Yine her zamanki balkonda kahvemi yudumluyor, kahvaltımı yapıyordum. Caddede seyyar satıcılar, apartmanlar arası yapılan dedikodular. Hiçbiri umurumda bile değildi, zaten boş şeyler değil miydi bunlar? Ben güneşin sıcak rengini izliyor, evreni nasıl ısıttığını düşünüyordum.

Birden “Hayal kuruyorum kuruyorum bir türlü gerçekleşmiyor, daha hayal kurmayacağım. ” diye bir söz işittim. Bir grup gencin içindeki bir genç söylüyordu bunları.
Nasıl bir hayal kurmuştu da gerçekleştirememişti, bu hayal uğrunda çabalarken elinde olmadan önüne engel mi çıkmıştı ya da hayali için adım atmış mıydı?
İyice meraklandım. Hemen dışarıya çıkıp sormak, dinlemek istedim ama saçmalamamak gerektiğini ve sorsam da “De git şuradan!” diyebileceğini düşündüm.

Pür dikkat kesilmiş onları dinliyordum, merak ediyordum. Ağızından hayalini gerçekleştirememekten başka bir şey çıkmıyordu.
Sadece bu pür dikkat dinlememden onun adını öğrenebilmiştim. Adı Celal idi.

Bir gün çalıştığım postanede bir mektup geldi. Mektubu bırakan “Şu yetim Celal’in mektubu.” der demez, mektubun peşine düştüm.
O mektubu almalı ve ben götürmeliydim, belki bir şeyler öğrenebilirdim. Mektup dağıtımlarını yapmak istediğimi söyledim, hemen mektupları alıp çantama koyup postaneden çıktım.

Eve geldiğimde Celal’in mektubunu arıyordum, sadece arıyordum. Açıp içine bakmak niyetinde değildim. Mektubu bulduğumda adamın mektubu bırakırken yetim Celal demesi geldi aklıma.

O yetimdi, belki de yetim kaldığı için hayallerine ulaşamamıştı.
Daha da meraklandım ve dayanamayıp mektubu açtım. Mektup amcasındanmış, mektupta yazılanlar şöyle idi:

Amcam biliyorum, annen ve baban öldü, sen onlar hayattayken okulunu tamamlamak için oraya gittin ama üzülerek söylüyorum ki engeller çıktı önüne. Orada artık bir şey yapamazsın, benim de buradan oraya bir yardımım nasıl olsun, buraya köye gel bana yardım edersin. Sana bakarım, paranı da veririm. Eğer kabul edersen onay mektubunu yolla, sana para gönderirim buraya gelebilmen için.”

Burada mektup son buluyordu, evet onun hayali okulunu bitirmekti ve önüne engel çıkmıştı hem de en acı en berbat engeldi.
Şu amcasının yaptığına da bakın çocuğu yanına alıp çalıştıracak, bir ”Başın sağ olsun.” bile sığdıramamıştı mektuba.

Öylece düşündüm, hayalin peşinden her ne olursa olsun koşmak gerekir, pes etmemek gerekir ama insan ailesini kaybedince aynı böyle Celal gibi boşluğa düşer.

Ne yapabilirdim mektubu vermekten başka. Onu teselli etmeliydim, onu ayağa  kaldırıp yola devam etmesini sağlamalıydım.

Yarın ilk iş onun adresine gittim ziline bastım ve kapısına kadar çıkıp onun o gözlerinden gece uyumadığını, ağladığını anladım.

Mektubu uzattım ve dedim ki kızma ama senin arkadaşlarınla konuşmanı dinledim, hayalini gerçekleştiremediğinden bahsediyordun, iyice merak ettim ve bu mektup gelince affına sığınıyorum, dayanamayıp açıp okudum, bu arada ”Başın sağ olsun.” dedim.

