fbpx

Bir varmış bir yokmuş diye bir tek masallar başlar sanırdım. İnsanlar da bir var olup bir yok olabiliyormuş, geç öğrendim.

Yirmi altıncı yaşımda aslında yok olup da hiç var olmayacak hikâyemdir bu benim.

Kahramanlarımızın kişilikleri başka bir hikâyenin konusunu oluşturmaktadır.

Ama kısaca deniz kızımızla asıl oğlan birbirinden tamamen farklıdır. Deniz kızımız geçmiş hayatında zorlu seçimleri yapmayı başarmış, her şeyden mutlu olan, ışıklı ayakkabılar dahil olmak üzere her şeyi olabildiğince güzel seven deli bir kadındır bu hikâyede. Asıl oğlan çok düşünen, hayatından hiç memnun olmayan, yaşamaya gram istek duymayan yalnız bir adamdır.

Yolları kesiştikten sonra kaderde, deniz kızını asıl oğlan istediği gibi sevmiş ilk başta. Deniz kızı hep ilk başlarda sevilmiş zaten, sonra kendisi olduğu için karanlığını görünce insanlar cesaret edemeyip kaçmışlar. Kimse önünü göremeden bir uçurumun kenarında yürümek istememiş deniz kızıyla. Asıl oğlanımız ise deniz kızımızı kendi olduğu için sevdiğine inandırmış, karanlığına dalmış, korkularını bastırıp, elinden tutup yürümüş. Birkaç km yürüdükten sonra asıl oğlan etrafındaki canavarlardan korkmaya başlamış. Aslında korktuğu canavarları etrafında değil kendi içerisindeymiş. O da korkup deniz kızının elini bırakıp kaçmış. Sevgisinin yetersiz olduğunu değil de canavarları bahane etmiş. Deniz kızı hiç inanmamış bu hikâyesine asıl oğlanın. Hayatında tek sorgulamadığı insanı da sorgulamaya başlamış.

Var olmayacak hikâyede burada başlamış işte. Deniz kızı toplamış tüm valizlerini. Valizlerinin içine doldurmuş anılarını, kitaplarını, mutluluklarını, nefes alamadan ağlamalarını. Koşmuş elinde valiziyle asıl oğlana. Asıl oğlan deniz kızını kandırmış olmasına rağmen deniz kızı demiş “Gel canavarlarının olmadığı bir yere götüreceğim seni. Orada yeni bir hayat var. Bizden başka kimsenin olmadığı, omuzlarımızda yüklerimizin olmadığı, ayın hep güzel göründüğü bir manzara var. Gel benimle.” demiş. Asıl oğlan cesaret edebilmiş ilk defa planları olmadan bilinmezliğe yol almaya. Tutmuş deniz kızının elinden, onun valizindekiler ikisine de yeter diye düşünmüş, haklıymış da. Asıl oğlanın gitarını da alıp koşmuşlar, son trene yetişmişler, atlamışlar hemen.

Hiç konuşmadan sarılmışlar yol boyunca. İkisinin de birbirini en çok anladığı zamanlar sarıldıkları anlarmış. Deniz kızı ara sıra uykuya dalar gibi olsa da rüyası biter diye hiç uyumamış. Pencereden asıl oğlanın yansımasını izlemiş hep, dönüp gerçekten yüzüne bakarsa puf diye kaybolacağından korkmuş.

Yolculuklarının sonunda minik bir deniz kasabasına gelmişler. Deniz kızı demiş “Geldik burası artık ikimizin doğduğu yer, bugün de doğum günümüz, kutlamaya gidiyoruz.” demiş. Asıl oğlanın elinden tutup sürüklemiş.

Üç dört masası olan bir meyhaneye gelmişler. Tufan amca selamlamış kahramanlarımızı. Biz de uzun zamandır sizi bekliyorduk demiş. Asıl oğlana “Hadi ne duruyorsun, tüm müşteriler seni bekliyor sahneye.” demiş. Deniz kızına da üzerinde kirazlar olan bir önlük vermiş. Deniz kızı hemen adapte olmuş, zaten her zaman öyleymiş, yadırgamazmış hiç bir yeri. Asıl oğlan ayaklarını sürüyerek çıkmış sahneye. Üç müşteri varmış tufan amcanın mekânda.

