fbpx

Bugün bu yazıyı siz okuyasınız diye yazmayacağım zaten dürüst olayım hikâyelerimin çoğunu da kendim için yazıyorum çünkü kafamı boşaltmanın başka bir yolu olmuyor. Dolayısıyla bu yazıyı okumak zorunda değilsiniz ama okuyacaksanız göreceğiniz tek şey bir insanın kendi kendine haykırmaya çalışmasından başka bir şey olmayacak. Çünkü bazen haykırmak gerekiyor, içindeki onca şeyi dışarıya çıkarmak gerekiyor, gerçekten şu anda yatağımın yanında duran camı açıp avazım çıkana kadar bağırmak istiyorum ama insanlar uyuyorlar. Onlar beni düşünmüyorlar, hiç de düşünmediler ama ben onları düşünüyorum, niye mi? Benim gibi hissetmesinler diye çünkü kimse benim gibi hissetmeyi hak etmiyor, ben de dahil.

Neyse, sanıyorum hepimiz ana fikri anladık. Sabah okula gideceğim, zerre kadar anlamı olmayan bir sınava girmek için. O sınavdan yüksek not alacağımı ondan önce girdiğim sınavlarda defalarca kez kanıtlamış olmama rağmen sabahın köründe kalkıp o sınava gitmem gerekiyor çünkü bu formaliteyi gerçekleştirmezsem eğitim hayatım kötü etkilenir. Ne kadar da önemli değil mi?! İnsanlık böyle işte! Tek derdi bir şey yapıyor gibi gözükmekten başka bir şey değil, hepimiz, her birimiz bir şeylerle meşgul gibi davranıyoruz. Sahi bir anlığına durun ve düşünün, bu hayatta cidden önemli bir şey yaptınız mı? Üniversite mi kazandınız? Tebrikler yahu! Hayatın size dayattığı formaliteyi gerçekleştiren milyonlarca insandan birisi olmayı başarmışsınız be yahu! Ne kadar da önemlisiniz! Çok mu para kazandınız? Bu mudur sizin önemlilik ölçütünüz? Çok mu itibar sahibisiniz, vay be helal olsun ne kadar da etkileyici! Demek ki zengin ve güçlü bir ailede doğsaydım doğuştan dünyanın en önemli insanı olurmuşum. Yürüyorsunuz arkadaşlar, her sabah kalktığınızda o yumurtaları kırıp yiyorsunuz, tıpkı milyonlarca insanın sahip olduğu gibi bir meşguliyetiniz var ve kendinizi bununla oyalayıp durmuyor musunuz? Bir sonraki sabaha uyanıyor olmanızın tek sebebi sadece saçma ve hiçbir amacı olmayan bir meraktan başka nedir ki?

Burada ara sıra yazı yazdığımı bilen birkaç arkadaşım var. Bu yazıyı yazarken gönlüm o kadar rahat ki çünkü hepsine şöyle topluca giydirmek üzereyim ve hiçbirinin burada yazılar yazdığımı bilmelerine ve yazılarımı beğendiklerini söylemelerine rağmen bu yazıları okumadığını ve okumayacağını biliyorum. Hepsi umursuyormuş gibi yapıyor, başka bir şey yaptıkları falan yok. Hepsinin en kötü, en zor, en berbat zamanlarında sırf üzülmesinler diye, sırf bu hayata küsmesinler diye yanlarında belirdim, nasıl mı teşekkür ettiler? Benim zor zamanımda ortadan yok olarak, bırakın zor zamanımda ortadan yok olmayı iyi zamanımı bile kötüye çevirerek. Onlar bu hayata küsmesin diye elimden geleni yaparken beni bu hayata küstürerek. Tebrikler! Başardınız! Ama benim de şöyle bir mutluluğum var, başardığınızı asla bilemeyeceksiniz çünkü bu yazıyı asla okumayacaksınız, bu yazının burada olduğunu bilmenize rağmen…

Neyse, böyle işte gördüğünüz gibi etrafı birkaç insanla çevrili yalnız bir adamım. İnsanlar beni biraz da asosyal olarak tanımlarlar, niyeymiş? Partilere falan gitmiyormuşum, toplu etkinliklere falan çok katılmıyormuşum. Haklılar, haklılar ama bunu yapanlar da onlardan başkası değil. İnsanlığa küsmüşüm, benden sosyal olmamı mı bekliyorsunuz? Gidiyorum ara sıra toplu etkinliklere, basit akşam yemeklerine falan yine öyle partilere gitmem, koskoca masada en fazla 2-3 kişiyle konuşurum akşam boyunca belki 20 kişi varsa 17’siyle merhaba demek dışında iletişim bile kurmam. Onun yerine bir iki kişiyi gözüme kestirir, onları rahatlatmaya çalışarak gerçek onları anlamaya çalışırım. Çünkü biliyorum ki insan sayısı arttıkça maskeler çok daha kuvvetli oluyor, o maskeler hiç inmiyor tam aksine çok daha süslü bir hâl alıyor ve herkes de bundan memnun ama ben olamıyorum, benim midem bulanıyor, kalkıp gitmek istiyorum oradan, bir avuç düzenbazın içinde, bir avuç dolandırıcının içinde kendimi korumaya çalışan sıradan bir insan gibi hissediyorum.

