fbpx

Babasını erken yaşlarda kaybedenler için etkileyici ve sürükleyici bir eser!

”Hey dostum, bana bir iyilik yapar mısın? Orada olsaydım kendim yapardım ama değilim ve bunun kelimelere dökülüp yüksek sesle yapılmasını istiyorum. Babama onu çok sevdiğimi söyle.”

Babami Beklerken

Kitabın baş karakteri Abilene isimli bir kızdır. Kitabın adından da anlaşılacağı gibi babasını çok sevmektedir. Fakat Abilene ve babasının hiçbir zaman bir evleri olmamıştır. Adeta bir göçebe gibi yaşam sürerek oradan oraya sürüklenmişlerdir. Ve ne yazık ki bu baba kızın birbirlerinden ve hikayelerinden başka hiç kimseleri olmamıştır.

Babası yaşlansa da Abilene hayalleri olan bir kızdır ve sürekli büyüyordur. Her kızın ve özellikle de her çocuğun olduğu gibi Abilenenin de bir evi ve bir yuvası olmalıdır.

Babası Gideon’la bir gün yolları ayrılır ve Abilene tek başına kalır. Babası onu yaz sonunda döneceğine inandırarak bir kasabaya yollamıştır…

Artık Abilene’nin hayatında en çok değer verdiği babası Gideon yoktur. Fakat her ne kadar babasından uzak, yokluğuyla yaşasa da mesafeler Abilene için bir son değildir. Abilene’ye göre; geçmiş gizemli, gelecek bilinmez ve şimdi ise özlem doludur…

Babamı beklerken romanı 1936 yılında geçiyor. Baba kız ilişkisini derinlemesine anlatan eşsiz bir romandır. Zaten aldığı onca ödül varken beğenilmeyecek bir roman olması olanaksız..!

Abilene annesinin ölümünün ardından babasıyla yaşayan, evleri olmayan ve kendine bakım yapmaya fazla fırsatı olmadığı için kısa saçlı bir kızdır.

Kitapta tren yolları ve tren genel ulaşım aracı olarak gösterilmiştir. Sebebiyse yaz dönemlerinde Abilene’nin babasının demir yollarında çalışmasıdır.

Babasının Abilene’yi Manifest Kasabası’na bırakmasının ardından Abilene depresyona girer. Kaldığı evde çanta ve eşyalarını saklamak için gizli bir yer ararken bulduğu gizli yerin içinde, eski mektuplar ve notların olduğu esrarengiz bir kutu bulur. Mektupları inceler. Arkadaşlarıyla mektupları tartışır ve az da olsa bu sayede yaşadığı kasabaya alışmaya, babasının özlemini ise bir kenara bırakmaya başlar.

Mektupların birinde Alman casustan bahsedilir. Abilene ve arkadaşları casusu bulmaya çalışır ve her gördükleri insandan şüphelenmeye başlarlar. Bir gün bir not bulurlar. Not yeni yazılmıştır ve bu işin peşini bırakmaları gerektiği yazıyordur. Tam arayışlarını sonlandıracakken Abilene babasından hatıra olarak sakladığı pusulasını kaybeder. Pusulasını alan kişinin istediklerini yerine getirip onun için çalışırken yanında çalıştığı kişi ona geçmişten bir hikaye anlatır ve Abilene o zaman babasının onu neden bırakıp gittiğini anlar. Bu, onun babasına karşı olan görüş ve düşüncelerini değiştirir ve işler içinden çıkılması mümkün olmayan bir hale gelir…

Abonelik
Bildir
guest
5 Yorumlar
Eskiler
Yeniler En çok oylananlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

“Sisyphus’u gördüm, korkunç işkenceler çekerken: yakalamış iki avucuyla kocaman bir kayayı ve de kollarıyla bacaklarıyla dayanmıştı kayaya, habire itiyordu onu bir tepeye doğru, işte kaya tepeye vardı varacak, işte tamam, ama tepeye varmasına bir parmak kala, bir güç itiyordu onu tepeden gerisin geri, aşağıya kadar yuvarlanıyordu yeniden baş belası kaya, o da yeniden itiyordu kayayı, […]
Bugün 10 Mart 2022. Gülistansız 796. gün “Ne durumdayım biliyor musunuz? Ölüm Allah’ın emri, ölüm dünyada var. Gençlerin ölümü zor ama biz her gün yeniden ölüyoruz. Her gün… Toprağa bile basmaya kıyamıyorum, acaba kızım içinde olabilir mi diye. “ 21 yaşında, Tunceli’de bir üniversite öğrencisiydi Gülistan Doku. 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamıyor. […]
Bir girişim fikriniz var ve bu alanda bir marka oluşturmak istiyorsunuz ya da henüz küçük bir işletmesiniz ve işletmenizi büyütüp kârınıza kâr katmak istiyorsunuz. İşte bu yolda atmanız gereken ilk adım markalaşmak olmalıdır. Peki marka nedir?                Marka yalnızca kalabalık bir pazarda sizi diğerlerinden ayıran isim, logo ve slogandan ibaret değildir. Markanız insanların sizinle etkileşimde […]
Erkut Taçkın 1940 yılında bir deniz subayının oğlu olarak dünyaya geldi. Babası gibi Deniz Harp Okulu’na giden Erkut Taçkın, okul hayatı sırasında Silahlı Kuvvetler Yüzme Şampiyonu oldu. 1955 yılında Genç Denizciler Orkestrası’na katılarak müzik hayatına başladı. Babasının subaylığından dolayı yurt dışına giden denizcilere plak siparişi verip bunlarla Rock&Roll’u özümsedi. Deniz Harp Okulu Orkestrası ve Erkut […]