Bana hiç kızmadı, ”Sağ ol.” demesiyle ağlamaya başladı. ”Hiç kolay değil biliyorum ama ayağa yeniden kalkmalısın, kurduğun bu hayali onlar için yerine getirmelisin.” dedim. Birden aklıma postanede çaycılık yapabileceği geldi. Baksana benim çalıştığım postanede çaycıya ihtiyaç var, müdür ile konuşup seni aldırırım, oradan aldığın parayla idare edersin hem okulunu bitirirsin dedim. Hiç tepki vermedi ve kapıyı kapattı, ”Yine de bir düşün.” dedim. Adresim kapının önünde, dedim.

Hayal kurmak ne kadar güzel zaten insan hayal ile yaşamaz mı? Asıl önemli olan bu hayali gerçekleştirmekti, gerçekleştiremediğinde hayal kırıklığı olur. Gerçekleştiğinde ise sevinç yaşar.

Bu hayale ulaşmam için ne kadar engel çıkarsa çıksın bu engelleri aşmak gerekmez miydi?

Mesela şu an en üst rütbede yer alan, saygı duyulan o insanların önüne hiç mi engel çıkmadı, elbette çıktı ama engelleri aşıp da geldiler o notaya.

Gel zaman git zaman bir gün kapı çaldı, açıp baktım. Celal karşımda duruyordu, bana “Abi dediklerini çok düşündüm, haklısın insan hayal kurduğunda önüne çıkan engelleri aşmalı, anca böyle hak ettim diyebilir insan.” dedi.

O kadar mutlu oldum ki hemen müdürle konuştum işe aldırdım. Çalışıyordu ,okuyordu.

  1. İşte hepimiz kurduğumuz hayallerin önüne ne engel çıkarsa çıksın onu aşmalıyız, onun için çalışıp çabalamalıyız. Kimse durduk yere hayatta kalamaz…
Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

Öykü ve romanlarıyla çağdaş yazarlar arasında ön plana çıkan Ayfer Tunç’un “Aziz Bey Hadisesi” isimli öykü kitabını Yapı Kredi Yayınları’ndan sonra 2006 yılında Can Yayınları basmıştır. Can Yayınları bu basımında Ayfer Tunç’un sadece Aziz Bey Hadisesi hikâyesine değil, beş hikâyesine daha yer vermiştir. Bu hikâyeler şunlardır: Kadın Hikâyeleri Yüzünden, Soğuk Geçen Bir Kış, Kar Yolcusu, […]
Jane Casey’nin kaleme aldığı Maeve Kerrigan serisinin 8. kitabı “Sessizliğin Peşinde” çok keyif alarak okuduğum bir kitap oldu. Polisiye kitaplarını okumayı çok seviyorum zaten ve yazarın kalemiyle tanışalı uzun bir zaman oldu. Yazarın kitaplarına seri olduğunu bilmeden başlamış ve çok sevmiştim. Ama şunu söyleyeyim ki bir yanlış anlaşılmaya mahal vermeyeyim. Serinin her kitabında farklı bir […]
Bitkilerin bizler için neler yaptıklarını biliyoruz. Bazılarımız ormanlardaki ağaçlardan yapılmış ahşap masasında oturuyor, fincanlarımızdaki Brezilya’da yetişen kahve çekirdeklerinden öğütülerek hazırlanmış kahveyi yudumluyoruz. Pamuktan yapılan giysiler giyiyor, milyonlarca yıl önce ölmüş bitkilerden elde edilen benzinle çalışan arabalarımıza biniyoruz. Ve hatta hastalandığımızda birçoğu bitkilerden elde edilen ilaçlar sayesinde ateşimizi düşürüyor, şifa buluyoruz. En basitinden sevdiğimiz biri elinde […]
Babamın hayatını bir okuyun! 90’larda gençlik nedir bir de bu ağızdan bir dinleyin… 7 kardeş, bir yer yatağında geçirilen yıllara kulak verin… Bahçeli bir 3 odalı evin içinde geçirilen ve herkesi ayrı yola sürükleyen bir hikayedir bu. Şimdi baksak her yerde birini görürsünüz bu evden. Kuytu köşede hastalıktan kıvranan bir kız kardeş, İstanbul’da hayat yaşayan […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.