fbpx

Bunu herkes bilir, bir deniz yıldızının kolu koptuğunda hem kopan yerden hem de koparılan yerden yeni bir deniz yıldızı oluşur. Artık onlar farklı deniz yıldızları mıdır yoksa aynı mı? Eğer konuşabilselerdi birbirlerine ne derlerdi?

Deniz yıldızını insan gibi düşünün, kendinizmiş gibi. Sizden yeni bir tane daha. O siz misiniz yoksa bir başkası mı? Size tıpatıp benzeyen şeye ne derdiniz? Eğer hayatı seven biriyseniz onunla eğlenirdiniz. Gezip dolaşır hayatın tadını birlikte çıkarırdınız. Hayatı anlamak isteyen biriyseniz onun üzerine giderdiniz. Ona testler ve deneyler yapardınız. Hayatı umursamayan biriyseniz onu da görmezden gelirdiniz. Ve hayattan nefret eden biriyseniz… Dürüst olmak gerekirse bunun cevabını tahmin edemiyorum. Çünkü hayattan nefret ettiğimi düşünemiyorum. Eğer hayatı değil de ”beni” koyarsam başa, kendimden nefret ettiğimi düşünürsem eğer karşımdakini de sevmeye çalışırdım galiba. İçten içe, ilk defa. Ama kendimden nefret etmiyorum, duygularımdan utanmıyorum, hayattan korkmuyorum. Nefret duygusunun bedenime yapışmasını kabul etmiyorum. O zaman ne olurdu? Karşımdaki ”beni” de mi severdim? Ona da mı gülümserdim? Yoksa korkar mıydım? Bilemiyorum, 2021 yılında bile klonumu hayal edemiyorum.

Dünyada çift yaratıldığımıza dair söylentiler var. Bu kadın-erkek olarak değil tamamen aynımız olan. Sizce bu mümkün mü? İnsan insana benzer de her şeyiyle aynı olması mümkün mü? Eğer gerçekten senden bir tane daha olsaydı onu sevebilir miydin? Onu tanır mıydın? Tanımak ister miydin? “Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol.” demiş Mevlana. Ben ne olduğum gibi görünüyor ne de göründüğüm gibi olabiliyorum. Her olaya farklı tepkiler veriyorum. Geleceğin olasılıklarını düşündüğümde ne tür duygular içerisinde olabileceğimi kestiremiyorum. Ne olmak istediğim gibi biri olabiliyorum ne görünmek istediğim biri gibi görünebiliyorum. Parçalara ayrılmamış bir deniz yıldızı gibi deniz beni nereye savurursa oraya savruluyorum. Çevremde tanımadığım balıklar olsa da, ahtapotlardan korksam da, benim gibi olan deniz yıldızlarıyla beraber kalıyor ve her sorunu aşıyorum. Denizden vazgeçmiyorum. Kaç parçaya ayrılırsam ayrılayım her hücreme büyük bir sevgi besliyorum. Balıkların gözünden ne olduğumu umursamıyorum, nasıl göründüğümü umursamıyorum. Her halimle her kolumu seviyorum. Şimdi sıra sende. Bir aynanın karşına geçip sor kendine; “Seni seviyor muyum?” Cevabın evet ise seni tebrik ederim, hayır ise seni hayata davet ederim. Yaşamaya, hissetmeye, sevmeye ve kendini tanımaya. Çünkü eğer sen kendini tanımaz ve sevmezsen her zaman denizde savrulup duracaksın. Köklerinle tutunamayacaksın. Bir gün boğulacaksın, kendi kollarına ihtiyaç duyacaksın.

Gülten Rana içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
2 Yorumlar
Eskiler
Yeniler En çok oylananlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
Gülten Rana içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

“Sisyphus’u gördüm, korkunç işkenceler çekerken: yakalamış iki avucuyla kocaman bir kayayı ve de kollarıyla bacaklarıyla dayanmıştı kayaya, habire itiyordu onu bir tepeye doğru, işte kaya tepeye vardı varacak, işte tamam, ama tepeye varmasına bir parmak kala, bir güç itiyordu onu tepeden gerisin geri, aşağıya kadar yuvarlanıyordu yeniden baş belası kaya, o da yeniden itiyordu kayayı, […]
Bugün 10 Mart 2022. Gülistansız 796. gün “Ne durumdayım biliyor musunuz? Ölüm Allah’ın emri, ölüm dünyada var. Gençlerin ölümü zor ama biz her gün yeniden ölüyoruz. Her gün… Toprağa bile basmaya kıyamıyorum, acaba kızım içinde olabilir mi diye. “ 21 yaşında, Tunceli’de bir üniversite öğrencisiydi Gülistan Doku. 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamıyor. […]
Bir girişim fikriniz var ve bu alanda bir marka oluşturmak istiyorsunuz ya da henüz küçük bir işletmesiniz ve işletmenizi büyütüp kârınıza kâr katmak istiyorsunuz. İşte bu yolda atmanız gereken ilk adım markalaşmak olmalıdır. Peki marka nedir?                Marka yalnızca kalabalık bir pazarda sizi diğerlerinden ayıran isim, logo ve slogandan ibaret değildir. Markanız insanların sizinle etkileşimde […]
Erkut Taçkın 1940 yılında bir deniz subayının oğlu olarak dünyaya geldi. Babası gibi Deniz Harp Okulu’na giden Erkut Taçkın, okul hayatı sırasında Silahlı Kuvvetler Yüzme Şampiyonu oldu. 1955 yılında Genç Denizciler Orkestrası’na katılarak müzik hayatına başladı. Babasının subaylığından dolayı yurt dışına giden denizcilere plak siparişi verip bunlarla Rock&Roll’u özümsedi. Deniz Harp Okulu Orkestrası ve Erkut […]