdiye kadar yaptıklarının zamanla olan ilişkisini düşünememişlerdi. Dergâha girdikleri anda zamanla olan bağlantı kesilivermişti sanki. Kimse saatlerin günleri, ayları ve yılları kovaladığını fark etmemişti. Dergâh git gide gün yüzüne çıkan gerçeklerin içinde boğulup kalmıştı sanki. O da ne, bu kalabalık da neydi? Dergâh tıka basa insan doluydu. Karanlık ve sessizlik içinde kimse fark etmemişti kalabalığı. Kimse yanındakinin bir canlı mı yoksa obje mi olduğunu merak etmemişti. Gözler donuk ve insanlar birbirinden habersizdi bu dergâhta. Birden “şeyler” girdi içeri. Tüm şaşkınlıklar birden unutuluverdi. Konuşmaya başladı üstelik, belki de ilk kez:
-Biliyor musunuz, şimdi bu gördüklerinizin hepsi bir rüya. Hayatta gerçeklerin olduğu günleri geride bıraktınız. Hepiniz bu kapıdan girerken olacakların buralara varacağını düşünmediniz. Başta çekici geldi, merak ettiniz. Bir bakalım diye içeri girmek istediniz ve biz de izin verdik. Sonra çıkmak istemediniz ve size söylenen her şeye inanmaya, kabul etmeye başladınız. Başta sizler bizi yönettiğinizi sanırken şimdi elinizde duran şeyler ile biz sizi yönetir olduk. Önceden farklıydınız ama şimdi hepiniz tek tipleşmeye başladınız. Size zaman zaman verilen şeyler ile yetinmeyi beceremeyince biz de sizi uyutmaya karar verdik. Şimdi bir rüyadasınız. Bu yüzden sakin olun ve uyumaya devam edin. Bu dergâhtan artık çıkamazsınız. Çünkü dışarının içeriden bir farkı kalmadı.

Başta tüm söylenen “şeyler”i anlamak zordu elbette. Sonra elimdeki şeye baktım, birden kırıp atmak geldi içimden. Fakat uzun sürmedi, yapamadım. Dergâh yine eski karanlık ve sessiz hâline döndü bir anda. Herkes anlamını yitirdiği şeyleri bulmaya koyulmuştu yeniden. Ya da öyle olduğunu sanıyordu. Dışarının içeriden bir farkı kalmadıysa artık bu arayışın ne anlamı vardı, diye düşünmeye başladım. Galiba ben de kendimi birçok “şey”le kandırmışım herkes gibi. İyi bir amaca hizmet ettiğimi sanırken amaçsız, gayesiz kalmışım. Yaşamın uzantısında kaybolup giderken yaşadığımı unutmuşum. Ve şimdi “şeyler”e savaş açacak gücü kendimde bulamadan boyun eğmeye devam ediyorum. Bir gün belki bunu dergâhtakilerle beraber yapmayı deneriz diye düşünürken kendimi yeniden kandırdığımı fark ediyorum. Başkalarının değişmesini beklemekle yeniden dergâhın kurbanı oluyorum, diğer herkes gibi.

Rumeysa Güler içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
Rumeysa Güler içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

Bugün konu ise Rönesans’ın baş karakterlerinden Michelangelo. Ben bu konuya öncelikle Sistine Şapeli’nden giriş yapmak istiyorum. Evet Sistine Şapeli’nin şu anda tavanlarını süsleyen olağanüstü resimler Michelangelo’ya ait. Ben de buradan yola çıkarak araştırmaya başladım. 1500’lu yıllarda o zamanın Papa’sı II. Julius tarafından Michelangelo’ya yaptırılan bu resimlerin birazından bahsetmek istedim. Papa bu resimleri ilk gördüğünde Michelangelo’ya […]
CEMAAT, İSTİKRAR, ÖZDEŞLİK Cesur Yeni Dünya, teknolojinin ve bilimsel teknik bilginin kontrolünde olan bir toplumda birey düşüncesinin ve özgürlüğün olmadığı ama bunun yerine sistemin istediği biçimde yaşayıp ve düşündüğünü sanan edilgen insanların olduğu bir dünyadır. Roman, Londra merkezli ve yöneticisinin Mustafa Mont olduğu Dünya Devleti’nde geçmektedir. Dünya Devleti de diğer birçok distopik romanda olduğu gibi […]
Bildiğimiz üzere II. Dünya Savaşı’nın sonunda Soğuk Savaş süreci başlıyor ve dünya, ABD ve Sovyet Rusya’dan oluşan iki kutuplu bir düzenin etrafında şekilleniyor. Bu kutuplar arasında her alanda olduğu gibi uzay ve havacılık alanlarında da rekabet yaşanıyor ve pek çok ülke bu alanlara yönelik ajanslar kurarak gerekli çalışmalara başlıyor. Günümüzde de devam eden bu çalışmalar, […]
Bugünkü konumuz aşk konulu filmler. Birçoğumuz ki özellikle kadınların tercih ettiği bir konu olan aşk filmleri hakkında ufak bir liste yaptım. Konuya ilgili olan kişiler bu listedeki filmleri çoğu kez izlemiş ve repliklerine kadar ezberlemişlerdir diye düşünüyorum. Ben yine de bu konu hakkında fikir sahibi olmak isteyenler veya arada duygusal çöküşüşe giren herkesin izleyebileceği filmleri […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.