fbpx

Cam tavan sendromu, görünmeyen üst bir sınırın olduğunun altının çizilmesidir. Genellikle kurum ve kuruluşlarda daha çok kadın çalışanlar için dile getirilen bir sendrom çeşididir. Hemen hemen herkes hayatında bir kere de olsa cam tavan sendromu ile karşı karşıya gelmiştir.

Bilerek ya da bilmeyerek cam tavan sendromuyla karşılaşıldığı çok olmuştur. Çoğunlukla kadınların etkilendiği bu sendrom genel olarak azınlık olarak nitelendirilen gruplar için de etkili bir sendromdur. Kurum ve kuruluşlarda üst düzeye yükselmelerini engelleyen bir çeşit yapay bir durum olarak anlatılan cam tavan sendromu hemen hemen herkesin başına gelmiş bir durumdur. 

Cam Tavan Sendromu Tahminen Ne Zaman Adlandırıldı?

Adlandırılmadan önce de cam tavan sendromu vardı fakat bir ad koymak onu daha somut hâle getirmektedir. Kurum ve kuruluşlarda yükselme, yüksek düzeye çıkma gibi durumlarda önünüze konulan yapay bir engelleyicinin ismidir cam tavan sendromu. Bu sendrom 1980 yıllarında “anne izi” terimiyle birlikte kullanılmaya başlanmıştır. O yıllarda “cam tavan” ve “anne izi” birlikte kullanılan iki terimdir. Böyle adlandırılmasının sebebi çocuğu doğan kadınların işten ayrılmasıdır.

O yıllarda çocuk doğurma yaşına gelmiş kadınlar ya da çocuk sahibi olmayı bekleyen kadınlar diğer çalışanlara göre daha az disiplinli ve daha az motive görülüyordu. Bu yüzden çocuk sahibi olmak isteyen ya da olabilecek olan kadınların kurum ve kuruluşlardaki saygınlığı oldukça az bir düzeydeydi.

Onların iş gücünün yerini çocuğun alabileceği er ya da geç bir şekilde işlerini bırakıp çocuklarıyla ilgilenmeye başlayacakları söyleniyordu. Doğumdan sonra izne ayrılan kadınlar geri döndüklerinde onlara göre daha az özveri ve disiplinle işlerine sarılacaklardı. 

Cam Tavan Sendromu İle İlgili İlk Çalışmalar Nelerdir?

Cam tavan sendromu nedir?” sorusunu açıkladıktan sonra cam tavan sendromuyla ilgili çalışmalara ne zaman başlandığına geçebiliriz. 1980 yılında “anne izi” ile birlikte anılan cam tavan sendromu ile ilgili 1991 yılında Amerika Birleşik Devletleri Çalışma Bakanlığı bir komisyon başlattı. Adına Cam Tavan Komisyonu denilen bu komisyonda azınlık olarak anılan grupların ve kadınların kurum ve kuruluşlarda oldukça zorlandığı tespit edildi.

Kadınlar ve azınlık gruplar yüksek düzeylere çıkabilmek için diğer çalışanlara nazaran daha fazla efor sarf etmek zorunda kalıyor ve bazı durumlarda cam tavan sendromuyla birlikte asla yüksek düzeylere ulaşamıyorlar. Çabaları sonuçsuz kalan insanlar yenilgiyi kabul edip çabalamamaya başlıyor ve bu düzeyde de çoğunlukla mutsuz insanlar ortaya çıkıyor. Rekabet etme fırsatları bulunmayan kadınlar ve azınlık gruplar genellikle işverenler tarafından cam tavan sendromuna maruz bırakılıyor.

cam tavan sendromu bublogta 2

Cam Tavan Sendromu Nasıl Daha Aza İndirilir?

Cam tavan sendromu nedir?” sorusundan sonra “Cam tavan sendromu nasıl daha aza indirgenir?” sorusu sorulmaya başlanıyor. Kurulan bu komisyon sayesinde pek çokları için cam tavan sendromu nedir sorusu da cevaplanmış oluyor. Yıllar geçtikçe cam tavan sendromunu sadece kadına indirgemenin doğru olmadığı anlaşılmıştır. Çeşitli etnik gruptan azınlıklar da cam tavan sendromu ile baş başa bırakılmaktadır. Bu durumda da pek çok insan kendinden şüphe eder, mutsuz ve özgüvensiz bir hâle bürünür. Cam tavan sendromu nedir sorusunun bir diğer cevabı da insanın kendinden şüphe etmesine neden olmak olarak da açıklanabilmektedir. 

