fbpx

Yeni keşfettiğin, çok beğendiğin bir parçayı tekrar tekrar ve tekrar hiç bıkmayacakmış gibi dinlemek ve bu bende hastalıklı bir ruh hâline büründü sanki. İşin ilginci bir şarkının özellikle müzik kulağı iyi olan birinin ve müziğe âşık birinin bir şarkı sayesinde evrenin bir ucundan diğer ucuna, hatırlayabildiği en geçmişe, aklının alabildiği en geleceğe saniyeler içinde gidebilmesi. Üstelik bunun olabilmesi için şarkının sözlerinin tamamının bildiğiniz bir dilde olması veya şarkı sözlerinin tümüne hâkim olmanıza da gerek yok. Hatta şarkının sözü olmasına da gerek yok. İlginç bir şekilde parçadaki o riffler, sözlerdeki tını ve diğer tüm etkenler sizi olayın içine çekiyor ve çift kulağınız kapalı bir şekilde kullandığınız bir çift kulaklık ile dinlediğiniz bir şarkının özgün yaşam alanına bırakıyorsunuz kendinizi. Belki de o şarkı, gerçekleştir(e)mediğin bir hayalinin olma ihtimalini zihninde yaşatıyor belki pişmanlıklarını anımsatıyor, belki o andaki mutluluğunu resmetmende yardımcı bir oyuncu rolünü üstleniyor kim bilir? Önemli de değil zaten. Önem arz eden nokta şarkıyı dinlemeye başlanılan o an ve o şarkının olay ufkuna kendinizi bırakmaya başladığınız ve zamanınızı durdurduğunuz andır. İşte özgürlük, özgür olduğunuzu sandığınız zamanı durdurduğunuzda başlıyor. Hayatının şu kısa ömründe, yaşamının hangi alanında ne kadar özgürsün, özgürdün ya da ne kadar özgür olduğunu sanıyorsun ki? Belli kalıpların içinde yaşamak, o kalıpların içine sığmaya çalışmak, o  kalıplardan taşmamaya çalışmak özgürlük müdür? Bence değildir, tam aksine sığlıktır. O sığlıktan kurtulmanın bir yolu da müziktir. Soğuk bir aralık gecesi üzerime giydiğim siyah bir ceketin iki cebini ellerimle doldurmuş şekilde, çirkin soluk sarı renkte ışık saçan sokak lambalarının altındaki sokak aralarından ”Empyrium-Many Moons Ago” dinleyerek avanak avanak, yaylana yaylana yürümek… İşte benim özgürlüğüm tam olarak budur! Severek dinlediğim her müzik bende bu zevki yaşatır. Değişik duygulardan, ne hissettirdiğinden bağımsız olarak hissetmek istediğin şeyin en zirve noktasına seni ulaştırıyor olması… Evet ben bu yüzden müziğimin hastasıyım. Müziğimin diyorum çünkü her şeyiyle beni anlatan sevdiğim tarzda  herhangi bir müzik telif olarak bana ait olmasa bile hissettirdikleriyle bana aittir.

Nadir Element içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!
Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin
Nadir Element içeriklerini beğendin mi? Sosyal medyada takip edin!

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

Çoğumuzun, adını belki de hiç duymadığı fakat yaşamımızda denk gelebileceğimiz, farkında ve bilinçli olduğumuz takdirde erken tanı ve tedavi seçeneklerini düzenleyebileceğimiz, benim ise özel eğitim alanında tanıştığım bir sendromdan bahsetmek istiyorum sizlere: DiGeorge Sendromu. DiGeorge Sendromu (DGS) 22. kromozomun (22q11) delesyonu (kromozomun bağlı bulunduğu parçadan kopup silinmesi, yok olması) ya da translokasyonu (kopan veya kaybolan […]
“Sisyphus’u gördüm, korkunç işkenceler çekerken: yakalamış iki avucuyla kocaman bir kayayı ve de kollarıyla bacaklarıyla dayanmıştı kayaya, habire itiyordu onu bir tepeye doğru, işte kaya tepeye vardı varacak, işte tamam, ama tepeye varmasına bir parmak kala, bir güç itiyordu onu tepeden gerisin geri, aşağıya kadar yuvarlanıyordu yeniden baş belası kaya, o da yeniden itiyordu kayayı, […]
Bugün 10 Mart 2022. Gülistansız 796. gün “Ne durumdayım biliyor musunuz? Ölüm Allah’ın emri, ölüm dünyada var. Gençlerin ölümü zor ama biz her gün yeniden ölüyoruz. Her gün… Toprağa bile basmaya kıyamıyorum, acaba kızım içinde olabilir mi diye. “ 21 yaşında, Tunceli’de bir üniversite öğrencisiydi Gülistan Doku. 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamıyor. […]
Bir girişim fikriniz var ve bu alanda bir marka oluşturmak istiyorsunuz ya da henüz küçük bir işletmesiniz ve işletmenizi büyütüp kârınıza kâr katmak istiyorsunuz. İşte bu yolda atmanız gereken ilk adım markalaşmak olmalıdır. Peki marka nedir?                Marka yalnızca kalabalık bir pazarda sizi diğerlerinden ayıran isim, logo ve slogandan ibaret değildir. Markanız insanların sizinle etkileşimde […]