Cinsiyet Farkının Zekâ Üzerindeki Etkisi

Zekâ her dönemde insanların dikkatini çekmiş ve üzerinde sürekli düşünülmüş bir kavramdır. Geçmişte ve günümüzde farklı yaklaşımlarla zekânın birçok tanımı yapılmıştır ve literatürde çok sayıda farklı tanımı bulunmaktadır. Kimi uzmanlar zekâyı algılama, muhakeme, yargılama, planlama, problem çözme, soyut düşünme, dil becerileri ve öğrenme kavramlarını kullanarak tanımlamaktadır. En genel tanımıyla zekâ, zihinsel işlevlerin bütünüdür.

Zekâ Nasıl Belirlenir

Yapılan araştırmalara göre zekânın genetik etkisi %75 iken çevresel faktörler de %25 civarındadır. Fakat genetik her zaman etkili değildir. Çünkü genlerin eksprese olma seviyesi her zaman farklıdır. Sinir hücrelerinin bağlantılarının gelişiminde deneyim ve çevresel faktörler de etkilidir.

Kadın ve Erkek Beyninin Farkı

Zekâ kavramı, tarihsel bağlamda en çok tartışılagelmiş kavramlardan biri olmuştur. Zekâ kavramının farklı bilim adamları tarafından, çeşit çeşit yorumlanması bu konuda bir uzlaşmanın olmadığını ortaya koymuştur.
Kadınların ve erkeklerin zekâ seviyesinin aynı olduğunu mu yoksa farklı olduğunu mu düşünüyorsunuz? Farklı olduğunu düşünüyorsanız hangisinin üstün olduğunu düşünüyorsunuz? Son olarak ebeveynlerinizden hangisinin daha zeki olduğunu düşünüyorsunuz?
Yapılan bir araştırmada 224 katılımcıdan, ebeveynlerinin IQ puanlarını 55 ila 145 puan arasında tahmin etmeleri istenmiştir. Katılımcılar, çoğunlukla babalarının daha yüksek IQ puanı alacaklarını tahmin etmişlerdir. Bu konuyu inceleyen bazı bilim insanları, cinsiyet farklılığının zekâ puanlarını etkilemediği yönünde düşünürken bazı bilim insanları ise erkeklerin IQ testlerinde kadınlardan daha yüksek puan aldıklarını ortaya koymuşlardır. Erkekler toplumumuzda eğitim, araştırma, iş ve daha birçok konuda daha başarılıdır. Bu da “g” faktörü ile tanımlanan karmaşık problemlerle baş edebilme ve problemlere çözümler üretme becerilerini arttırmaktadır. IQ testleri de bir çeşit problem testi olduğu için IQ testlerinde erkeklerin kadınlardan üstün olmaları bununla açıklanabilir. Yaşadığımız yüzyılda da bu konularda daha başarılı olmak cinsiyetler arasındaki farkı oldukça açıyor. Kadın ve erkek beyninin fizyolojisine baktığımızda ise elle tutulur bir fark bulamıyoruz. Ama yapılan MRI sonuçlarında ”sulcus” ve ”gyrus”ların genel olarak erkeklerde daha fazla olduğu görüntülenmiştir. Bunların fazla olması da erkekleri pozitif yönden etkilemiştir. (Sulcus ve gyruslar beynin dış yüzeyinin alanını arttırır. Bu da gri madde miktarının artmasını sağlar.)
Beynimiz histolojik olarak iki farklı bölümden oluşur. Biri gri madde, diğeri beyaz maddedir. Bu maddelerin kadın ve erkeklerdeki toplam hacmi her zaman erkeklerde üstün çıkmaktadır. Şimdi beyaz ve gri maddenin ne olduğuna değinelim.

