fbpx

Baba sevgisi nasıl olur? Nasıl hissedilir? Varken nasıl bu kadar yoksun baba? Neden bu kadar yoksun bana? Defterimin en arkasına yazıyorum kimseler görmesin diye. Ne hissettiğimi bilmesinler diye. Ne bu duygusallık mı? Alakası bile yok. Merak sadece. İnsan görmediği, bilmediği şeyi istermiş ya ben de onu merak ediyorum işte. Baba şefkati ne kadar hissettirebilir? Kim babasının değerini ne kadar biliyor merak ediyorum. İlk aşk diyorsunuz, ben o aşkı ilkokulda tattım sadece. Süper kahraman diyorsunuz, ben onları filmlerde gördüm sadece. Koca bir kavak ağacı dersiniz. Ben kendimi ayazda hissediyorum, üşüyorum. Başınız okşanırmış, kocaman sarılırlarmış. Parçalar mı içinizdeki nefreti? Bitirir mi tüm kini? Bir kere sarılsam unutur muyum her şeyi? Kalbim neyi bekliyor? Uzatılacak bir eli mi? Hiç sanmam. Ne bir kahraman ne bir ilk aşk ne de koca bir kavak… Ben bilmem ne istediğimi. Merak ettiklerimi istemem çünkü biliyorum ki ben kaldıramam. Beni mutlu etmezken daha çok üzer. Neden mi? Bu güzel duyguyu nasıl olur da yeni tattım derim. Kızarım kendime. Öfkem de kendime olur, suçlamalarım da. Eksik hissederim bir kere baştan beri olan tüm eksikliklerimi unutarak. Sevgiyi basitleştiren herkese kızgınım. Bu kadar kutsal bir duyguyu nasıl olur da basite alabiliriz ki? Beni beynimdeki saçmalıklardan kurtaracakken, kalbimdeki sızıyı durduracakken suçlamalarımı susturup nefretimi, öfkemi dindirebilecek güce sahipken nasıl olur da basite alabilirsiniz. Aç olmak diye bir şey var ya hani, sanırım ben açım. Sevgiye, ilgiye… Başımın okşanmasına değil bir kalpte olmama. Bir kavak ağacına değil ruhumun kendine güvenip ayakları üzerinde durmasına. Bir şeye değil çok şeye ihtiyacım var benim. Hayattaki yerime, hayallerime, hedeflerime, sevdiklerime ve sevildiklerime. Kendime ihtiyacım var. Kendimi bulmama. Uzun zaman önce çıktığım arayıştan eli boş dönmemin tek sebebi kendimi nerede arayacağımı bilememekti. Nereden toparlayacaktım kendimi? Hangi eksikliğimden başlayacaktım ki? Nereye dönsem bir duvar çıkıyordu karşıma. Nereye baksam bir engel. Ne mecalim vardı çözmeye ne de isteğim. Boş duvarı izlemek gibiydi her şey. Ama şimdi hayatımda bir başlangıç çizgisi gözüküyor. Her şeyi halletmenin tam sırası!

Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

   Benim adım Ümran. Ümran Dakneş. Beş yaşındaydım. Ailemle Suriye’nin Halep kentinde, Esad rejimi yüzünden zor şartlar altında yaşarken Rusya’nın hava saldırıları sırasında evimizin yıkılması sonucu enkaz altında kaldım. Enkazdan çıkarıldığımda tenimin rengi toz yüzünden griydi. Kirpiklerime moloz yığını oturmuştu sanki. O kadar çok korkmuştum ki flaşlar her patladığında ürperiyordum. Fotoğraflarımı çekiyorlardı! Neden? Çünkü gözlerimden […]
Dede korkut hikayeleri 12 ve 14. yüzyıllar arasında Doğu Anadolu ve Azerbaycan’da yaşayan Oğuz boylarının günlük yaşamlarının olağanüstü olaylarla süslenmiş bir anlatımla anlatılan hikâyelerdir. Sonucunda halk hikâyelerden ders çıkarmıştır. Bir ön söz ve 13 hikâyeden oluşmaktadır. (13. hikâye olan “Salur Kazan’ın Yedi Başlı Ejderhayı Öldürmesi” son dönemlerde tespit edilmiştir.) 13 hikâyeden her birisi bir boy […]
Eternity And A Day (Sonsuzluk ve Bir Gün) Keder, ifade edilmemiş aşktır. Şairler sözleriyle yalnızca aşkı değil, acıyı da büyütürler. Theodoros Angelopulos‘un yönetmenliğini yaptığı Eternity and A Day filminde,  Yunan bir şair olan Alexandros’un hikâyesi de şiirlerinde olduğu gibi acıyı büyütüyor. Alexandros ölümcül bir hastalığa yakalandığını öğrenir ve hastaneye gitmeden önce son bir günü kalmıştır. […]
Bugün konu ise Rönesans’ın baş karakterlerinden Michelangelo. Ben bu konuya öncelikle Sistine Şapeli’nden giriş yapmak istiyorum. Evet Sistine Şapeli’nin şu anda tavanlarını süsleyen olağanüstü resimler Michelangelo’ya ait. Ben de buradan yola çıkarak araştırmaya başladım. 1500’lu yıllarda o zamanın Papa’sı II. Julius tarafından Michelangelo’ya yaptırılan bu resimlerin birazından bahsetmek istedim. Papa bu resimleri ilk gördüğünde Michelangelo’ya […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.