fbpx

Yalnızlık istenmeyen lakin acı veren sübjektif bir yaşantıdır. Boşluk duygusu ise iyi veya kötü  yaşanmışlıklara karşı hiçbir duygu hissedilmemesidir.

Bu kavramlar birbirinden uzak olsa da birbirini tetikleyen olaylardır. Yalnız kalan bir insanın boşluğa düşme olasılığı daha yüksektir. Yalnızlık, insanı çaresiz, zayıf, güçsüz bırakır ve başlangıçta ne kadar mücadele verilse de bir süre sonra yoğun stresler çeşitli sıkıntılar, sorunlar doğurur. İnsanoğlu yaradılışı neticesiyle hayatı uyum içerisinde yaşamaya mecbur kılar aksi takdirde bulunduğu ortamdan ve çevresinden uzaklaşır, kapanır, çaresizlik yaşar, güçsüzlük çeker ve bunun doğrultusunda yalnız kalır. Bunun üzerine boşluğa sürüklenir. Sürekli alışmış olduğu toplumun, çevrenin dışında kalmak insanı çeşitli arayışların içine sokabilir, bu arayışlar sürecinde insanın boşluğa düşmesi an meselesi hâline gelir. Yalnızlık kimi zaman iyi gelse de kimi zaman, uzun süren yalnızlıklar boşluğa itebilir. Bu boşluk şöyle açıklanabilir: Kendinden uzaklaşma, kendi kendine sorun yaratma, sorunlara çözüm bulamama, insanlarla iletişim kurmaktan çekinme, özgüven eksikliği, sebebi bilinmeyen korku, tedirginlik vs. Boşlukta olan insan her şeyi  görmeye devam eder fakat gördükleri bir anlam ifade etmez. Bizler bu duygularla savaşmamak için farklı uğraşlarla vakit öldürüyoruz. Zamanla biriken bu duygularımız kendi kendimizi anlamamızı o kadar çok zorlaştırıyor ki tekrar tekrar bu duyguların döngülerin içerisine giriyoruz. Boşluktayken hayattaki yerimizin ne olduğu, ne amaçla yaşadığımız, ne için mücadele ettiğimiz hakkında fikrimiz yoktur. Yani boşluktaki insan bir hiç olma yolundadır. Bu boşluktan çıkabilmek için birçok yola başvururuz. Bunlardan biri yalnızlıktır, boşluktayken yalnızlığa başvururuz. Deneriz, çabalarız ve ne kadar uzun sürüp zor olsa da oradan çıkabiliriz. Çıkabiliriz, evet, eğer ki yeterli özgüveni, kendi kazanacak gücü yoksa bir kurtarıcı bekler veyahut oradan sıyrılmayı dener. Bu kurtarıcı kimi zaman kendini güvende hissedebileceği dost, eş, aile veya çok değer verip sevdiği, saydığı, bir şeyleri göz önüne serebildiği yoldaş. Böylelikle ya sıyrılır ya da durup kurtarıcı bekler ve oradan çıkarız. Her insan yalnızlığını boşlukta, boşluğunu yalnızlıkta  yaşayabilir.

aley09 içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
1 Yorum
Eskiler
Yeniler En çok oylananlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
aley09 içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

Bugün konu ise Rönesans’ın baş karakterlerinden Michelangelo. Ben bu konuya öncelikle Sistine Şapeli’nden giriş yapmak istiyorum. Evet Sistine Şapeli’nin şu anda tavanlarını süsleyen olağanüstü resimler Michelangelo’ya ait. Ben de buradan yola çıkarak araştırmaya başladım. 1500’lu yıllarda o zamanın Papa’sı II. Julius tarafından Michelangelo’ya yaptırılan bu resimlerin birazından bahsetmek istedim. Papa bu resimleri ilk gördüğünde Michelangelo’ya […]
CEMAAT, İSTİKRAR, ÖZDEŞLİK Cesur Yeni Dünya, teknolojinin ve bilimsel teknik bilginin kontrolünde olan bir toplumda birey düşüncesinin ve özgürlüğün olmadığı ama bunun yerine sistemin istediği biçimde yaşayıp ve düşündüğünü sanan edilgen insanların olduğu bir dünyadır. Roman, Londra merkezli ve yöneticisinin Mustafa Mont olduğu Dünya Devleti’nde geçmektedir. Dünya Devleti de diğer birçok distopik romanda olduğu gibi […]
Bildiğimiz üzere II. Dünya Savaşı’nın sonunda Soğuk Savaş süreci başlıyor ve dünya, ABD ve Sovyet Rusya’dan oluşan iki kutuplu bir düzenin etrafında şekilleniyor. Bu kutuplar arasında her alanda olduğu gibi uzay ve havacılık alanlarında da rekabet yaşanıyor ve pek çok ülke bu alanlara yönelik ajanslar kurarak gerekli çalışmalara başlıyor. Günümüzde de devam eden bu çalışmalar, […]
Bugünkü konumuz aşk konulu filmler. Birçoğumuz ki özellikle kadınların tercih ettiği bir konu olan aşk filmleri hakkında ufak bir liste yaptım. Konuya ilgili olan kişiler bu listedeki filmleri çoğu kez izlemiş ve repliklerine kadar ezberlemişlerdir diye düşünüyorum. Ben yine de bu konu hakkında fikir sahibi olmak isteyenler veya arada duygusal çöküşüşe giren herkesin izleyebileceği filmleri […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.