En sonunda şunu anladım, yalnız olmak için yaratılmışım ben, beni tanrı yaratırken biraz bozuk yaratmış ve iyi yapmış, teşekkürler tanrı! Bana yaptığın bu iyilik için sana minnettarım! Bazen sen de arkadaşlarıma benziyorsun yalnız, o kadar iltifat ediyorum sana ama zor zamanımda sadece izliyorsun nedense ama neyse, arkadaşlarıma kıyasla seni affedebilirim ne de olsa onlara güvenmiştim sen ise neyse çok uzatmaya gerek yok ne de olsa neyin ne olduğunu senden iyi bilen yok. Ne diyordum ben yahu? Ha şey, aşk diyecektim bak, bir de aşk diye bir şey var, ben de bir ara kıskaçları arasında sıkışıp kalmıştım, aldığım nefes farklı gelmişti, yaşama sevincim bir anda tavan yapmıştı, anlamsız hayatım birdenbire anlam bulmuştu, her sabah gözlerimi açıyor olmamın benzersiz bir sebebi olmuştu, sonunda önemli olduğunu düşündüğüm bir şey için yaşıyor gibi hissetmiştim. Sonra mı? Hepsi illüzyonmuş yahu, kıçımdan uydurmuşum alayını. Şimdi de sevemiyoruz işte bir de öyle bir problem doğdu, neyse buraya kadar okuyan bir kız varsa bana söyleyebilir mi çok merak ediyorum, neden alayınız her gün farklı bir insan gibi davranıyorsunuz acaba? Hepiniz mi ikizler burcusunuz? Erkekler çok akıllı değil bakın gerçekten, kızlar gibi her gün maske değiştiremiyoruz, ne olduğumuz çok kolay anlaşılıyor. Taktik değiştirmeliyiz beyler.

Bugün de böyle saçmalamak istedim, dediğim gibi okuduysanız, okumak zorunda değildiniz bu yüzden bu konuda bir savunma yapma ihtiyacı duymuyorum, yazının saçma olacağını zaten söylemiştim. Artık benimle konuşmayan çok yakın bir arkadaşım var, benimle konuşmamasının da bir sebebi yok, suçu ona atıyorum, konuşsaydı ona anlatırdım. Hepiniz dert arkadaşım olmuş oldunuz, iş açtım başınıza, hadi kolay gelsin.

Alperen Özdemir içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
Alperen Özdemir içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

“Sisyphus’u gördüm, korkunç işkenceler çekerken: yakalamış iki avucuyla kocaman bir kayayı ve de kollarıyla bacaklarıyla dayanmıştı kayaya, habire itiyordu onu bir tepeye doğru, işte kaya tepeye vardı varacak, işte tamam, ama tepeye varmasına bir parmak kala, bir güç itiyordu onu tepeden gerisin geri, aşağıya kadar yuvarlanıyordu yeniden baş belası kaya, o da yeniden itiyordu kayayı, […]
Bugün 10 Mart 2022. Gülistansız 796. gün “Ne durumdayım biliyor musunuz? Ölüm Allah’ın emri, ölüm dünyada var. Gençlerin ölümü zor ama biz her gün yeniden ölüyoruz. Her gün… Toprağa bile basmaya kıyamıyorum, acaba kızım içinde olabilir mi diye. “ 21 yaşında, Tunceli’de bir üniversite öğrencisiydi Gülistan Doku. 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamıyor. […]
Bir girişim fikriniz var ve bu alanda bir marka oluşturmak istiyorsunuz ya da henüz küçük bir işletmesiniz ve işletmenizi büyütüp kârınıza kâr katmak istiyorsunuz. İşte bu yolda atmanız gereken ilk adım markalaşmak olmalıdır. Peki marka nedir?                Marka yalnızca kalabalık bir pazarda sizi diğerlerinden ayıran isim, logo ve slogandan ibaret değildir. Markanız insanların sizinle etkileşimde […]
Erkut Taçkın 1940 yılında bir deniz subayının oğlu olarak dünyaya geldi. Babası gibi Deniz Harp Okulu’na giden Erkut Taçkın, okul hayatı sırasında Silahlı Kuvvetler Yüzme Şampiyonu oldu. 1955 yılında Genç Denizciler Orkestrası’na katılarak müzik hayatına başladı. Babasının subaylığından dolayı yurt dışına giden denizcilere plak siparişi verip bunlarla Rock&Roll’u özümsedi. Deniz Harp Okulu Orkestrası ve Erkut […]