fbpx

Yine her zamanki balkonda kahvemi yudumluyor, kahvaltımı yapıyordum. Caddede seyyar satıcılar, apartmanlar arası yapılan dedikodular. Hiçbiri umurumda bile değildi, zaten boş şeyler değil miydi bunlar? Ben güneşin sıcak rengini izliyor, evreni nasıl ısıttığını düşünüyordum.

Birden “Hayal kuruyorum kuruyorum bir türlü gerçekleşmiyor, daha hayal kurmayacağım. ” diye bir söz işittim. Bir grup gencin içindeki bir genç söylüyordu bunları.
Nasıl bir hayal kurmuştu da gerçekleştirememişti, bu hayal uğrunda çabalarken elinde olmadan önüne engel mi çıkmıştı ya da hayali için adım atmış mıydı?
İyice meraklandım. Hemen dışarıya çıkıp sormak, dinlemek istedim ama saçmalamamak gerektiğini ve sorsam da “De git şuradan!” diyebileceğini düşündüm.

Pür dikkat kesilmiş onları dinliyordum, merak ediyordum. Ağızından hayalini gerçekleştirememekten başka bir şey çıkmıyordu.
Sadece bu pür dikkat dinlememden onun adını öğrenebilmiştim. Adı Celal idi.

Bir gün çalıştığım postanede bir mektup geldi. Mektubu bırakan “Şu yetim Celal’in mektubu.” der demez, mektubun peşine düştüm.
O mektubu almalı ve ben götürmeliydim, belki bir şeyler öğrenebilirdim. Mektup dağıtımlarını yapmak istediğimi söyledim, hemen mektupları alıp çantama koyup postaneden çıktım.

Eve geldiğimde Celal’in mektubunu arıyordum, sadece arıyordum. Açıp içine bakmak niyetinde değildim. Mektubu bulduğumda adamın mektubu bırakırken yetim Celal demesi geldi aklıma.

O yetimdi, belki de yetim kaldığı için hayallerine ulaşamamıştı.
Daha da meraklandım ve dayanamayıp mektubu açtım. Mektup amcasındanmış, mektupta yazılanlar şöyle idi:

Amcam biliyorum, annen ve baban öldü, sen onlar hayattayken okulunu tamamlamak için oraya gittin ama üzülerek söylüyorum ki engeller çıktı önüne. Orada artık bir şey yapamazsın, benim de buradan oraya bir yardımım nasıl olsun, buraya köye gel bana yardım edersin. Sana bakarım, paranı da veririm. Eğer kabul edersen onay mektubunu yolla, sana para gönderirim buraya gelebilmen için.”

Burada mektup son buluyordu, evet onun hayali okulunu bitirmekti ve önüne engel çıkmıştı hem de en acı en berbat engeldi.
Şu amcasının yaptığına da bakın çocuğu yanına alıp çalıştıracak, bir ”Başın sağ olsun.” bile sığdıramamıştı mektuba.

Öylece düşündüm, hayalin peşinden her ne olursa olsun koşmak gerekir, pes etmemek gerekir ama insan ailesini kaybedince aynı böyle Celal gibi boşluğa düşer.

Ne yapabilirdim mektubu vermekten başka. Onu teselli etmeliydim, onu ayağa  kaldırıp yola devam etmesini sağlamalıydım.

Yarın ilk iş onun adresine gittim ziline bastım ve kapısına kadar çıkıp onun o gözlerinden gece uyumadığını, ağladığını anladım.

Mektubu uzattım ve dedim ki kızma ama senin arkadaşlarınla konuşmanı dinledim, hayalini gerçekleştiremediğinden bahsediyordun, iyice merak ettim ve bu mektup gelince affına sığınıyorum, dayanamayıp açıp okudum, bu arada ”Başın sağ olsun.” dedim.

