fbpx

Selamlar

Kendinizi bomboş, işe yaramayan, vasıfsız biri olarak hissediyor musunuz? Bu, çoğumuzun şu sıra içinde bulunduğu bir durum.

Yaşam bazen dayanılmaz dereceye ulaşabiliyor ve işin içinden çıkamayacak gibi hissediyoruz. Bunun sonucunda kendimizi farkında olmadan ağır bir depresyona sürüklüyoruz. Bunun bir nebze önüne geçebilmek için sevdiğimiz aktiviteleri yapmamız gerektiğine inanıyorum. Bu durumda en önemli soruyu kendinize sormanız gerekiyor. Ben hangi konuda yetenekliyim? Hangi konu beni rahatlatıyor ve bu işi yapmak bana huzur veriyor? Genelde bu tür işler insanlara yardımımızın dokunduğu konulardan çıkar. Örneğin küçüklüğümden beri yazı yazmak benim için müthiş bir rahatlama aracı olmuştur. Tabii ki bazı zamanlar vaktim olmadığını bahane ederek uzun bir süre ayrı kaldım. O süre zarfında kendimin ne kadar kötü hissettiğini anladım. Sosyal biri olmadım hiçbir zaman. Küçüklüğümde de annem dışarı arkadaşlarımla oynamaya çıkmam için beni zorlardı. Örneğin sayısal alanda hiç başarılı olamadım. Lise ve ortaokulda hep düşük notlarla geçtim. Buna rağmen lisede eşit ağırlık okudum. Oysaki sözel bölümünü tercih etseydim çok daha başarılı olabilirdim. Belki… Ancak insan ne olursa olsun bir noktada kendini iyi hissettiği yere geri dönüyor. Şimdiye kadar kendi fikirlerimi paylaşmam, insanların okuması vesaire beni çok rahatsız ederdi ama artık böyle bir düşüncem yok. Çünkü ben zaten normal hayatımda da her şeyi bir kerede herkese anlatan biriyim. Bu iyi bir davranış değil. Karşınızdaki kişinin bir gün düşmanınız olabileceği ihtimalini daima aklınızın bir köşesinde bulundurmanız gerekiyor. Çünkü en büyük acıyı en yakınım dediğiniz insanlar tarafından yaşarsınız. Peki bununla baş edemez ya da bununla yaşayamaz mıyız? Edebiyatın ünlü yazarlarından biri olan Goethe’nin çok güzel bir cümlesi var: “Dünya hassas kalpler için cehennemdir.”. Son zamanlarda bunu o kadar çok kendi kendime söylüyorum ki. Bazen söylediğimiz şeylere inanırız. Ağızdan çıkan her kelime artık bizim inanabileceğimiz bir forma dönüşmüştür. Genelde söylediklerimizi planlamadan tek seferde söyleriz, düşünmeyiz veya o anın akışına göre davranırız. Tabii ki kendimizi sürekli kontrol edebilecek bir makine değiliz. Bunlar insan olduğumuzun bir kanıtı aynı zamanda. Bir şeyler yapmak, yararlı olmak, takdir görmek hepimizin hoşuna gidebilecek kelimeler ancak içinde bulunduğumuz dönem bizi duygularımızı göstermeyen bir robot, bir program veya başkalarının kopyası gibi olmaya zorluyor. Bunun böyle olmaması gerektiğini, aslında duygularımızı paylaştıkça daha iyi hissedebileceğimize inanıyorum. Dünya üzerinde yerleşik bir düzen var. Bu demek oluyor ki herkesin başka yetenekleri, başka fikirleri var. Bunu zaten biliyoruz. Düşüncelerinizi harekete geçirmeden, ”Belki bir gün yaparım.” fırsatı bekleyerek bütün hayatınızı erteleyemezsiniz. O işaret veya beklediğiniz her neyse gelmeyecek. Siz gerçekten adım atmadığınız sürece kimse sizin ne düşündüğünüzü bilemez. Hayat bizim için bir süper kahraman filmi değil ne yazık ki. Biz bir şeyler yapmazsak bu ruh hâli, bu işe yaramazlık hâli hiç geçmeyecek. Ortalama 60-70 sene yaşadığımız düşünülünce gerçekleştirmek istediklerimiz için geç kalma olasılığımız epey fazla.

Hayatın zor ve dayanılmaz olduğunun farkındayım. Bu kesinlikle yaşla ilgili bir kavram değil. Bu, farkındalık ve yaşanmışlıkla ilgili bir kavram. Kişiyi yaşadıkları olgunlaştırır. Sürekli araştırmak, sürekli merak sizin ufkunuzu açacağı gibi aynı zamanda size kendinizi dinleme fırsatı da bırakmayacak. Merak devamlı hale gelecek, öz güveniniz yerine gelecek, kendinizi iyi hissedeceksiniz. Bunun sonucunda çok daha katlanılabilir bir hayat tarzına sahip olacaksınız. Bazen hayal kurmak yetmiyor, inanmanız gerekiyor. Hayal kurmayı ve hayallerinize koşmayı sakın bırakmayın. Hayat gerçekten bunları düşünmek için çok kısa.

Sevgiler…

Eda içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
2 Yorumlar
Eskiler
Yeniler En çok oylananlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
Eda içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

   Benim adım Ümran. Ümran Dakneş. Beş yaşındaydım. Ailemle Suriye’nin Halep kentinde, Esad rejimi yüzünden zor şartlar altında yaşarken Rusya’nın hava saldırıları sırasında evimizin yıkılması sonucu enkaz altında kaldım. Enkazdan çıkarıldığımda tenimin rengi toz yüzünden griydi. Kirpiklerime moloz yığını oturmuştu sanki. O kadar çok korkmuştum ki flaşlar her patladığında ürperiyordum. Fotoğraflarımı çekiyorlardı! Neden? Çünkü gözlerimden […]
Dede korkut hikayeleri 12 ve 14. yüzyıllar arasında Doğu Anadolu ve Azerbaycan’da yaşayan Oğuz boylarının günlük yaşamlarının olağanüstü olaylarla süslenmiş bir anlatımla anlatılan hikâyelerdir. Sonucunda halk hikâyelerden ders çıkarmıştır. Bir ön söz ve 13 hikâyeden oluşmaktadır. (13. hikâye olan “Salur Kazan’ın Yedi Başlı Ejderhayı Öldürmesi” son dönemlerde tespit edilmiştir.) 13 hikâyeden her birisi bir boy […]
Eternity And A Day (Sonsuzluk ve Bir Gün) Keder, ifade edilmemiş aşktır. Şairler sözleriyle yalnızca aşkı değil, acıyı da büyütürler. Theodoros Angelopulos‘un yönetmenliğini yaptığı Eternity and A Day filminde,  Yunan bir şair olan Alexandros’un hikâyesi de şiirlerinde olduğu gibi acıyı büyütüyor. Alexandros ölümcül bir hastalığa yakalandığını öğrenir ve hastaneye gitmeden önce son bir günü kalmıştır. […]
Bugün konu ise Rönesans’ın baş karakterlerinden Michelangelo. Ben bu konuya öncelikle Sistine Şapeli’nden giriş yapmak istiyorum. Evet Sistine Şapeli’nin şu anda tavanlarını süsleyen olağanüstü resimler Michelangelo’ya ait. Ben de buradan yola çıkarak araştırmaya başladım. 1500’lu yıllarda o zamanın Papa’sı II. Julius tarafından Michelangelo’ya yaptırılan bu resimlerin birazından bahsetmek istedim. Papa bu resimleri ilk gördüğünde Michelangelo’ya […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.