İlginizi Çekebilir
Screenshot_2020-07-06-18-08-53
  1. Ana Sayfa
  2. *Editörün Seçtikleri
  3. Bir Karıncanın Kalbinin Kapladığı Yer Ne Kadardır?

Bir Karıncanın Kalbinin Kapladığı Yer Ne Kadardır?

İlk yazım olarak neden bu yazıyı seçtiğime dair kesin bir hissiyatım olmamakla birlikte,yakın zamanda kalbimden geçenlerin dile gelmesiydi. Kalplere dokunması dileğiyle...

karinca_bublogta2
1

İnsanın kolayca silip atamayacağı şeyler ile kendi kendine silinip giden anılarını bir arada tutmak için harcadığı gücü, yaşamı için göstermediği ne kadar açık. Bir duanın bir kalpten diğerine ulaştığı yolda yalnızlığın soğuk yüzünü sadece sen görmedin. Kapıyı çarpıp çıkmanın gün gelince insan için ne kadar ağır bir yük olduğunu yeni yeni öğreniyorsun. Bir akşam bakışların uzaklara dönük, yüreğin gitmek için çırpınırken oturduğun yerde mıh gibi kalakaldığında anlıyorsun; gidemeyeceğini ve aslında hayatın boyunca gittim sandığın yerlere sadece ayaküstü uğradığını. Alışık olduğun her neyse ondan koptukça eksildiğin şeylere bağlılığın daha derinde yer ediniyor. Kendi sesine yabancılığın yabancı seslere karşı olan hissizliğinle eşdeğer. Senin sandığın o bulut çoktan başkasının bahçesinde yağmur olup yağdı bile. Her sabah selamladığın koca çınar dallarını kuşlara yine yuva yaptı. Sen hala başka kalplerde yuva arama derdindesin.  

İçinde barındırdığın kötülükte de iyilikte de yaşamının izleri var. Elinin değdiği tende bir başkasının izi. İzin izi taşıdığı bir dünya burası ve sen var olduğun sürece izini taşıyacaksın yine omuzlarında çocukluğundan kalma o ağrıyla. Gün gelince izinin kalmayacağı tek yer toprak olacak. Çünkü topraktır aslında oldu sandığın her şeyin yarım kaldığı o kader çizgisinin son noktası. Uzun zamandır farkındasın aslında eksildiğin neyse tamamlayamayacaksın artık o son noktada. Öğrendin artık toprak altında kalanlar bir daha geri gelmiyormuş -rüyalara bile-. Her sabah uyandığında bakma aynaya, gözlerinin altı dünden daha derin değil. Ruhunla göz göze gelmemek için kalbine kulak verme sakın.  Ne sen kendini anlayabildin bu hayatta ne de bir başkasının yükünü hafiflettin anlayarak. Oradan oraya koşturan karıncalar arasında ezilip gitmek derdinde olan bir karıncanın göğsünde atıp duran kalbin kapladığı yer kadar bu dünyadaki yerin. Apartman boşluğunun sol köşesinde unutulmuş çiçek saksının en dibinde kalan tohum kadar önemlisin ama kimsenin gözü bile değmiyor. Yine de bir damla su hayaliyle varlığın devamını sağlıyor. İçinde kocaman bir ağaç devrilmiş, altında kalan çocukluğunu arıyor gibi bakışların; uzaklara doğru ama umuttan da uzak.  Bir kucak dolusu umut koysam yanına mutsuzluğunun yine kaldırmaz kafasını kendi yarasını okşar. Çünkü insan da böyledir, bir kere kanadığını gördüğü o yerden başka yere çeviremez başını, acıyan yerdedir hep aklı. Ne zaman ki kendi kendine kanamaz yara o zaman iyileştim sanır, o yaranın kabuğunun hep iz kalacağından habersiz yaşarsın. Bir gün yine aynı yerden acıyınca canın, aynı tanıdık izi görürsün yüreğinde. Çünkü insan hep aynı yerinden kanar. Aynı vurulmuşlukla devam eder hayata, aynı tanıdık acılarla. 

Yorum Yap

Yazar Hakkında

"Diriliş,her düşüşünde yeniden doğurmaktır kendini. Ben her yeniliş,her düşüşümde yeniden doğurdum kendimi."

Yorum Yap