fbpx

Liftware Kaşıkları” el titremesinden muzdarip insanların günün önemli bir parçası olan yemek vakitlerini huzurlu hâle getirmek için icat edilmiş, Eylül 2014’te Google tarafından satın alınan ve kurucusu Anupam Pathak’ın bölümün teknik liderliğini aldığı Lift Labs şirketinin bir devri kapatan ürünüdür.

Başta Parkinson olmak üzere bazı hastalıklar, hayat kalitesini büyük oranda düşüren el titremelerine yol açıyor. Öyle ki, hastaların bir yemek kaşığı dökmeden yemeleri imkânsızlaşıyor. Liftware kaşık ise içinde bulunan ufak bir bilgisayar sistemiyle titreşime karşı hareket ederek dengeyi sağlıyor ve bu sayede kaşıktaki yemek dökülmüyor. Anupam Pathak’ın aletin çalışma prensibine dair açıklaması ise şu şekilde: “Kaliteli fotoğraf makinalarında kullanılan teknolojiyi, elleri çok daha fazla titreyenlerin hareketlerini sabitlemek için ürettiğimiz Liftware’de kullandık. Nörolojik bozuklukları olanların elleri, hedeften yaklaşık 2 buçuk santim kayabilir. Aygıtın içindeki küçük bilgisayar, kullanıcının hareketlerini algılıyor, hareketin kasıtlı olup olmadığına karar veriyor, eğer kasıtlı değilse aygıtın ters yöne hareket etmesini sağlıyor.”

160624 Wilbur ME1A1404 Edit 86be8368

Tek başına yemek yemekte zorlanan Parkinson hastalarının yüzünü güldürecek bu ürün sitesi üzerinden birer adet çorba kaşığı başlığı, sabit tutmayı sağlayan gövdesi, taşıma çantası ve şarj aletiyle set olarak 195 dolara alınabildiği gibi yemek kaşığı, çatal ve kaşal başlıkları ek olarak satın alınabiliyor. Ürün taşımak için uygun boyutta olduğu gibi sade tasarımıyla da dikkat çekiyor. Ayrıca şirket, kaşığı satın alamayacaklar için gönüllü bağışları ve destekçileri kabul etmekte ve biriken bağışlar karşılığında ürünlerini Uluslararası Parkinson Vakfı’na ya da diğer Parkinson derneklerine göndermekte.

Sağlık için geliştirilen teknolojiler, hastaları ve onların yakınlarını ilgilendirdiği için bu tür haberler anında geniş bir kitleye ulaşmıyor. Ancak bu az bilinen teknolojinin yararları göz önüne alındığında parlak bir geleceğe sahip olacağı gayet düşünülesi bir durum.
Gelişen bu teknoloji henüz kesin tedavisi bulunmayan Parkinson hastalığının hayatı zorlaştıran önemli etkilerinden birini büyük oranda tolere ederek gün içinde göz ardı edilemeyecek olan yemek saatlerinin işkencesini önlüyor. Bu gelişme, hastalıkların tedavisi için yapılan araştırmaların yanında bu hastalıkların oluşturabileceği sorunları azaltmak, önlemek, insanların hayat kalitesini artırmak için yapılan araştırmaların ve icatların ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Bu gibi icatların temel felsefesi hastalık sonucu doğal faaliyetlerinde sıkıntı yaşayan insanların o faaliyeti mühendislerin ve bilim adamlarının çalışmalarıyla gerçekleştirmesidir. Tıpkı Stephen Hawking’in ALS hastalığından ötürü vücudundaki kasların çoğunu hareket ettirememesine rağmen yalnızca yanak hareketiyle konuşmasını sağlayan teknoloji gibi bu akıllı kaşık da elin tutucu görevini yerine getirmesinde yardımcı oluyor.

