Bugüne dek susmak zorunda kalmış, şantajla yahut tehditle sesi kesilmiş, tacize maruz bırakılmış, tecavüze uğramış kadınları düşündükçe kalbim sıkışıyor. Kim bilir, kaç kadın taciz edildikten sonra içinde bulunduğu durumla ve tarifi zor hisleriyle bir başına mücadele etti? Kim bilir, kaç kadın tecavüze uğradığı kişi tarafından bir de şantaja uğrayıp tüm iyi duygularını yitirdi? Tüm bu sorular, zihnimin içinde bir o yana, bir bu yana savrulup duruyor. Başa çıkamıyorum yarattıkları ağrıyla, ağırlıkla. Ulaşamadığımız kadınları düşünüyorum, nefesim kesiliyor. Sesini duymadığımız yahut ses çıkartamayan kadınlarımızı düşünüyorum, kalbim eziliyor. Suçun failine/faillerine hiçbir şey yapılmadığından ve asla yapılmayacak olmasından emin olmanın verdiği sancıyla devam edemiyorum hayatıma. Çok zor, yemin ederim, çok zor.

Benden biraz küçük yahut biraz büyük her biri. Hepsinin yüzlerce hayali, varmak istediği bir noktası var. Hepsinin bir savaşı var. Hepsinin uğruna çabaladığı bir şeyler var. Sevdikleri, sevildikleri insanlar var. Sen gibi, ben gibi… Sonra biri çıkıp geliyor, alıyor senden her şeyini. Neyin varsa, neyin yoksa alıp götürüyor. Huzurunu, uykularını, rahatça aldığın nefesleri, güvenini, sevgini, inancını… Hakkıymış gibi çekip alıyor elinde ne varsa. Nereden alıyorlar bu gücü? Kimden alıyorlar? Nasıl hak görüyorlar kendilerinde? Aklım almıyor.

Taciz edenin, tecavüz edenin, tehdit edenin, şantaj yapanın ve katilin hak ettiği cezayı aldığı günler görmek istiyorum. Ne uçuk bir hayal, değil mi? Çünkü bu ülkede, suçlu suçunu kabul etmiyor ve toplumun geneli, suçluyu değil de mağduru haksız görüyor.

Tacize uğruyoruz. Bazen hiç bilmediğimiz, tanımadığımız birisi tarafından, bazense yakınımızda olan ve belki de en güvendiğimiz insan tarafından… Ne oluyor sonra, biliyor musunuz? O çıkıp ”Sen de hayatına almasaydın.” diyor. Şu çıkıp ”Hak etmişsindir.” diyor. Diğeri çıkıp ”Bu da taciz mi yani? Amma abarttın!” diyor. Ahlaktan ve vicdandan yoksun oldukları bariz olan bu kişiler, taciz edeni suçlamıyor da taciz edilene akıl veriyor. Oysa bizler, zarar göreceğimizi bilsek hayatlarının kıyısından bile geçmeyeceğimiz bu insanların yarattığı psikolojiyle savaşmaya çalışıyoruz ve maalesef bir de suçlu hissettirilmemizle başa çıkmaya çalışmak zorunda bırakılıyoruz.

Tehdit ediliyoruz, bir şeylere zorlanıyoruz. Şikayet etsek görmezden geliyorlar. Ne yapacağımızı bilemez vaziyette sosyal medyada ifşalamayı deniyoruz. Son çaremiz hatta tek çaremiz o çünkü! Kimi zaman Twitter’da, kimi zaman Instagram’da failleri ifşalıyoruz. Ardından ne mi oluyor? Nasıl oluyor, ne ara oluyor, kestiremiyoruz ve birden mağdur olduğumuz halde bizi suçlu konumuna düşürmeye çalışan yüzlerce ahmakla karşılaşıyoruz.

Hayır efendim, kabul etmiyoruz! Akıldan uzak söylemlerinizin hiçbirini kabul etmiyoruz. Kadınları;, reddettikleri erkeklerin veya boşanacakları erkeğin yahut hiç bilmediği bir yerde, hiç bilmediği insanların yanında intihar edeceği yalanına inanmıyoruz. Mağduru suçlayıcı, küçük düşürücü hiçbir söyleminizi kabul etmiyoruz. Şule de atlamamıştı, Duygu da atlamadı. ”Parası için onunla olursa başına gelecekleri de hak eder.” gibi saçmalıklarınızı kabul etmiyoruz. Asıl suçluyu suçlamayı bile beceremeyen ve haklı olanda kusur arayan kokuşmuş zihinlerinizi, kabul etmiyoruz! Hiçbir zaman da etmeyeceğiz. Tek suçlunun, suçu işleyen kişi olduğunu gerekirse yüzlerce, gerekirse binlerce defa söyleyerek öğreteceğiz size. Öğreneceksiniz. Öyle ya da böyle, öğreneceksiniz.

