fbpx

‘’Beklenti, yaşamın ta kendisidir.
Beklentilerle teselli ederiz kendimizi.’’

-Niye beklemek bu kadar önemli?
+Nasıl yani?
-Dayım, öğle yemeğine kadar bekliyorum. Dinleniyorum o arada, dedi.
Babam, akşam olsun da dinleneyim diye akşamı bekliyorum, dedi.
Ben de bekliyorum mesela. Sen pazar günü pikniğe gideceğiz, dediğinde tüm hafta o günü bekliyorum.
Sen de dizim var bu akşam, diyerek aslında tüm gününü onu düşünerek geçiriyorsun. Reklama giriyor dizi. Bu sefer her reklamı bir sonrakini bekleyerek izliyorsun.
Ben de teneffüsün gelmesini bekliyorum. Ta ki sabahtan beri beklediğim beden eğitimi dersine gireyim.
Neydi o kelime, geçen hafta söylediğin?
+Hangisi?
-Söylediğinde sana tekrar tekrar sorduğum kelime.
+Prompter mi?
-Hayır, o ne be? Dayımla konuşurken söylemiştin ya. Birisi ölmüş de çocukları arayıp da yeni bebeklerinde bulmuşlar. Neyi aramışlar?
+Haa. Teselli.
-Hah, evet o.
Az önce saydıklarım gibi. Sadece istemediğimiz bir durum altındayken mi gelir bu teselli bulma çabaları?
Ben de mesela sıkılınca teneffüsü beklerim ondan sordum.
Yaşamımız koca bir bekleyişten mi oluşuyor?
Koskoca bir teselli mi hayatımız?
Babam beni çarşıya götürdü. Bir makinede “Lütfen bekleyiniz… İşleminiz gerçekleştiriliyor.” yazıyordu.
Kuzenime “Ne yapıyorsun?” diye sordum. Sınavıma iki ay kaldı, onu bekliyorum, dedi.
Ha bir de bakkalda bekliyorum ben. Oysa iki ekmek var elimde. Önümde kaç kişi varsa her birini tek tek bekliyorum.
-Peki şu an neyi bekliyoruz?
+Yansın yeşil ışık. Kırmızıyı bekle. Aslında diğer araçları beklemen lazım.
-Ambulans, polis, itfaiye beklemiyor?
+Hayat kurtaracak, mal kurtaracak. Üzülmesin insanlar diye.
-Onlarınki hayat da bizimki ney?
+Acil bir durum olmasa onlar da bekliyor.
-Amaaan hep bize denk gelir zaten.
Bir tane yol yapsınlar herkes beklemeden gitsin.
Ya teselli için bekliyoruz ya da işimiz görülsün diye. Bizi bekletenler, beklediğimizde ne kazanıyor ki?
Bizi bekletenler de bekliyor mu?
+Oğlum sen bunları nere…
-Anne bekleme. Duymuyor musun sesleri? Arkadaki araçların sahipleri beklemeyi sevmiyor anlaşılan. Yeşil ışığa sıra gelmeden gitmek istiyorlar. Bir saniye daha bekleseler ne olacak sanki?

@HLTYNR içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
@HLTYNR içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

   Benim adım Ümran. Ümran Dakneş. Beş yaşındaydım. Ailemle Suriye’nin Halep kentinde, Esad rejimi yüzünden zor şartlar altında yaşarken Rusya’nın hava saldırıları sırasında evimizin yıkılması sonucu enkaz altında kaldım. Enkazdan çıkarıldığımda tenimin rengi toz yüzünden griydi. Kirpiklerime moloz yığını oturmuştu sanki. O kadar çok korkmuştum ki flaşlar her patladığında ürperiyordum. Fotoğraflarımı çekiyorlardı! Neden? Çünkü gözlerimden […]
Dede korkut hikayeleri 12 ve 14. yüzyıllar arasında Doğu Anadolu ve Azerbaycan’da yaşayan Oğuz boylarının günlük yaşamlarının olağanüstü olaylarla süslenmiş bir anlatımla anlatılan hikâyelerdir. Sonucunda halk hikâyelerden ders çıkarmıştır. Bir ön söz ve 13 hikâyeden oluşmaktadır. (13. hikâye olan “Salur Kazan’ın Yedi Başlı Ejderhayı Öldürmesi” son dönemlerde tespit edilmiştir.) 13 hikâyeden her birisi bir boy […]
Eternity And A Day (Sonsuzluk ve Bir Gün) Keder, ifade edilmemiş aşktır. Şairler sözleriyle yalnızca aşkı değil, acıyı da büyütürler. Theodoros Angelopulos‘un yönetmenliğini yaptığı Eternity and A Day filminde,  Yunan bir şair olan Alexandros’un hikâyesi de şiirlerinde olduğu gibi acıyı büyütüyor. Alexandros ölümcül bir hastalığa yakalandığını öğrenir ve hastaneye gitmeden önce son bir günü kalmıştır. […]
Bugün konu ise Rönesans’ın baş karakterlerinden Michelangelo. Ben bu konuya öncelikle Sistine Şapeli’nden giriş yapmak istiyorum. Evet Sistine Şapeli’nin şu anda tavanlarını süsleyen olağanüstü resimler Michelangelo’ya ait. Ben de buradan yola çıkarak araştırmaya başladım. 1500’lu yıllarda o zamanın Papa’sı II. Julius tarafından Michelangelo’ya yaptırılan bu resimlerin birazından bahsetmek istedim. Papa bu resimleri ilk gördüğünde Michelangelo’ya […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.