Beyaz Madde (Beyaz Cevher)

Beyaz maddenin (ya da beyaz cevherin) temel işlevi beynin farklı alanlarını birbirine bağlayan yollar oluşturmaktır. Miyelinli ve miyelinsiz sinir liflerinden, nörogliyalardan ve bol miktarda kapillerden oluşur. Zaten miyelinli liflerin çok olmasından dolayı beyaz renktedir. Genel olarak beyaz madde hızlı işleme ile ilişkilendirilir.
Miyelin: Bir sinir hücresinin aksonunu çevreler ve iletimin hızlanmasını sağlar.

Gri Madde (Gri Cevher)

Gri cevher; beyin ve beyincikte, dış kısımda yer alır. Bu nedenle serebral korteks (kabuk) olarak da adlandırılır. Gri madde beyinde bilgi işlemeden sorumlu bölgedir. Burada üretilen sinyaller gri maddenin diğer alanlarına veya duyusal alanlara gider. Çıkan sinyaller çoğu zaman motor bölgeleri harekete geçirerek vücudun temel faaliyetini yönetir. Gri madde daha çok kişisel yetenekler ile birlikte bellek, dikkat, algısal idrak, düşünce, dil ve şuur konusunda rol oynuyor.

Bilim Ödülü Alan Kadın Sayısı Çok Az

2017 Eurostat verilerine göre Avrupa Birliği ülkelerinde yaklaşık 18 milyon bilim insanı ve mühendisin yüzde 59’u erkek. Kadınların oranıysa sadece yüzde 41. Erkekler daha çok yüksek ve orta yükseklikte teknoloji üretiminde temsil ediliyor. Bu alanda çalışan erkeklerin kadınlara oranı yüzde 83. Diğer hizmet sektörlerinde bu oran daha dengeli, yüzde 55 erkeğe karşın yüzde 45 kadın.
Dünyadaki tüm araştırmacıların yalnızca yüzde 28’i kadın. 1903’te ödül alan Marie Curie’den bu yana yalnızca 17 kadın fizik, kimya veya tıp alanında Nobel Bilim Ödülü alırken bu sayı erkeklerde 572. Marie Curie’den itibaren dememin sebebi Marie Curie’den öncesinde Nobel Bilim Ödülü’ne kadınların aday dahi gösterilmemesidir. Nobel komitesi 1903 yılındaki Fizik Nobel Ödülü’nde de Marie Curie’nin çalışmalarını göz ardı etmiş ve sadece eşi Pierre Curie ve Henri Becquerel aday gösterilmiştir. Ancak Pierre Curie bu olaya büyük bir tepki gösterip ödülü Marie Curie olmadan almayacağını söyleyince Marie Curie aday gösterilmiştir.

Kadının Bilimdeki Yeri

Kadının bilimle olan ilişkisinin felsefî temelleri incelendiğinde tarih boyunca kadın-bilim ilişkisini engelleyen pek çok faktör olduğunu görüyoruz. Bunlardan en etkilisi de ayrıcalıklı konumunu yitirmek istemeyen egemen erkeklerin yaklaşımlarıdır. Antik Çağ’ın şekillendirilmesinde fikirleri ile etkin rol oynadığına inanılan Platon (M.Ö. 427-347), “Bir barbar değil, bir Yunanlı; bir tutsak değil, özgür; bir kadın değil, bir erkek olarak yaratıldığım için tanrıya şükrediyorum.” demiş ve erkek olarak dünyaya gelmesinin çok değerli olduğunu vurgulamıştır. Asırlar sonra bile, kadınlara yönelik olumsuz bakışın halen geçerliğini koruduğunu özgürlük savunucusu pek çok filozofun görüşleri açıkça yansıtmaktadır. Bunlardan biri olan ve “uygarlığın eleştirmeni” olarak adlandırılan Jean Jacques Rousseau bile, ”Kadın, erkeğe eşit olarak yaratılmamıştır, kadının bunu bilmesi ve buna katlanması gerekir.” ifadesiyle kadınların toplumda ikincil konumda olduklarını vurgulayıp erkeklerin daha üstün gördüğünü belirtmiştir. Bunun gibi birçok düşünür ve filozofun daha, kadınlar hakkında insanları şaşırtan ifadeleri bulunuyor.

