Babasını erken yaşlarda kaybedenler için etkileyici ve sürükleyici bir eser!

”Hey dostum, bana bir iyilik yapar mısın? Orada olsaydım kendim yapardım ama değilim ve bunun kelimelere dökülüp yüksek sesle yapılmasını istiyorum. Babama onu çok sevdiğimi söyle.”

Babami Beklerken

Kitabın baş karakteri Abilene isimli bir kızdır. Kitabın adından da anlaşılacağı gibi babasını çok sevmektedir. Fakat Abilene ve babasının hiçbir zaman bir evleri olmamıştır. Adeta bir göçebe gibi yaşam sürerek oradan oraya sürüklenmişlerdir. Ve ne yazık ki bu baba kızın birbirlerinden ve hikayelerinden başka hiç kimseleri olmamıştır.

Babası yaşlansa da Abilene hayalleri olan bir kızdır ve sürekli büyüyordur. Her kızın ve özellikle de her çocuğun olduğu gibi Abilenenin de bir evi ve bir yuvası olmalıdır.

Babası Gideon’la bir gün yolları ayrılır ve Abilene tek başına kalır. Babası onu yaz sonunda döneceğine inandırarak bir kasabaya yollamıştır…

Artık Abilene’nin hayatında en çok değer verdiği babası Gideon yoktur. Fakat her ne kadar babasından uzak, yokluğuyla yaşasa da mesafeler Abilene için bir son değildir. Abilene’ye göre; geçmiş gizemli, gelecek bilinmez ve şimdi ise özlem doludur…

Babamı beklerken romanı 1936 yılında geçiyor. Baba kız ilişkisini derinlemesine anlatan eşsiz bir romandır. Zaten aldığı onca ödül varken beğenilmeyecek bir roman olması olanaksız..!

Abilene annesinin ölümünün ardından babasıyla yaşayan, evleri olmayan ve kendine bakım yapmaya fazla fırsatı olmadığı için kısa saçlı bir kızdır.

Kitapta tren yolları ve tren genel ulaşım aracı olarak gösterilmiştir. Sebebiyse yaz dönemlerinde Abilene’nin babasının demir yollarında çalışmasıdır.

Babasının Abilene’yi Manifest Kasabası’na bırakmasının ardından Abilene depresyona girer. Kaldığı evde çanta ve eşyalarını saklamak için gizli bir yer ararken bulduğu gizli yerin içinde, eski mektuplar ve notların olduğu esrarengiz bir kutu bulur. Mektupları inceler. Arkadaşlarıyla mektupları tartışır ve az da olsa bu sayede yaşadığı kasabaya alışmaya, babasının özlemini ise bir kenara bırakmaya başlar.

Mektupların birinde Alman casustan bahsedilir. Abilene ve arkadaşları casusu bulmaya çalışır ve her gördükleri insandan şüphelenmeye başlarlar. Bir gün bir not bulurlar. Not yeni yazılmıştır ve bu işin peşini bırakmaları gerektiği yazıyordur. Tam arayışlarını sonlandıracakken Abilene babasından hatıra olarak sakladığı pusulasını kaybeder. Pusulasını alan kişinin istediklerini yerine getirip onun için çalışırken yanında çalıştığı kişi ona geçmişten bir hikaye anlatır ve Abilene o zaman babasının onu neden bırakıp gittiğini anlar. Bu, onun babasına karşı olan görüş ve düşüncelerini değiştirir ve işler içinden çıkılması mümkün olmayan bir hale gelir…

Okuyucularımız bu yazıyı çok sevdi.
Yorumları göster Yorumları gizle
Yorumlar Clare Vanderpool – Babamı Beklerken Kitap İncelemesi
  • 5 Eylül 2020

    Okurken bile merak etmedim değil kitabı hemen listeme ekledim. Elinize sağlık iyi bir analiz ile güzel bir yazı olmuş.

    Cevapla
    • 5 Eylül 2020

      Teşekkür ederim 🙂 Umarım seveceğiniz bir roman olur, kahve eşliğinde keyifli bir okuma diliyorum..

      Cevapla
      • 30 Eylül 2020

        Sizi sosyal medyadan da takip etmek istiyoruz…??

        Cevapla
        • Çok isterdim fakat bu yıl içerisinde mümkün değil, gelecek yaza inşallah 🙂

          Cevapla
          • 1 Ekim 2020

            Anlamadı ama neyse??

Bir yanıt yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Attach images - Only PNG, JPG, JPEG and GIF are supported.