Cam Tavan Sendromunu Ortadan Kaldırmak İçin Neler Yapılabilir?

Cam tavan sendromunun ortadan kaldırılması için bazı gerçeklerin kabul edilmesi gerekiyor. Bunları şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Kadın veya erkeğin ebeveyn olmasının normal bir durum olduğunu kabullenmek gerekmektedir.
  • Cinsiyetçi bakış açısından uzaklaşarak cinsiyet eşitliğini savunmak ve bunu uygulamak gerekmektedir. 
  • Ayrımcılığa dayanan her türlü bakış açısını uzaklaştırmak için devletlerin politika izlemesi gerekmektedir. 
  • Kişiye ya da azınlık gruba karşı ön yargılardan arınmak daha doğru bir bakış açısı elde edilmesine yardımcı olacaktır.
  • Eğitim almak ve insanlara doğru eğitim vermek her türlü cam tavan sendromunu ortadan kaldırmak için birebirdir. 

Cam Tavan Niçin Ortaya Çıkmıştır?

Toplumda geçmişten günümüze gelen genel bir yargı vardır. Kadın dendiğinde akla ilk önce kadının “anne” olduğu ya da er geç bir gün anne olacağı algısı gelir. Kadın kavramı annelik ile o kadar iç içe geçmiştir ki insanlar kadını bir çalışan, yönetici ya da başka bir konuma koymayı akıl dahi edemezler. Kadın ile başlayan bu cam tavan sendromu daha sonra azınlık olan gruplara da sıçramıştır.

Ön yargılı olan pek çok insan ilk önce kadınlara daha sonra da azınlıklara diğer insanlara verdiği fırsatları vermez. Bu nedenle de cam tavan sendromu kendini göstermeye başlar. İnsanlar umutsuzluğa düşer ve ne kadar çabalarsa çabalasın hiçbir şekilde emeğinin karşılığını alamayacağını düşünür.

Kadının ya da erkeğin ebeveyn olmasının toplumsal rolünün önüne geçemeyeceğini düşündürtmek ve bunu kabul ettirmek iş dünyasında pek çok sorunun da hallolmasına neden olacaktır. Kadın dendiğinde sadece “anne” kavramını anımsamayan işverenler ve kurum-kuruluşlar cam tavan sendromunu ortadan kaldıracaktır. Cam tavan sendromu nedir sorusunun bir diğer cevabı ise cinsiyet eşitliliğinin olmamasıdır diye cevaplanabilmektedir. 

Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

“Sisyphus’u gördüm, korkunç işkenceler çekerken: yakalamış iki avucuyla kocaman bir kayayı ve de kollarıyla bacaklarıyla dayanmıştı kayaya, habire itiyordu onu bir tepeye doğru, işte kaya tepeye vardı varacak, işte tamam, ama tepeye varmasına bir parmak kala, bir güç itiyordu onu tepeden gerisin geri, aşağıya kadar yuvarlanıyordu yeniden baş belası kaya, o da yeniden itiyordu kayayı, […]
Bugün 10 Mart 2022. Gülistansız 796. gün “Ne durumdayım biliyor musunuz? Ölüm Allah’ın emri, ölüm dünyada var. Gençlerin ölümü zor ama biz her gün yeniden ölüyoruz. Her gün… Toprağa bile basmaya kıyamıyorum, acaba kızım içinde olabilir mi diye. “ 21 yaşında, Tunceli’de bir üniversite öğrencisiydi Gülistan Doku. 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamıyor. […]
Bir girişim fikriniz var ve bu alanda bir marka oluşturmak istiyorsunuz ya da henüz küçük bir işletmesiniz ve işletmenizi büyütüp kârınıza kâr katmak istiyorsunuz. İşte bu yolda atmanız gereken ilk adım markalaşmak olmalıdır. Peki marka nedir?                Marka yalnızca kalabalık bir pazarda sizi diğerlerinden ayıran isim, logo ve slogandan ibaret değildir. Markanız insanların sizinle etkileşimde […]
Erkut Taçkın 1940 yılında bir deniz subayının oğlu olarak dünyaya geldi. Babası gibi Deniz Harp Okulu’na giden Erkut Taçkın, okul hayatı sırasında Silahlı Kuvvetler Yüzme Şampiyonu oldu. 1955 yılında Genç Denizciler Orkestrası’na katılarak müzik hayatına başladı. Babasının subaylığından dolayı yurt dışına giden denizcilere plak siparişi verip bunlarla Rock&Roll’u özümsedi. Deniz Harp Okulu Orkestrası ve Erkut […]