”Seni burada öldürürüm. Bana hiçbir şey olmaz.” diyebilen potansiyel katillere ve onlara bunu söyleme hakkı veren sisteme karşı, gücümüz yettiğince savaşacağız. Tacizci yahut tecavüzcü kişi; arkadaşınız, akrabanız ya da tanıdığınız herhangi birisi diye haklı çıkarmaya çalışmadığınızda kazanacağız. Suçu işleyen kim olursa olsun, aynı kararlılıkla karşısında durabildiğinizde kazanacağız. Kadınlarımız, kendisine işkence eden erkeği nefsi müdafaa yaparak öldürdüğünde ceza almasın diye savaşacağız ve elbet bir gün, kazanan biz olacağız.
Aleynalar, Melekler, Şuleler, Duygular, Pınarlar ve niceleri en ufak bir şekilde zarar görmesin diye susmayacağız. Sen susmazsan, ben susmazsam, o susmazsa ne olur, biliyor musunuz? Görebiliyor musunuz? Birlik olabilirsek kimsenin gücü susturmaya yetmez. Tam da bu yüzden haklının yanında, suçlunun karşısında durabilmek gerekiyor.

Benim yahut çevremdeki kadınların bugüne dek sineye çektiği öyle çok şey var ki anlatmak istesem kim bilir kaç satır dolacak. Tek başımıza olmaz, olmuyor, olmayacak. Yan yana durmazsak, el ele vermezsek bunca karanlığı aydınlatamayız. Bir başımızayken gücümüz yetmez ama bir olursak kimse duramaz önümüzde. Hiç kimse duramaz. Ne parası olan ne makamı olan ne gücü olan… Hiç kimse!

Birileri, ”Sen değişmedikçe bu düzen değişmez.” diyor bir şarkısında. Günde en az bir defa dinliyorum söylediklerini. Durmam gereken yeri, çizmem gereken yolu hatırlatıyor bana. Ne zaman yorgun düşsem bu cümlelere sarılıyorum. Yitirmek üzere olduğum gücü fazlasıyla kazandırıyor bana. Her gece, birilerini duyamıyor olmanın yaşattığı vicdan azabıyla uyuyorum ve her güne birilerinin hayatına dokunabilmek umuduyla uyanıyorum. Bu satırları yazarken birilerinin düşüncelerini değiştirebilmek, ufacık da olsa bir etki bırakabilmek umuduyla dolup taşıyorum. Umarım, çok geç olmadan bir şeyler yapabiliriz. Umarım başarabiliriz. Umarım.

Zeynep Çelik içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
2 Yorumlar
Eskiler
Yeniler En çok oylananlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
Zeynep Çelik içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]
Babamın hayatını bir okuyun! 90’larda gençlik nedir bir de bu ağızdan bir dinleyin… 7 kardeş, bir yer yatağında geçirilen yıllara kulak verin… Bahçeli bir 3 odalı evin içinde geçirilen ve herkesi ayrı yola sürükleyen bir hikayedir bu. Şimdi baksak her yerde birini görürsünüz bu evden. Kuytu köşede hastalıktan kıvranan bir kız kardeş, İstanbul’da hayat yaşayan […]

İlgini Çekebilir

Birçok şeyden nefret ederim. Özellikle kontrolümde olmadan hayatımı doğrudan etkileyen şeylerden… Doğduğumuz coğrafya bunlara örnek olarak gösterilebilir. İnsanların karakterlerini ve davranışlarını aslında gerçek olmayan şeylere dayandırmasından da nefret ediyorum. Titiz olmanız, liderlik özellikleri göstermeniz ya da uyumlu veya uyumsuz olmanızda yıldızların hiçbir etkisi yok! Biriyle anlaşıp anlaşamamanız, burcunuzun uyumlu olmasından değil. Hayat görüşlerinizin ve ilgi […]
İki gün önce, Spotify kullanmaya başladığım 6 Temmuz 2017 tarihinden bu yana en çok hangi şarkıyı dinlediğime baktım. Çıkan sonuç sürpriz değildi. Losing My Religion… 1990 yılının Eylül ve Ekim ayları arasında kaydedilen ve 1991 yılında yayınlanan Losing My Religion, R.E.M grubunun Out of Time albümünün ilk teklisidir. Albümü başarıya ulaştırmış ve grup için önemli […]
“Türkiye’de atanamayan öğretmen sayısının İzlanda’nın nüfusundan daha fazla olduğunu biliyor musunuz bayım?” Sesim biraz yüksek çıkmıştı, oysa artık mikrofona konuşmuyordum. Hatta amacımdan uzaklaşmış olacağım ki kalabalıkta da gezinmiyordu gözlerim, yalnız biriyle temas halindelerdi. “İndirin şu şarlatanı kürsüden! Ha bire böyle kendini bilmişler çıkıyor, karnınız doymuyor mu, aç mısınız bu ülkede ulan kardeşim ya!” Ne dediğini […]
2020 yılında pandeminin dünyayı sarmasıyla beraber hayatımızdaki pek çok alanda çok farklı bir döneme girdik. Gerek iş hayatımızda, bazılarımızın okul hayatında, bazılarımızın psikolojik yapısında ciddi değişikler meydana geldi. Kısacası hayatımız belirli konularda bir şekilde bu pandemiden etkilendi. Pandemi her şeyi etkilediği gibi ülke ekonomilerini ve finansal piyasaları da şüphesiz ki etkiledi. Bundan daha önceki yazılarımda […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.