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

 << Vuslat-I Okumak için tıklayın. Ayrılamadım bir süre oradan. Mıhlanmıştım adeta oturduğum yere. Güneş gitmişti, çalan şarkı yerini bir başkasına bırakmıştı, zaman kimseyi beklemeden akıp gidiyordu. Ben ise bir ağacın altında oturmaya devam ediyordum. Yoktu bir sebebi. Yine Güneş’imi düşünmüştüm, yine güneşe veda etmiştim ve nihayetinde yine bir başımaydım. Yine yalnızdım. Onca düşünceyle savaşmak öyle […]
”Anne, ben çıkıyorum. Ne zaman gelirim, bilmem. Geç kalırsam bekleme, uyu tamam mı?”Kapının ağzından seslenmiştim anneme. Neye, nereye, kime gittiğimi ben bile bilmiyordum o an. Sadece gitmek, kaçmak, uzaklaşmak istiyordum. Neyden, kimden? Var olan herkesten, her şeyden… Kendimden bile… Nereye gittiğimi bilmeden çıkmıştım ancak karar vermem uzun sürmemişti. İşin aslı, gittiğim yer hiç değişmemişti. Güneşi […]
”Yine mi altını ıslattın? Bıktım senden. Nedir bu çektiğim çile? Bitmek bilmiyor!” 11 yaşımdayken en sık duyduğum cümleleri okudunuz az önce. ”11 yaşında altını mı ıslatıyordun?” demeyin hemen. Büyümemiştim ki ben. Büyüyememiştim. Korkumdan, endişemden, hissettiğim suçluluk duygusundan uyuyamazdım çoğu gece. Bazen minik bedenim yorgunluğuma dayanamazdı da sızar kalırdım çekyatta. O zaman da altımı ıslatırdım işte. […]
Zeynep KUŞ ve Hüseyin Recep DEMİRCİ ortak çalışmasıdır. Mustafa S. Kaçalin, 1957 İstanbul doğumludur. Rize’nin Çamlıhemşin ilçesine bağlı Çayırdüzü köyünden göç etmişlerdir. 1972 yılında girdiği Hasköy Lisesi’nden 1975 yılında mezun oldu. 1976 yılında başladığı lisans eğitimini İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde 1980 yılında tamamladı. Doktorasını aynı bölümde Prof. Dr. Muharrem ERGİN’in […]

İlgini Çekebilir

Bilinmeyen Bir Yazı Kaçacak bir yerim kalmamıştı, kendi içimde dahi saklanamıyordum. Yürümeye başladım ve geçtiğim her sokak silindi ardımdan. Dünya sanki yalnızca benim etrafımda dönüyordu. Hızına yetişemediğimden hep başımın dönmesi. Biraz eksik ve bir hayli yavaş yaşıyordum. Hâlâ, yağmurun yağma sürecini takip etmeye yetmemişti gözlerimin kuru kalması. Evet, yağmur yağınca ekseriyetle ağlardım ve damlalara karışmasın […]
İnsan neden kötü duyguların tesirini daha çok hisseder? Şöyle bir düşünecek olursak mutlu olduğunuz anılarınız mı daha çok aklınızda kalmış, yoksa canınızın yandığı mı? Size zarar verecek ya da canınızı yakacak bir şeye inanmak aptallıktır. Bu zaten inandığınız şey değil; bazı durumların sonucunda ortaya çıkan, zihninizin oluşturduğu inanç veyahut düşüncedir. Zihninizin içine daldığınızda zaman ve […]
–İsmin ve işin nedir? +Atamert Yavuz. Amatör lig futbolcusuyum. Bilmiyon mu bunu zaten, bu ne iş ben anlamadım? –İşinden memnun musun? +Memnunum… Memnundum, pandemi girdikten sonra çocukluk aşkım olan futboldan yaklaşık 10 aydır uzak kaldım. Senin dırdırınla yaşamayı bilmiyorsun sen… –Bu seni hangi yönlerden etkiledi? +Bu beni maddi manevi her yönden etkiledi. Virüs yüzünden işsiz […]
Biri var. Pencerenin kenarından gözlediğin Yarının yok olmasına sebep olacak biri var Kurumaya yüz tutmuş bir çiçek Su vermenin fayda etmediği Sen su veriyorsun Çünkü biri var Dönüşte çiçeği görmek isteyen biri Sinirlenince çekip gitmek istiyorsun Hiçbir şey düşünmeden Başını bırakıp gitmek istediğin biri var Aklının onda kalacağı biri var Üzülünce ağlamak istiyorsun Kim görürse […]
SAÇ ÖRGÜSÜ Kitap Adı: Saç Örgüsü Orijinal Adı: La Tresse Yazar: Laetitia Colombani Çeviri: Gülşah Ercenk Yayınevi: Yan Pasaj Yayınevi Sayfa: 188 Baskı: 2020 Tür: Roman İtalya, Kanada ve Hindistan… Üç farklı ülke… Smita, Giulia ve Sarah… Üç farklı kadın… Bu üç kadın, üç farklı kıtada, üç farklı hayat yaşıyorlar. Birbirlerinin varlıklarından bile haberleri olmayan […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.