Bana hiç kızmadı, ”Sağ ol.” demesiyle ağlamaya başladı. ”Hiç kolay değil biliyorum ama ayağa yeniden kalkmalısın, kurduğun bu hayali onlar için yerine getirmelisin.” dedim. Birden aklıma postanede çaycılık yapabileceği geldi. Baksana benim çalıştığım postanede çaycıya ihtiyaç var, müdür ile konuşup seni aldırırım, oradan aldığın parayla idare edersin hem okulunu bitirirsin dedim. Hiç tepki vermedi ve kapıyı kapattı, ”Yine de bir düşün.” dedim. Adresim kapının önünde, dedim.

Hayal kurmak ne kadar güzel zaten insan hayal ile yaşamaz mı? Asıl önemli olan bu hayali gerçekleştirmekti, gerçekleştiremediğinde hayal kırıklığı olur. Gerçekleştiğinde ise sevinç yaşar.

Bu hayale ulaşmam için ne kadar engel çıkarsa çıksın bu engelleri aşmak gerekmez miydi?

Mesela şu an en üst rütbede yer alan, saygı duyulan o insanların önüne hiç mi engel çıkmadı, elbette çıktı ama engelleri aşıp da geldiler o notaya.

Gel zaman git zaman bir gün kapı çaldı, açıp baktım. Celal karşımda duruyordu, bana “Abi dediklerini çok düşündüm, haklısın insan hayal kurduğunda önüne çıkan engelleri aşmalı, anca böyle hak ettim diyebilir insan.” dedi.

O kadar mutlu oldum ki hemen müdürle konuştum işe aldırdım. Çalışıyordu ,okuyordu.

  1. İşte hepimiz kurduğumuz hayallerin önüne ne engel çıkarsa çıksın onu aşmalıyız, onun için çalışıp çabalamalıyız. Kimse durduk yere hayatta kalamaz…
Abonelik
Bildir
guest
1 Yorum
Eskiler
Yeniler En çok oylananlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

   Benim adım Ümran. Ümran Dakneş. Beş yaşındaydım. Ailemle Suriye’nin Halep kentinde, Esad rejimi yüzünden zor şartlar altında yaşarken Rusya’nın hava saldırıları sırasında evimizin yıkılması sonucu enkaz altında kaldım. Enkazdan çıkarıldığımda tenimin rengi toz yüzünden griydi. Kirpiklerime moloz yığını oturmuştu sanki. O kadar çok korkmuştum ki flaşlar her patladığında ürperiyordum. Fotoğraflarımı çekiyorlardı! Neden? Çünkü gözlerimden […]
Dede korkut hikayeleri 12 ve 14. yüzyıllar arasında Doğu Anadolu ve Azerbaycan’da yaşayan Oğuz boylarının günlük yaşamlarının olağanüstü olaylarla süslenmiş bir anlatımla anlatılan hikâyelerdir. Sonucunda halk hikâyelerden ders çıkarmıştır. Bir ön söz ve 13 hikâyeden oluşmaktadır. (13. hikâye olan “Salur Kazan’ın Yedi Başlı Ejderhayı Öldürmesi” son dönemlerde tespit edilmiştir.) 13 hikâyeden her birisi bir boy […]
Eternity And A Day (Sonsuzluk ve Bir Gün) Keder, ifade edilmemiş aşktır. Şairler sözleriyle yalnızca aşkı değil, acıyı da büyütürler. Theodoros Angelopulos‘un yönetmenliğini yaptığı Eternity and A Day filminde,  Yunan bir şair olan Alexandros’un hikâyesi de şiirlerinde olduğu gibi acıyı büyütüyor. Alexandros ölümcül bir hastalığa yakalandığını öğrenir ve hastaneye gitmeden önce son bir günü kalmıştır. […]
Bugün konu ise Rönesans’ın baş karakterlerinden Michelangelo. Ben bu konuya öncelikle Sistine Şapeli’nden giriş yapmak istiyorum. Evet Sistine Şapeli’nin şu anda tavanlarını süsleyen olağanüstü resimler Michelangelo’ya ait. Ben de buradan yola çıkarak araştırmaya başladım. 1500’lu yıllarda o zamanın Papa’sı II. Julius tarafından Michelangelo’ya yaptırılan bu resimlerin birazından bahsetmek istedim. Papa bu resimleri ilk gördüğünde Michelangelo’ya […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.