fbpx

“Yüzlerce kitap okumuşumdur, sayısız kelimelerin içinde boğulmuşumdur ama buna nasıl bir isim koyacağımı, tasvir edeceğimi bilemedim. İçimden ona kadar sayıyorum ve derin bir nefes çekiyorum, sonra o nefesi boşaltıyorum. Karnımda keskin bir sancı, bir uyuşukluk var bedenimde ama bu hissettiğim acıdan kaynaklı. Ana rahminden ayrılan bir bebeğin keskin çığlığı bütün hastaneyi doldurduğunda bedenim gevşemiş ve sakinleşmiş, hissedilen acıyı ötelemişti. Yıllar sonra hafızam beni kandıracak ve bu acıyı hayatımdan çıkartacaktı. Gerçekleşen bu mucizeyi kucağıma aldığımda her şey durgunlaştı.”

Geçen gün okuduğum kitapta yazan bu yazıyı bloğumda paylaşıp paylaşmamayı düşündüm. Defalarca okumama rağmen bazı şeyleri sorguladığımı anladım. Bebek, mucizeydi. Anne, mucizeydi. Bir bebeğin çığlığı ve aldığı nefes bu somut dünyada gerçek gibi gelmiyordu. Dokuz ay boyunca bir oluşumun içerisinde yer alarak dünyaya gelmeyi bekliyordu. Sonraki gelişim süresince milyarların içine yerleşerek bambaşka birisi oluyordu.

Dünyada insanların düşünceleri, sözleri, zevkleri birbirinden bağımsızdı. Herkes aynı şeyi söyleyebilirdi fakat aynı şeyi düşünemezlerdi. Bir oluşum gerçekleşiyordu; doğmak, gelişmek ve ölmek. Hayatın kurallarına ait olanlar bir yerde yaşayıp giderken kuralları çiğneyenler öteleştiriliyordu. Kendi kurallarını koymak isteyenler isyankâr ilan ediliyor, dışlanıyordu. Yaşadığımız hayatın seçeneklerine tercihler koymak bize aitti. Birinin bizi üzmesine izin vermek, kaybedişimizi sahiplenmek veya kazanmak bize aitti. Görünen o ki dünya yalnızca tek bir yer gibi görünebilirdi ama herkesin sahip olduğu dünyalar başkaydı.

Bir pencere açılıyor ve içinde dünyanın güzellikleri çıkıyor, ağaçlar güneşin ışığında parlıyor ve toprak yeşilliklerini capcanlı renklerde sunuyor. Dünya güzel, oraya ayak basanlar daha da güzelken bu denli kötülüğün barınıyor olması adil değil. Sanki bir şeyler anlatılıyor ama biz anlamıyoruz, her şey konuşurken kulaklarımız seslere susmuş gibi görünüyor. Bu suskunluğun sebeplerinden birisi olmayı istemeyen bir sürü insanın karşısında elinde beyaz geceliğini tutan çıplak bedeniyle karanlık bir yolda tek başına kalmış bir kadın görünüyor. Geceliğin göğüs kısmından bel kısmına uzanan bir kesik var ve kesikten taze kan oluk oluk akıyor. Sanki kumaş parçasında susmayan bir şeyler var, o da bir şeyler anlatmak istiyor.

Neşe Apaydın içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
Neşe Apaydın içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

“Sisyphus’u gördüm, korkunç işkenceler çekerken: yakalamış iki avucuyla kocaman bir kayayı ve de kollarıyla bacaklarıyla dayanmıştı kayaya, habire itiyordu onu bir tepeye doğru, işte kaya tepeye vardı varacak, işte tamam, ama tepeye varmasına bir parmak kala, bir güç itiyordu onu tepeden gerisin geri, aşağıya kadar yuvarlanıyordu yeniden baş belası kaya, o da yeniden itiyordu kayayı, […]
Bugün 10 Mart 2022. Gülistansız 796. gün “Ne durumdayım biliyor musunuz? Ölüm Allah’ın emri, ölüm dünyada var. Gençlerin ölümü zor ama biz her gün yeniden ölüyoruz. Her gün… Toprağa bile basmaya kıyamıyorum, acaba kızım içinde olabilir mi diye. “ 21 yaşında, Tunceli’de bir üniversite öğrencisiydi Gülistan Doku. 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamıyor. […]
Bir girişim fikriniz var ve bu alanda bir marka oluşturmak istiyorsunuz ya da henüz küçük bir işletmesiniz ve işletmenizi büyütüp kârınıza kâr katmak istiyorsunuz. İşte bu yolda atmanız gereken ilk adım markalaşmak olmalıdır. Peki marka nedir?                Marka yalnızca kalabalık bir pazarda sizi diğerlerinden ayıran isim, logo ve slogandan ibaret değildir. Markanız insanların sizinle etkileşimde […]
Erkut Taçkın 1940 yılında bir deniz subayının oğlu olarak dünyaya geldi. Babası gibi Deniz Harp Okulu’na giden Erkut Taçkın, okul hayatı sırasında Silahlı Kuvvetler Yüzme Şampiyonu oldu. 1955 yılında Genç Denizciler Orkestrası’na katılarak müzik hayatına başladı. Babasının subaylığından dolayı yurt dışına giden denizcilere plak siparişi verip bunlarla Rock&Roll’u özümsedi. Deniz Harp Okulu Orkestrası ve Erkut […]