fbpx

Çocukken kollarınızda, bacaklarınızda morluklar var mıydı? (Evet dediğinizi duyar gibiyim.)
Peki o morluklara bir isim vermek isteseydiniz, o isim ne olurdu? (Belki yorumlara yazarsınız.)

Küçük Prens’i okuyup da sevdiyseniz karşınızda aynı tatta bir kitapla bulunuyorum: Kumkurdu.

İsveçli yazar Asa Lind‘in kaleminden… Alanımın felsefe olmasından kaynaklı bu tip kitapları çok severim ama bu defa bu kitap ebeveynlik tecrübelerim açısından da çokça sarstı beni. Kendi çocukluğum… Çocukluğumun unuttuğum yönleri… Ve her şeyden öte artık kalıpların içinde sıkışmış yavan düşüncelerim… 6 yaşındaki oğlumla yaşadığımız diyalogların bir kısmı… Hepsi gözümün önünden geçti. Kitabı okudukça hepsinden birer tokat yedim.

Tamam tamam artık kitaba geçiyorum:

Zackarina ailesi ile birlikte bir sahil kasabasında, denize yakın bir evde yaşamaktadır. Evin tek çocuğudur. Bir gün sahile indiğinde bir çukur kazar ve çukurun içinde Kumkurdu belirir. Zackarina ile çok tatlı bir sohbet üzerine tanışıkları başlar.

Kumkurdu her şeyi bildiğini söyleyen bir bilge kurttur. Zackarina ise meraklı bir çocuk… (Çocuklar da zaten merakları ve sorularıyla birer filozof değil midir?) Zackarina yetişkinleri, hayatı anlamaya çalışan bir çocuktur. Ailesi günlük tempolarının içinde kaybolurken Zackarina soluğu Kumkurdu’nun yanında almaktadır.

Eeee! Bu kitapta cezbedici şey ne? Çocuğun hayalî arkadaşı Kumkurdu’nun yanına gitmesi mi?
Hayır! Diyalogları!
Öyle felsefi, öyle yaratıcı, öyle çocuksu düşünceyi hatırlatan diyaloglar var ki! Kitap boyunca cezbeden en belirleyici nokta bu.

Sizinle kitabın arka kapağındaki yazıyı paylaşmayı isterim:

“Evren her şeydir.” dedi Kumkurdu. “Var olan her şey! Burada ve şimdi, o zaman ve orada. Aydınlık ve karanlık, galaksiler ve yıldızlar, gezegenler, kuyrukluyıldızlar, trampetler ve kartallar ve ayılar ve bazen bir pantolonun cebinde duran tozlu, kırmızı şekerlemeler.”
“Benim biraz önce yuttuğumdan mı?” diye sordu Zackarina. “O da mı evrenin bir parçasıydı?”
“Elbette!” dedi Kumkurdu. ” O da evrenin bir parçasıydı. Sen de Zackarina, sen de evrenin bir parçasısısın.”

Kitabı alır da okursunuz diye diyaloglara ve detaya çok girmek istemiyorum aslında. Ama başlangıçta bir soru sormuştum size. Onunla ilgili bir kesit paylaşmak isterim:

“Kumkurdu’na rengarenk bacağını gösterdi ve anlatmaya başladı. En büyük leke, iyice hızlanan salıncaktan atladığında olmuştu, yeşil olanı bisikletle komşunun kedisiyle yarışırken.
“Ya da” dedi Zackarina. “Odunluğun çatısına tırmandığımda olmuştur.”
“Ya şu küçük olan?” dedi Kumkurdu.
“O mu?” dedi Zackarina. “Uçan halıyla uçarken oldu.”
Kumkurdu başını salladı. “Şimdi anlıyorum” dedi. “Mor leke tehlikeli bir şey yaptıktan sonra alınan bir çeşit madalya, öyle değil mi?”
Madalya? Zackarina şöyle bir gerindi. “Evet, öyle.” dedi. “Bir çeşit kahramanlık madalyası.”

(Alıntı: Kumkurdu syf: 31, Asa Lind, Pegasus Yayınevi)

Çocukluğunda ve hâlâ topladığı tüm Kahramanlık Madalyası sahiplerine… Evrenin bir parçası olan hepimize…

Peki ya Kumkurdu gerçekse?

Saadet Ozbudak içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
4 Yorumlar
Eskiler
Yeniler En çok oylananlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
Saadet Ozbudak içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

“Sisyphus’u gördüm, korkunç işkenceler çekerken: yakalamış iki avucuyla kocaman bir kayayı ve de kollarıyla bacaklarıyla dayanmıştı kayaya, habire itiyordu onu bir tepeye doğru, işte kaya tepeye vardı varacak, işte tamam, ama tepeye varmasına bir parmak kala, bir güç itiyordu onu tepeden gerisin geri, aşağıya kadar yuvarlanıyordu yeniden baş belası kaya, o da yeniden itiyordu kayayı, […]
Bugün 10 Mart 2022. Gülistansız 796. gün “Ne durumdayım biliyor musunuz? Ölüm Allah’ın emri, ölüm dünyada var. Gençlerin ölümü zor ama biz her gün yeniden ölüyoruz. Her gün… Toprağa bile basmaya kıyamıyorum, acaba kızım içinde olabilir mi diye. “ 21 yaşında, Tunceli’de bir üniversite öğrencisiydi Gülistan Doku. 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamıyor. […]
Bir girişim fikriniz var ve bu alanda bir marka oluşturmak istiyorsunuz ya da henüz küçük bir işletmesiniz ve işletmenizi büyütüp kârınıza kâr katmak istiyorsunuz. İşte bu yolda atmanız gereken ilk adım markalaşmak olmalıdır. Peki marka nedir?                Marka yalnızca kalabalık bir pazarda sizi diğerlerinden ayıran isim, logo ve slogandan ibaret değildir. Markanız insanların sizinle etkileşimde […]
Erkut Taçkın 1940 yılında bir deniz subayının oğlu olarak dünyaya geldi. Babası gibi Deniz Harp Okulu’na giden Erkut Taçkın, okul hayatı sırasında Silahlı Kuvvetler Yüzme Şampiyonu oldu. 1955 yılında Genç Denizciler Orkestrası’na katılarak müzik hayatına başladı. Babasının subaylığından dolayı yurt dışına giden denizcilere plak siparişi verip bunlarla Rock&Roll’u özümsedi. Deniz Harp Okulu Orkestrası ve Erkut […]