Asıl oğlan ilk şarkısını çalmaya başlamış. Deniz kızı ıslık çalamasa da alkışlamış ciğerlerinin hepsine doldurduğu nefesiyle çığlık atmış. Bu onun şarkısıymış ve bir tek asıl oğlanın sesinden severmiş. Şarkının adı yalnızlık olsa da deniz kızı da asıl oğlanda artık hiç yalnız hissetmeyeceklerini biliyorlarmış.

Minik deniz kasabasında pencereleri tahtadan olan ama her penceresi denize açılan iki odalı bir evde yaşamışlar. Akşamları deniz kirazlı önlüğüne asıl oğlan sahnesine hep mutlu gitmişler. Sabahları deniz kızı kahvesiyle denizin dibinde deniz kızları çizmiş asıl oğlan gözünde çapaklarıyla her sabah deniz kızını boynundan tutarak sarılmış.

Birbirleri dışında kimseye ya da bir eşyaya sahip olmamışlar. Bahçelerinde bir köpekleri, bir sürü de kedileri varmış. İşlerinden döndüklerinde özlemle hepsine tek tek sarılmışlar.

Hiç yaşanamayacak bir hikâye olarak deniz kızı bu hayatı tek başına yaşamış. Ama yanı başında asıl oğlanın yansımasını hep taşımış. Her sabah kendine sarılmış. Tayfun abinin meyhanesinde sahneye çıkmış asıl oğlanın şarkılarını söylemiş.

Tüm karanlığıyla imkânsız aşkını tek başına yaşamış.

Mermaid içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
Mermaid içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

“Sisyphus’u gördüm, korkunç işkenceler çekerken: yakalamış iki avucuyla kocaman bir kayayı ve de kollarıyla bacaklarıyla dayanmıştı kayaya, habire itiyordu onu bir tepeye doğru, işte kaya tepeye vardı varacak, işte tamam, ama tepeye varmasına bir parmak kala, bir güç itiyordu onu tepeden gerisin geri, aşağıya kadar yuvarlanıyordu yeniden baş belası kaya, o da yeniden itiyordu kayayı, […]
Bugün 10 Mart 2022. Gülistansız 796. gün “Ne durumdayım biliyor musunuz? Ölüm Allah’ın emri, ölüm dünyada var. Gençlerin ölümü zor ama biz her gün yeniden ölüyoruz. Her gün… Toprağa bile basmaya kıyamıyorum, acaba kızım içinde olabilir mi diye. “ 21 yaşında, Tunceli’de bir üniversite öğrencisiydi Gülistan Doku. 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamıyor. […]
Bir girişim fikriniz var ve bu alanda bir marka oluşturmak istiyorsunuz ya da henüz küçük bir işletmesiniz ve işletmenizi büyütüp kârınıza kâr katmak istiyorsunuz. İşte bu yolda atmanız gereken ilk adım markalaşmak olmalıdır. Peki marka nedir?                Marka yalnızca kalabalık bir pazarda sizi diğerlerinden ayıran isim, logo ve slogandan ibaret değildir. Markanız insanların sizinle etkileşimde […]
Erkut Taçkın 1940 yılında bir deniz subayının oğlu olarak dünyaya geldi. Babası gibi Deniz Harp Okulu’na giden Erkut Taçkın, okul hayatı sırasında Silahlı Kuvvetler Yüzme Şampiyonu oldu. 1955 yılında Genç Denizciler Orkestrası’na katılarak müzik hayatına başladı. Babasının subaylığından dolayı yurt dışına giden denizcilere plak siparişi verip bunlarla Rock&Roll’u özümsedi. Deniz Harp Okulu Orkestrası ve Erkut […]