Abonelik
Bildir
guest
0 Yorumlar
Satır içi yorumlar
Tüm yorumları görüntüleyin

Okuyucuların Beğendiği İçerikler

Birçok kişinin ‘’zor ama maaşı iyi, garanti meslek gibi’’ düşünceleriyle ün kazanmış bir bölüm olan tıp fakültesini size en ince detaylarıyla aktaracağım. Öncelikle fakülteye gelmeden önce kendinizi ilk gün yapılacak çaylak şakasına ve ileri zamanlarda daha siz TUS isimli bölüm seçmenize yarayan sınava girmeden ‘’Sen ne doktorusun? ‘’ veya diş hekimliği ayrı bir bölüm olmasına […]
Yaşanan herhangi bir gün hiç yaşanmasaydı, her şey daha farklı olur muydu? Misal dün hiç yaşanmasaydı veyahut bundan yıllar önce bir gün hiç yaşanmasaydı yine aynı mıydı hayatınız? Kadere inanmak subjektif bir bakış açısı olarak görünebilir ancak hayatın akışı olarak farklı bir yerden durumu ele alabiliriz. Bütün malzemeleri özene bezene kesip, doğrayıp harika bir yemek […]
Herkesin ölmeden görmek isteyeceği bir yer vardır. Yoksa da henüz keşfetmemiştir… Benim için burası Norveç. “Soğuk Cennet” veyahut “Kuzeyin İncisi” denilen bu ülkenin lanse ettiği imajı bir görseniz aşık olmamak elde değil. O yüzden henüz kendi ülkenizi keşfetmediyseniz ileride belki yol arkadaşım olabilirsiniz! Norveç ”Soğuk Cennet” Ülkenin yönetim biçimi anayasal monarşi ve başkenti Oslo‘dur. 385,207 […]
Her kitap ayrı güzel, dünyasına girdikten sonra… Ama bazı başyapıtlar vardır, gerçekten okumak zevk verir. Okudukça içine düşer, yeni bir dünyanın kahramanı olursunuz. Herkes için değişebilecek bir liste… Daha iyisi varsa da ben okuduğum kadarını biliyorum ve bunlar şu an en iyisi! Daha birçok türde konuşulacak kitaplar olsa da üç ayrı türde üç başyapıt derledim, […]

İlgini Çekebilir

   Benim adım Ümran. Ümran Dakneş. Beş yaşındaydım. Ailemle Suriye’nin Halep kentinde, Esad rejimi yüzünden zor şartlar altında yaşarken Rusya’nın hava saldırıları sırasında evimizin yıkılması sonucu enkaz altında kaldım. Enkazdan çıkarıldığımda tenimin rengi toz yüzünden griydi. Kirpiklerime moloz yığını oturmuştu sanki. O kadar çok korkmuştum ki flaşlar her patladığında ürperiyordum. Fotoğraflarımı çekiyorlardı! Neden? Çünkü gözlerimden […]
Dede korkut hikayeleri 12 ve 14. yüzyıllar arasında Doğu Anadolu ve Azerbaycan’da yaşayan Oğuz boylarının günlük yaşamlarının olağanüstü olaylarla süslenmiş bir anlatımla anlatılan hikâyelerdir. Sonucunda halk hikâyelerden ders çıkarmıştır. Bir ön söz ve 13 hikâyeden oluşmaktadır. (13. hikâye olan “Salur Kazan’ın Yedi Başlı Ejderhayı Öldürmesi” son dönemlerde tespit edilmiştir.) 13 hikâyeden her birisi bir boy […]
Eternity And A Day (Sonsuzluk ve Bir Gün) Keder, ifade edilmemiş aşktır. Şairler sözleriyle yalnızca aşkı değil, acıyı da büyütürler. Theodoros Angelopulos‘un yönetmenliğini yaptığı Eternity and A Day filminde,  Yunan bir şair olan Alexandros’un hikâyesi de şiirlerinde olduğu gibi acıyı büyütüyor. Alexandros ölümcül bir hastalığa yakalandığını öğrenir ve hastaneye gitmeden önce son bir günü kalmıştır. […]
Bugün konu ise Rönesans’ın baş karakterlerinden Michelangelo. Ben bu konuya öncelikle Sistine Şapeli’nden giriş yapmak istiyorum. Evet Sistine Şapeli’nin şu anda tavanlarını süsleyen olağanüstü resimler Michelangelo’ya ait. Ben de buradan yola çıkarak araştırmaya başladım. 1500’lu yıllarda o zamanın Papa’sı II. Julius tarafından Michelangelo’ya yaptırılan bu resimlerin birazından bahsetmek istedim. Papa bu resimleri ilk gördüğünde Michelangelo’ya […]

Giriş

Bublogta'ya Hoş Geldin

Hadi birlikte içeriyi keşfedelim.
Neredeyse Bitti
Son olarak senden birkaç bilgi isteyeceğiz.