fbpx

Kendinize biraz zaman ayırmak ve güzel bir tatil yapmak istiyor ve bunun için de kendinize bir rota belirleyip gittiğiniz şehrin güzellikleriyle dolu, doyasıya mutlu ve huzurlu olabileceğiniz bir yer mi arıyorsunuz? Evet mi?

Öyleyse sıkı durun. Size bol oksijenli, denizi, harika gezme yerleri ve nefis yemekleri olan ve ”İyi ki bu şehre gelmişim, harika bir tatil yaptım doğrusu.” diyebileceğiniz, sizi kendisine hayran bıraktıracak olan çileğin ve çeliğin şehri olarak bilinen Zonguldak’ın şirin ilçesi, Ereğli’yi öneriyorum.

Öncelikle gezeceğiniz yerlerin planını yapmanızı tavsiye ediyorum tabii ki…
Size kolaylık olması açısından ben mutlaka gezip görmeniz gerektiğini düşündüğüm birkaç yer hakkında kısaca bilgi vereyim istiyorum. Böylece planınıza bir nebze de olsa faydam olur.

Çiçeklerle harika bir görüntü verilmiş olan sahil yolunda denizi seyrederek yürüyüş yapabilir,
Ereğli Müzesi’ni ziyaret ederek pek çok tarihî eseri görüp haklarında bilgi alabilir, Bozhane‘de 600 yıllık yaşanmışlıkları olan ve Fatih Sultan Mehmet’in emriyle dikilen Fetih Çınarları‘nın gölgesinde oturup eşsiz bir maviliğe sahip olan denizi seyredebilir, Cehennemağzı Mağaraları‘nı gezip mağaranın büyüleyici atmosferinde biraz huzur bulduktan sonra, Köseağzı Koyu‘nda kumun, güneşin ve denizin keyfini çıkarabilir, Gazi Alemdar Gemisi Müzesi‘ni gezerek geçmişe doğru tarihî bir yolculuk yapabilirsiniz.

Gezdiniz, gördünüz, eğlendiniz.
Eee hâliyle acıktınız tabii. Nerede ne yiyeceksiniz? Bir de onlara bir göz atalım isterseniz.

Günün en önemli öğünü kahvaltıdır. Harika bir kahvaltı yapmak için tercihiniz “Ela Bahçe” olmalı. Hem bahçesi hem de kapalı alanı bulunan, sizi bembeyaz masa ve sandalyelerin, rengarenk kapı ve pencerelerin karşılayacağı harika bir dekora sahip olan şirin bir yer “Ela Bahçe”.

Öğle yemeğinizi ise menüsünde daha çok çorba, sebze yemekleri, salata çeşitleri ve ızgara köfte olan ve bu enfes yemeklerle masanızı taçlandırmayı başaran, adı da yemeklerinin tadı da enfes olan “Tarçın“da yemenizi öneririm.

Akşam yemeği için ise size önereceğim mekân Bozhane’de olacak. Oradaki pek çok balık lokantasında özellikle de “Engin Balık“ta tadına doyamayacağınız balık menülerinin tadına bakabilirsiniz. Levrek şişin tadına bir bakmalısınız bence. Pişman olmazsınız.

Elbette ki karnınızı doyurabileceğiniz mekanlar buralarla sınırlı değil. Ama ben size daha çok tercih edilen yerleri önerdiğimi söyleyebilirim.

Sahil kenarındaki birbirinden güzel restoranlarda çeşit çeşit tatlılar ve bir de Ereğli’ye gelmişken yemeden gitmek olmaz diyebileceğim pidenin de tadına bakabilirsiniz. Gününüzü; çay ya da kahvenizi, harika deniz manzarasına karşı içerek sonlandırabilirsiniz.

Son olarak ”Neden Ereğli ilçesini gezmeliyiz?” diye soranlar için ise bu durumu şöyle bir cevap vererek açıklamanın doğru olacağını ve meraklarına da bu sayede bir son verebileceğimi düşünüyorum. Belediye başkanının sıkça söylediği bir cümle, bu soruya verilebilecek en güzel yanıt olacaktır diye düşünüyorum. Emin olun bu cümleye katılmamak mümkün değil.

“Denizin mavisi, ormanın yeşili, güneşin sarısının orijinal renkleri dünyada sadece Karadeniz Ereğli’sinde vardır. Karadeniz Ereğli’yi görmeden ölmek öbür dünyaya eksik gitmektir.”zonguldakin eregli ilcesi belediyesi kdz ereglinin 1591980314529 28ef6ccc

tabiattakikitaplar içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
tabiattakikitaplar içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

   Benim adım Ümran. Ümran Dakneş. Beş yaşındaydım. Ailemle Suriye’nin Halep kentinde, Esad rejimi yüzünden zor şartlar altında yaşarken Rusya’nın hava saldırıları sırasında evimizin yıkılması sonucu enkaz altında kaldım. Enkazdan çıkarıldığımda tenimin rengi toz yüzünden griydi. Kirpiklerime moloz yığını oturmuştu sanki. O kadar çok korkmuştum ki flaşlar her patladığında ürperiyordum. Fotoğraflarımı çekiyorlardı! Neden? Çünkü gözlerimden […]
Dede korkut hikayeleri 12 ve 14. yüzyıllar arasında Doğu Anadolu ve Azerbaycan’da yaşayan Oğuz boylarının günlük yaşamlarının olağanüstü olaylarla süslenmiş bir anlatımla anlatılan hikâyelerdir. Sonucunda halk hikâyelerden ders çıkarmıştır. Bir ön söz ve 13 hikâyeden oluşmaktadır. (13. hikâye olan “Salur Kazan’ın Yedi Başlı Ejderhayı Öldürmesi” son dönemlerde tespit edilmiştir.) 13 hikâyeden her birisi bir boy […]
Eternity And A Day (Sonsuzluk ve Bir Gün) Keder, ifade edilmemiş aşktır. Şairler sözleriyle yalnızca aşkı değil, acıyı da büyütürler. Theodoros Angelopulos‘un yönetmenliğini yaptığı Eternity and A Day filminde,  Yunan bir şair olan Alexandros’un hikâyesi de şiirlerinde olduğu gibi acıyı büyütüyor. Alexandros ölümcül bir hastalığa yakalandığını öğrenir ve hastaneye gitmeden önce son bir günü kalmıştır. […]
Bugün konu ise Rönesans’ın baş karakterlerinden Michelangelo. Ben bu konuya öncelikle Sistine Şapeli’nden giriş yapmak istiyorum. Evet Sistine Şapeli’nin şu anda tavanlarını süsleyen olağanüstü resimler Michelangelo’ya ait. Ben de buradan yola çıkarak araştırmaya başladım. 1500’lu yıllarda o zamanın Papa’sı II. Julius tarafından Michelangelo’ya yaptırılan bu resimlerin birazından bahsetmek istedim. Papa bu resimleri ilk gördüğünde Michelangelo’ya […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.