fbpx

Bazı kitaplar var ki onların etkisinden çıkmak bir hayli zor olabiliyor.
“Benimle Kal” kitabı da öyle bir etki bıraktı bende. Gerek konusu gerekse kitapta anlatılan olayların günümüzde dahi hâlâ yaşanıyor olması bu etkiyi arttıran nedenlerden…

Kitabın konusuna geçmeden önce güzel ve bir o kadar da düşündürücü olduğunu düşündüğüm bir alıntıyı sizlerle paylaşmak istiyorum.

“Gerçeğin üstünü asla örtemezsiniz. Güneşin ışıklarını ellerinizle kapayamayacağınız gibi gerçeği de saklayamazsınız.”

Yejide ve Akin, üniversitede tanışırlar ve kısa bir arkadaşlık döneminden sonra evlenme kararı alırlar. Birbirlerini çok seven çift dört yılı geride bırakmıştır bile. Ancak onların üzülmelerine neden olan bir sorunları vardır. Çocukları olmuyordur maalesef.
Oysaki Yejide’nin çocuk sahibi olabilmek için yapamayacağı hiçbir şey yoktur. Doktorlara gider, tanrıya yalvarır, adaklar adar. Öyle ki hiç inanmadığı ve doğru bulmadığı batıl inanç olarak gördüğü ve düşündüğü tüm yöntemleri bile dener. Ama nafile…
Sonuç hep olumsuzdur.
Bu durum gerek Akin’in ailesi tarafından, gerekse yaşadıkları çevrede hoş karşılanmaz ve haklarındaki söylemlere ve özellikle de Akin’in ailesinin ikinci eş alması konusundaki baskılarına maruz kalmalarına neden olur.
Her şeye tamam diyen Yejide’nin de bir sınırı vardır tabii…
Akin’in ikinci eş almasını kabul etmesi mümkün değildir. Bu kadarını kaldırması imkânsızdır. Hem Akin hem Yejide direnirler ikinci eş olayına… Ama bir yere kadar. Direnmelerine rağmen sonuç değişmez ve ikinci eşi almak zorunda kalır Akin. Bu durum ise onların, dönüşü olmayan yollara sapmalarına neden olur.

Yaşanılan olayları hem Yejide’nin hem de Akin’in anlatımıyla öğreniyoruz. Onların duygu ve düşünceleri çok güzel geçiyor okuyucuya…
Çiftin ailesinde, çevrelerinde ve hatta ülkeleri Nijerya’da erkeklerin pek çok kadınla evlenmesi çok doğal karşılanıyor. Bu çok acı olsa da maalesef sıkça karşılaşılan bir durum.
Çocukları olmayan kadınlar âdeta insan yerine konmuyor ve yarım kadın olarak görülüyor. Onların tam anlamıyla kadın sayılmasının yolu ise anne olmaktan geçiyor.

Kitabı okurken pek çok sürprizle karşılaştım. Sayfaları çevirdikçe tahmin bile edemeyeceğim pek çok olay çıktı karşıma…
Çocuk sahibi olabilmek adına Yejide ve Akin’in yaptıklarına inanamadım. Buldukları çözümler ”Yok artık daha neler? Bu hiç ama hiç doğru değil, pes doğrusu bunu da mı yaptılar?” dedirtecek türden. Bu çözümleri de, sonuçlarını da tasvip etmek mümkün değil elbette. Ancak maruz bırakıldıkları olaylar neticesinde böyle durumların yaşanmış olmasına ya da onların muhakeme yeteneklerini kaybetmiş olmalarına çok da şaşırmamak gerekiyor sanırım.
Farkındalık yaratan bir olay örgüsüne sahip, son derece akıcı ve anlaşılır bir anlatımı var kitabın. Anlatılanlar ise derin düşüncelere sevk ediyor insanı…

Yaşanılan ve yaşatılmak zorunda bırakılan olayları okurken tarif edilmesi zor duygular yaşadım. Okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyor ve bu nedenle sizlere de tavsiye ediyorum. Kitap ile ilgili düşüncelerimi ise kitaptan bir alıntıyla sonlandırmak istiyorum.

“Aşkın bile yapamayacağı şeyler vardır…
Yük çok ağırsa ve uzun süre durursa aşk bile eğilir, çatlar, kırılacak hâle gelir ve bazen kırılır da. Ama bin parça hâlinde ayaklarınızın dibinde yatarken bile aşktır yine de.”

Kitaplarla kalın hep mutlu kalın…

tabiattakikitaplar içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
tabiattakikitaplar içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

   Benim adım Ümran. Ümran Dakneş. Beş yaşındaydım. Ailemle Suriye’nin Halep kentinde, Esad rejimi yüzünden zor şartlar altında yaşarken Rusya’nın hava saldırıları sırasında evimizin yıkılması sonucu enkaz altında kaldım. Enkazdan çıkarıldığımda tenimin rengi toz yüzünden griydi. Kirpiklerime moloz yığını oturmuştu sanki. O kadar çok korkmuştum ki flaşlar her patladığında ürperiyordum. Fotoğraflarımı çekiyorlardı! Neden? Çünkü gözlerimden […]
Dede korkut hikayeleri 12 ve 14. yüzyıllar arasında Doğu Anadolu ve Azerbaycan’da yaşayan Oğuz boylarının günlük yaşamlarının olağanüstü olaylarla süslenmiş bir anlatımla anlatılan hikâyelerdir. Sonucunda halk hikâyelerden ders çıkarmıştır. Bir ön söz ve 13 hikâyeden oluşmaktadır. (13. hikâye olan “Salur Kazan’ın Yedi Başlı Ejderhayı Öldürmesi” son dönemlerde tespit edilmiştir.) 13 hikâyeden her birisi bir boy […]
Eternity And A Day (Sonsuzluk ve Bir Gün) Keder, ifade edilmemiş aşktır. Şairler sözleriyle yalnızca aşkı değil, acıyı da büyütürler. Theodoros Angelopulos‘un yönetmenliğini yaptığı Eternity and A Day filminde,  Yunan bir şair olan Alexandros’un hikâyesi de şiirlerinde olduğu gibi acıyı büyütüyor. Alexandros ölümcül bir hastalığa yakalandığını öğrenir ve hastaneye gitmeden önce son bir günü kalmıştır. […]
Bugün konu ise Rönesans’ın baş karakterlerinden Michelangelo. Ben bu konuya öncelikle Sistine Şapeli’nden giriş yapmak istiyorum. Evet Sistine Şapeli’nin şu anda tavanlarını süsleyen olağanüstü resimler Michelangelo’ya ait. Ben de buradan yola çıkarak araştırmaya başladım. 1500’lu yıllarda o zamanın Papa’sı II. Julius tarafından Michelangelo’ya yaptırılan bu resimlerin birazından bahsetmek istedim. Papa bu resimleri ilk gördüğünde Michelangelo’ya […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.