*Bu yazı bir makale değildir. Herkesin anlayabileceği bir dille yazılmıştır.
*Bu yazının tümü bir topluluk dergisinde yayımlanmak üzere tarafımdan yazılmış olup, baskı görebilme korkusu üzerine yayımına onay verilmemiştir.

Kaynak
-Oxford Academic
- Eurostat
-The Toylor& Francis Online/The Journal of Social Psychology (K. V. Petrides,Adrian Furnham &G. Neil Martin)
-Gaziantep Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi

Baverberkay içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
1 Yorum
Eskiler
Yeniler En çok oylananlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
Baverberkay içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
–İsmin ve işin nedir? +Atamert Yavuz. Amatör lig futbolcusuyum. Bilmiyon mu bunu zaten, bu ne iş ben anlamadım? –İşinden memnun musun? +Memnunum… Memnundum, pandemi girdikten sonra çocukluk aşkım olan futboldan yaklaşık 10 aydır uzak kaldım. Senin dırdırınla yaşamayı bilmiyorsun sen… –Bu seni hangi yönlerden etkiledi? +Bu beni maddi manevi her yönden etkiledi. Virüs yüzünden işsiz […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]
Babamın hayatını bir okuyun! 90’larda gençlik nedir bir de bu ağızdan bir dinleyin… 7 kardeş, bir yer yatağında geçirilen yıllara kulak verin… Bahçeli bir 3 odalı evin içinde geçirilen ve herkesi ayrı yola sürükleyen bir hikayedir bu. Şimdi baksak her yerde birini görürsünüz bu evden. Kuytu köşede hastalıktan kıvranan bir kız kardeş, İstanbul’da hayat yaşayan […]

İlgini Çekebilir

Khaled Hosseini ile geçen sene “Uçurtma Avcısı” kitabını okuyarak tanışmıştım. O zamanlar o kitabı o kadar beğenmiştim ki daha iyi bir dram kitabı yazılabileceğini düşünemiyordum. Ta ki “Bin Muhteşem Güneş” kitabını okuyana kadar. Yine bir savaş hikâyesi. Kaybolan hayatlar, yaşanılmayan çocukluklar, savaşların sonucunda en ağır bedel ödeyen kadın ve çocuklar… İlk sayfasından itibaren bir an […]
Birçok şeyden nefret ederim. Özellikle kontrolümde olmadan hayatımı doğrudan etkileyen şeylerden… Doğduğumuz coğrafya bunlara örnek olarak gösterilebilir. İnsanların karakterlerini ve davranışlarını aslında gerçek olmayan şeylere dayandırmasından da nefret ediyorum. Titiz olmanız, liderlik özellikleri göstermeniz ya da uyumlu veya uyumsuz olmanızda yıldızların hiçbir etkisi yok! Biriyle anlaşıp anlaşamamanız, burcunuzun uyumlu olmasından değil. Hayat görüşlerinizin ve ilgi […]
İki gün önce, Spotify kullanmaya başladığım 6 Temmuz 2017 tarihinden bu yana en çok hangi şarkıyı dinlediğime baktım. Çıkan sonuç sürpriz değildi. Losing My Religion… 1990 yılının Eylül ve Ekim ayları arasında kaydedilen ve 1991 yılında yayınlanan Losing My Religion, R.E.M grubunun Out of Time albümünün ilk teklisidir. Albümü başarıya ulaştırmış ve grup için önemli […]
“Türkiye’de atanamayan öğretmen sayısının İzlanda’nın nüfusundan daha fazla olduğunu biliyor musunuz bayım?” Sesim biraz yüksek çıkmıştı, oysa artık mikrofona konuşmuyordum. Hatta amacımdan uzaklaşmış olacağım ki kalabalıkta da gezinmiyordu gözlerim, yalnız biriyle temas halindelerdi. “İndirin şu şarlatanı kürsüden! Ha bire böyle kendini bilmişler çıkıyor, karnınız doymuyor mu, aç mısınız bu ülkede ulan kardeşim ya!” Ne dediğini […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.